Ömer b. Şebbe – Ali (el-Medâinî)’ye göre: İbn el-Hadramî öldürüldükten sonra ve Ali’ye karşı muhalefet arttığında, Fars ve Kirman halkı haracı ödemekten kaçınmak istedi. Her bölgede halk yönetimi ele geçirdi ve valilerini kovdu.
Ömer b. Şebbe – Ebu’l-Kasım – Seleme b. Osman – Ali b. Kesîr’e göre: Fars halkı haracı yerine getirmeyi reddedince Ali, oraya kimi vali tayin edebileceği konusunda görüş istedi. Câriye b. Kudâme ona şöyle dedi: “Ey Müminlerin Emiri, sana görüşü sağlam, yönetimi iyi bilen ve üstleneceği işi yapabilecek bir adam göstereceğim.” Ali bunun kim olduğunu sordu. Ona, “Ziyad” diye cevap verildi. Ali, “Pekâlâ, bu görev onundur” dedi. Onu Fars ve Kirman üzerine vali tayin etti ve dört bin kişiyle gönderdi. Ziyad bu toprakları boyun eğdirdi ve düzen altına aldı.
Ömer b. Şebbe – Ebu’l-Hasan (el-Medâinî) – Ali b. Mücahid – Şa‘bî’ye göre: Cibâl halkı isyan ettiğinde ve haraca tabi olanlar bunu ödemekten kaçınmak isteyip Ali’nin Fars valisi Sehl b. Huneyf’i oradan çıkardıklarında, İbn Abbas Ali’ye şöyle dedi: “Fars’ı bana bırak.” Bunun üzerine Basra’ya geldi ve Ziyad’ı büyük bir kuvvetle Fars’a gönderdi. Ziyad bu kuvvetle bölge halkını bastırdı ve onları haracı ödemeye mecbur etti.
Ömer b. Şebbe – Ebu’l-Hasan – Eyyûb b. Musa – İstahr halkından yaşlı bir zat – babasına göre: Ziyad’ın vali olduğu ve isyanın ortaya çıktığı sırada Fars’ta bulunduğumu hatırlıyorum. Ziyad durmaksızın teşvik ve çeşitli siyaset yöntemleri kullanarak halkı tekrar kendilerinden beklenen itaate ve düzene döndürdü. Böylece ortada düşmanca bir tutum kalmadı. Fars halkı şöyle derdi: “Yumuşaklık, teşvik yolları ve uygun olanı kavrama bakımından bu Arabın idaresine Kisrâ Enûşirvân’ın idaresine daha çok benzeyen bir yönetim görmedik.”
Ziyad Fars’a geldiğinde ileri gelenlere haber gönderdi; kendisine yardım edenlere vaatlerde bulundu ve ümit verdi. Bazılarını korkuttu ve tehdit etti. Böylece bazılarını diğerlerine karşı kullandı ve bir kısmına diğerlerinin zayıf yanlarını gösterdi. Bunun üzerine bazıları kaçtı, bazıları kaldı ve bazıları da birbirlerini öldürdü. Sonunda Fars tamamen onun hakimiyeti altına girdi; orada ona karşı hiçbir kuvvet veya savaş kalmadı. Kirman’da da aynı şekilde davrandı. Daha sonra Fars’a döndü ve bölgeleri dolaşarak halkın beklentilerini yükseltti. Böylece halk sükûnete kavuştu ve bölge yatıştı.
İstahr’a gitti, orada yerleşti ve Beyzâ-i İstahr ile İstahr arasında bir kaleyi tahkim etti. Bu kale Kal‘atü Ziyad adıyla tanındı. Eyaletin mallarını oraya taşıdı. Daha sonra Manger el-Yeşkürî orada tahkimata giriştiği için bugün orası Kal‘atü Manger adıyla bilinmektedir.