Ziyad b. Abdullah el-Bekkâî – Avâne’ye göre: İki hakemin tayin edilmesinden sonra Muaviye b. Ebî Süfyan, Benî Âmir b. Lüeyy’den olan Büsr b. Ebî Ertât komutasında bir ordu gönderdi. Şam’dan Medine’ye geldiler. O sırada Ali’nin Medine valisi Ebu Eyyub el-Ensârî idi. Ebu Eyyub Kûfe’de bulunan Ali’nin yanına kaçtı ve Büsr Medine’ye girdi.
Büsr, Medine’de hiçbir direnişle karşılaşmadan minbere çıktı ve şöyle bağırdı: “Dînâr, Neccâr ve Züreyq! Şeyhim, şeyhim! Daha dün beraber olduğum şeyhim şimdi nerede?” (Bununla Osman’ı kastediyordu.) Sonra şöyle dedi: “Ey Medine halkı! Allah’a yemin ederim ki Muaviye’den aldığım emir olmasaydı aranızda ergin bir erkek bırakmazdım.” Ardından onlardan Muaviye adına biat aldı.
Benî Selime’ye haber göndererek şöyle dedi: “Allah’a yemin ederim ki Cabir b. Abdullah’ı bana getirmedikçe size güvenlik vermeyeceğim ve biatinizi kabul etmeyeceğim.”
Cabir hemen Peygamber’in eşi Ümmü Seleme’ye gitti ve şöyle dedi: “Ne dersin? Öldürülmekten korkuyorum; fakat bu biat doğru değildir.” Ümmü Seleme, “Biat etmeni uygun görüyorum. Ben oğlum Ömer b. Ebî Seleme’ye de biat etmesini söyledim; damadım Abdullah b. Zem‘a’ya da söyledim” dedi. (Onun kızı Zeyneb, o sırada Abdullah b. Zem‘a ile evliydi.) Bunun üzerine Cabir, Büsr’ün yanına gidip ona biat etti.
Büsr Medine’de bazı evleri yıktı, sonra Mekke’ye gitti. Ebu Musa onun kendisini öldüreceğinden korktu. Fakat Büsr, “Bir peygamber sahabisine bunu yapmam” diyerek onu serbest bıraktı. Ebu Musa daha önce Yemen’e mektup yazarak Muaviye’nin gönderdiği süvarilerin insanları öldüreceğini ve hakemliği kabul etmeyenleri öldüreceğini bildirmişti.
Büsr Yemen’e doğru ilerledi. Orada Ali adına vali olan Ubeydullah b. Abbas bulunuyordu. Ubeydullah onun yaklaştığını duyunca Kûfe’ye kaçtı ve Ali’ye katıldı. Yemen’de kendi yerine Abdullah b. Abdülmedan el-Hârisî’yi vekil bıraktı. Büsr geldi ve onu oğlu ile birlikte öldürdü.
Ubeydullah b. Abbas’ın yük kervanına da rastladı. Kervanla birlikte Ubeydullah’ın iki küçük oğlu vardı. Büsr ikisini de öldürdü. Bazıları şöyle anlatır: Büsr, Ubeydullah b. Abbas’ın iki oğlunu Benî Kinâne’den bir bedevînin yanında buldu. Onları öldürmek isteyince Kinânî şöyle dedi: “Hiçbir suç işlememiş olan bu iki çocuğu niçin öldürüyorsun? Eğer öldüreceksen önce beni öldür!” Büsr, “Öyle yapacağım” dedi. Önce Kinânî’yi öldürdü, sonra da çocukları öldürdü. Başka bir rivayete göre Kinânî, çocukları korumak için savaşmış ve kendisi öldürülünceye kadar mücadele etmiştir. Büsr’ün öldürdüğü çocuklardan birinin adı Abdurrahman, diğerinin adı Kusem idi.
Büsr bu sefer sırasında Yemen’de Ali’nin taraftarlarından çok sayıda kişiyi öldürdü. Ali onun yaptıklarını duyunca iki bin kişiyi Câriye b. Kudâme komutasında, iki bin kişiyi de Vehb b. Mes‘ud komutasında gönderdi. Câriye Necran’a geldi. Orada bazı malları yaktı ve Osman taraftarlarından bazılarını yakalayıp öldürdü. Büsr ve adamları ondan kaçtı. Câriye onları Mekke’ye kadar takip etti. Mekkelilere, “Ali adına bana biat edin” dedi. Onlar da, “Müminlerin Emiri öldü; şimdi kimin adına biat edeceğiz?” dediler. Câriye, “Ali’nin arkadaşlarının biat ettiği kişi adına” dedi. Onlar isteksiz davrandılar fakat sonunda biat ettiler.
Câriye daha sonra Medine’ye gitti. O sırada Ebu Hureyre halka namaz kıldırıyordu. Ebu Hureyre ondan kaçtı. Câriye şöyle dedi: “Allah’a yemin ederim ki Ebu Sinnavr’u yakalasaydım başını keserdim.” Sonra Medinelilere, “Hasan b. Ali’ye biat edin” dedi. Onlar da biat ettiler. Bir gün orada kaldıktan sonra Kûfe’ye döndü. Ebu Hureyre de geri gelerek Medinelilere yeniden namaz kıldırmaya başladı.
Bu yıl (40/660-661) rivayetlere göre Ali ile Muaviye arasında, aralarında geçen yazışmalardan sonra bir ateşkes oldu. Bu anlaşmaya göre Ali Irak’a, Muaviye de Suriye’ye hakim olacaktı. Taraflardan hiçbiri diğerinin yönetimindeki bölgeye ordu, saldırı veya baskınla girmeyecekti.
Ziyad b. Abdullah – Ebu İshak’a göre: Taraflardan hiçbiri diğerine itaat etmeyi kabul etmeyince Muaviye Ali’ye şöyle yazdı: “İstersen Irak senin, Suriye benim olsun. Böylece kılıç bu ümmetten uzaklaştırılmış olur ve Müslümanların kanı dökülmez.” Ali bunu kabul etti ve ikisi bu konuda anlaştı. Böylece Muaviye ordusuyla birlikte Suriye’de kaldı ve oradan vergi topladı; Ali de Irak’tan vergi topladı ve gelirini askerlerine dağıttı.
Bu yıl tarih rivayetlerini nakledenlerin çoğuna göre Abdullah b. Abbas Basra’dan ayrılıp Mekke’ye gitti. Fakat bazıları bunu reddetmiş ve onun Basra’da Ali adına vali olarak kaldığını, Ali öldürüldükten ve Hasan Muaviye ile barış yaptıktan sonra Mekke’ye gittiğini söylemiştir.