Ziyad’ın da haraç ve beytülmal işlerine tayini
Ali, İbn Abbas’ı Basra’ya vali, Ziyad’ı da haraç ve beytülmal işlerine memur tayin etti. İbn Abbas’a da Ziyad’ın görüşlerine kulak vermesini emretti. İbn Abbas şöyle derdi:
“İnsanlarla ilgili küçük bir mesele hakkında onunla istişare ettim. Bana şöyle dedi: ‘Sen haklı olduğunu, hasmının da haksız olduğunu biliyorsan sana sağlam bir görüş söylerim; bilmiyorsan da yine sağlam bir görüş söylerim.’ Ben de, ‘Ben haklıyım, onlar haksızdır’ dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: ‘Sana itaat edenleri, sana isyan edenlere ve emrine karşı çıkanlara karşı kullan. Eğer onların başlarının vurulması İslam için daha güçlü ve daha faydalı olacaksa, vur!’ Ben de bu görüşü yazmasını istedim. Yanımdan ayrılınca yazdığına baktım ve bana gerçekten iyi düşünülmüş bir görüş verdiğini anladım.”
Sebeiyye, Ali’nin izni olmadan yola çıktı. Bu durum Ali’nin aceleyle yola çıkmasına ve onların planlarını bozmak için peşlerine düşmesine sebep oldu. O, Basra’da bir müddet kalmıştı.
es-Serî – Şuayb – Seyf – Muhammed ve Talha’dan rivayet etti: Medineliler, Cemel gününün haberini perşembe günü güneş batmadan önce, Medine üzerinde dönen ve aşağı sarkan bir şey taşıyan bir akbabadan öğrendiler. Ona bakıyorlardı; sonra o şey yere düştü. Bir de baktılar ki, üzerinde Abdurrahman b. Attâb adı kazılı bir yüzük bulunan insan eliymiş. Ardından Mekke ile Medine arasındaki bütün Basralılar, ister Basra’ya yakın olsunlar ister uzak, akbabaların taşıdığı eller ve ayaklar yoluyla savaşın haberini öğrenince korkuya kapıldılar.