es-Serî – Şuayb – Seyf – Muhammed ve Talha’dan rivayet etti: Ali, Âişe’ye binek, azık ve diğer eşyalar bakımından ihtiyaç duyduğu her şeyi hazırladı. Onunla birlikte, kendi isteğiyle geride kalmak isteyenler dışında, onun tarafında savaşmış ve sağ kalmış olanların hepsini gönderdi. Ayrıca onunla birlikte gitmeleri için Basralı seçkin kırk kadın seçti. Sonra, “Muhammed, yolculuk için hazırlan ve onun yerine ulaşmasını sağla” dedi.
Yola çıkacağı gün, onunla vedalaşmak için yanına geldi. İnsanlar da oradaydı. Âişe dışarı çıktı; onlar onunla vedalaştılar, o da onlarla vedalaştı. Sonra şöyle dedi:
“Evlatlarım! Bizden bazılarımız, bazılarımızı ağır davranmakla veya aşırılıkla eleştirdi. Fakat bu konuda işiteceğiniz hiçbir şeyi birbirinize karşı içinizde tutmayın. Allah’a yemin olsun ki benimle Ali arasında geçmişte, bir kadınla erkek hısımları arasında olabilecek şeylerden başka bir şey olmadı. O, benim kanaatimce, benim eleştirime rağmen insanların en hayırlılarındandır.”
Ali de şöyle dedi:
“Ey insanlar! Vallahi doğru söyledi, doğru olandan başka bir şey söylemedi. Aramızda olan sadece buydu. O, şimdi de ebediyen de Peygamberinizin eşidir.”
Onun ayrıldığı gün, 1 Receb 36 / 24 Aralık 656 Cumartesi idi. Ali onu birkaç mil kadar uğurladı, sonra oğullarını bir gün boyunca ona refakat etmeleri için bıraktı.
Cemel günündeki büyük kıyım hakkında rivayetler
Ömer b. Şebbe – Ebu’l-Hasan – Muhammed b. el-Fadl b. Atıyye el-Horasanî – Saîd el-Kutâî’den rivayet etti: Biz Cemel Vakası’ndaki ölü sayısını altı bini aşkın olarak anlatırdık.
Abdullah b. Ahmed b. Şebbeveyh – babası – Süleyman b. Sâlih – Abdullah – Cerîr b. Hâzim – ez-Zübeyr b. el-Hırrît – Ebu Lebîd Limâze b. Ziyâd’dan rivayet etti: Ona, “Neden Ali’ye sövüyorsun?” diye sordum. O da şöyle dedi: “Güneş başlarımızın üzerine gelinceye kadar bizden iki bin beş yüz kişiyi öldüren bir adama sövmeyeyim de ne yapayım?”
Cerîr b. Hâzim – İbn Ebî Ya‘kûb’dan rivayet etti: Cemel gününde Ali b. Ebi Talib iki bin beş yüz kişiyi öldürdü. Bunların bin üç yüz ellisi Azd’den, sekiz yüzü Benî Dabbah’tan, üç yüz ellisi de geri kalan insanlardandı.
Abdullah b. Ahmed b. Şebbeveyh – babası – Süleyman – Abdullah – Cerîr’den rivayet etti: el-Muarrid b. İlat, Cemel gününde öldürüldüğünde kardeşi el-Haccâc şu beyitleri söyledi:
“Hiçbir gün görmedim ki, insanlar sağ ellerini kaybettikleri için yalnız sol elleriyle savaşa bu kadar koşmuş olsunlar.”
Muâz – Abdullah – Cerîr’den rivayet etti: el-Muarrid b. İlat öldürüldüğünde kardeşi el-Haccâc şu beyitleri söyledi:
“Hiçbir gün görmedim ki, insanlar sağ ellerini kaybettikleri için yalnız sol elleriyle savaşa bu kadar koşmuş olsunlar.”
Savaş sona erdiğinde Ammâr b. Yâsir’in Âişe’ye söyledikleri
Abdullah b. Ahmed – babası – Süleyman – Abdullah – Cerîr b. Hâzim – Ebu Yezîd el-Medenî’den rivayet etti: İnsanlar savaşı bitirince Ammâr b. Yâsir, Âişe’ye şöyle dedi:
“Ey Müminlerin annesi! Bu yürüyüş, senin için alınan ahitten ne kadar da uzaktır!”
Âişe ona, “Ebu’l-Yakzân!” dedi. O da, “Evet?” dedi. Bunun üzerine Âişe şöyle dedi:
“Allah’a yemin olsun ki, senin hak sözü çok söyleyen biri olduğunu daima bilirdim.”
Ammâr ise şöyle cevap verdi:
“Hamdolsun Allah’a ki, beni senin dilinle doğruladı.”