Senden önce de ancak şehir halkından kendilerine vahyettiğimiz erkekleri elçi olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Ahiret yurdu, Allah’tan sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve-mâ (ve değil) erselnâ (gönderdik) min (-den) kablike (senden önce) illâ (ancak) ricâlen (erkekler) nûhî (vahyediyoruz) ileyhim (onlara) min (-den) ehli (halkından) l-kurâ (şehirlerin) e-fe-lem (öyleyse değil mi) yesîrû (gezdiler) fî (içinde) l-ardi (yeryüzünün) fe-yenzurû (ve görsünler) keyfe (nasıl) kâne (oldu) ‘âkibetu (sonu) llezîne (o kimselerin ki) min (-den) kablihim (onlardan önce) ve-le-dâru (ve elbette yurdu) l-âhirati (ahiretin) hayrun (daha hayırlıdır) li-llezîne (o kimseler için ki) ttekav (sakındılar) e-fe-lâ (öyleyse hâlâ değil mi) ta‘kilûn (aklediyorsunuz).
Mukatil Tefsiri
Senden önce de şehirlerde yaşayan erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik ve onlara vahyettik. Çünkü şehir ve yerleşim halkı, çadırlarda yaşayan göçebe kimselerden daha akıllı ve daha bilgili kabul edilirdi. Bu açıklama, Mekke kâfirlerinin, “Allah bir meleği elçi olarak gönderseydi ya” demeleri üzerine yapılmıştır. Onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olanların sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Mekke halkından önce yaşamış Ad, Semud ve geçmiş ümmetlerin dünyadaki sonu helak olmuştu. Ahiret yurdu ise şirkten sakınanlar için dünyadan daha hayırlı ve üstündür. Ahiretin dünyadan daha hayırlı olduğunu hâlâ aklınızla kavramayacak mısınız?
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey Muhammed, senden önce de kadınları yahut melekleri değil, yalnızca erkekleri elçi olarak gönderdik. Onlara ayetlerimizi vahyettik; insanları bize itaate ve ibadeti yalnız bize özgü kılmaya çağırdılar. Bu elçiler şehir ve kasaba halkından olan kimselerdi, çöllerde yaşayan göçebelerden değillerdi.” Nitekim Bişr bize rivayet etti ve dedi ki: Yezid bize rivayet etti, o da Said’den, Said de Katade’den “Senden önce de ancak şehir halkından kendilerine vahyettiğimiz erkekleri elçi olarak gönderdik” sözü hakkında rivayet etti. Katade, “Çünkü şehir halkı, çadırlarda yaşayan çöl halkından daha ağırbaşlı ve daha akıllıydı” dedi. “Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı?” sözüyle Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey Muhammed, seni yalanlayan, peygamberliğini inkâr eden ve Allah’ın birliğine, itaati ve ibadeti yalnızca O’na özgü kılmaya dair getirdiğin şeyi reddeden bu müşrikler yeryüzünde dolaşmadılar mı? Kendilerinden önce bizim elçilerimizi yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Biz cezamızı onların üzerine indirip onları helak etmedik mi, buna karşılık elçilerimizi ve bize uyanları bu azaptan kurtarmadık mı? Bütün bunlar üzerinde düşünüp ibret almaları gerekmez miydi?” Bu konuda Kasım bize rivayet etti ve dedi ki: Hüseyin bize rivayet etti, o da Haccac’dan rivayet etti. İbn Cüreyc şöyle dedi: “Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erkekleri elçi olarak gönderdik” sözü, onların “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmemiştir” demeleri üzerine söylenmiştir. Ayrıca “Sen ne kadar çok istesen de insanların çoğu iman edecek değildir” (Yusuf 103), “Sen bunun karşılığında onlardan hiçbir ücret istemiyorsun” (Yusuf 104), “Göklerde ve yerde nice ayet vardır ki onların yanından geçerler” (Yusuf 105), “Allah’ın azabından kendilerini kuşatacak bir belanın gelmesinden emin mi oldular?” (Yusuf 107) ve “Yeryüzünde dolaşıp bakmadılar mı?” sözlerinin tamamı Kureyş’e hitaptır. Yani, “Yeryüzünde dolaşıp bizim helak ettiğimiz kimselerin geride bıraktıkları izlere bakmadılar mı, ibret alıp düşünmediler mi?” denilmektedir.
“Ahiret yurdu daha hayırlıdır” sözüyle Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Dünyada bize dostluk ve itaat üzere bulunanlara yaptığımız muamele işte böyledir; azabımız bize karşı gelen ve ortak koşanlara indiğinde bunları kurtarırız. Ahiret yurdunda onlar için bulunan nimetler ise bundan daha hayırlıdır. Cümlede bazı sözler, “Ahiret yurdu Allah’tan sakınanlar için daha hayırlıdır” ifadesinin bunları göstermesi sebebiyle söylenmemiştir. “Ahiret yurdu” ifadesinde yurt kelimesi ahirete izafe edilmiştir; oysa yurdun kendisi zaten ahiret yurdudur. Bunun sebebi iki kelimenin lafız bakımından farklı olmasıdır. Nitekim “İşte bu, kesin gerçeğin ta kendisidir” (Vâkıa 95) denilmiş; Arapçada “geçen yıl”, “önceki gece” ve benzeri ifadeler de bu şekilde kullanılmıştır. Şair de şöyle demiştir: “Fakası övüyor, Abs’ı yeriyorsun; annen seni ne kötü doğurmuş! Abs’ın yurtları sana karşı boş kalsaydı, aşağılanmayı kesin bir bilginin bilgisiyle tanırdın.” Burada kastedilen, onu kesin biçimde bilmek demektir. Buna göre sözün anlamı şudur: Ahiret yurdu, Allah’ın farzlarını yerine getirerek ve günahlarından kaçınarak O’ndan sakınanlar için daha hayırlıdır. “Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” sözüyle de Yüce Allah, “Allah’a ortak koşan bu kimseler, kendilerine söylediğimiz ve haber verdiğimiz şeylerin gerçekliğini, inkârın kötü sonucunu ve inkârcıların sonunda ne hâle geleceğini hâlâ akletmeyecekler mi? Oysa kendilerinden önce peygamberleri yalanlayan inkârcı ümmetlerin başına gelenleri görmüş, işitmiş ve bunlara dair haberleri öğrenmişlerdir” demektedir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…