"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Peygamber’in Mekke’ye Dönüşü

Allah’ın Elçisi, Thakîf’ten olumlu bir cevap alma ümidini kesince Tâif’ten ayrılarak Mekke’ye dönmek üzere yola çıktı. Nahle’ye vardığında gecenin ortasında namaz kılmak için ayağa kalktı. Allah’ın haber verdiği üzere, o sırada cinlerden bir topluluk oradan geçti. Muhammed b. İshak, kendisine onların Yemen’den Nasîbîn’e mensup yedi cin olduğu bilgisinin ulaştığını söyler. Onlar onu dinlediler; namazını bitirdiğinde ise kavimlerine dönüp, işittiklerine inanmış ve ona icabet etmiş olarak, onları uyarmaya gittiler. Allah onların kıssasını şu sözleriyle zikretmiştir:

“Cinlerden bir kısmını Kur’an’ı dinlesinler diye sana yöneltmiştik. Onun huzuruna geldiklerinde, ‘Dinleyin!’ dediler. Okuma bitince kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki: Ey kavmimiz! Biz Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve dosdoğru bir yola ileten bir kitap dinledik. Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine icabet edin ve ona iman edin. O da sizin bazı günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun.”

Allah ayrıca şöyle buyurmuştur:

“De ki: Bana vahyedildi ki, cinlerden bir topluluk dinledi ve şöyle dedi: Bu hayranlık verici bir Kur’an’dır.”

Muhammed b. İshak, vahyi dinleyen cinlerin adlarının Hassa, Massa, Şâsir, Nâsir, Ayna’l-Ard, Aynayn ve el-Ahgam olduğunu işittiğini söyler.

Bundan sonra Allah’ın Elçisi Mekke’ye döndü. Fakat halkını, az sayıdaki zayıf mümin dışında, ona karşı daha da kararlı ve dinini terk etmeye daha meyilli buldu.

Bazıları şöyle demiştir: Allah’ın Elçisi Tâif’ten Mekke’ye dönerken bir Mekkelinin yanından geçti ve ona, “Sana emanet edeceğim bir mesajı iletir misin?” dedi. Adam kabul edince şöyle dedi: “el-Ahnes b. Şerîk’e git ve de ki: ‘Muhammed, Rabbinin mesajını tebliğ edebilmesi için kendisine himaye verip vermeyeceğini soruyor.’”

Adam gidip mesajı iletti. el-Ahnes, “Müttefik, asil soylulara karşı himaye vermez,” dedi. Adam geri dönüp bu cevabı bildirdi.

Allah’ın Elçisi ona tekrar gidip gitmeyeceğini sordu. O da kabul edince şöyle dedi: “Süheyl b. Amr’a git ve de ki: ‘Muhammed, Rabbinin mesajını tebliğ edebilmesi için kendisine himaye verip vermeyeceğini soruyor.’”

Adam gidip mesajı iletti. Süheyl, “Benû Âmir b. Lüey, Benû Ka‘b’a karşı himaye vermez,” dedi. Adam geri dönüp bu cevabı da iletti.

Bunun üzerine Allah’ın Elçisi, bir kez daha gidip gitmeyeceğini sordu. Adam kabul edince şöyle dedi: “Mut‘im b. Adî’ye git ve de ki: ‘Muhammed, Rabbinin mesajını tebliğ edebilmesi için kendisine himaye verip vermeyeceğini soruyor.’”

Mut‘im, “Evet, gelsin,” dedi.

Adam geri dönüp bunu haber verdi. Ertesi sabah Mut‘im b. Adî, oğulları ve kardeşinin oğulları silahlarını kuşanmış olarak geldiler ve mescide girdiler. Ebû Cehil onu görünce, “Himaye mi veriyorsun, yoksa savaşa mı çağırıyorsun?” dedi.

Mut‘im, “Himaye veriyorum,” dedi.

Ebû Cehil, “Senin himaye ettiğini biz de himaye ederiz,” dedi.

Bunun üzerine Peygamber Mekke’ye girdi ve orada kaldı.

Bir gün Mescid-i Haram’a girdiğinde müşrikler Kâbe’nin yanında bulunuyordu. Ebû Cehil onu görünce, “İşte sizin peygamberiniz, Abdümenâf oğulları,” dedi.

Buna karşılık Utbe b. Rebîa, “Aramızdan bir peygamber veya bir hükümdar çıkmasında ne sakınca var?” dedi.

Bu söz Peygamber’e ulaştı veya kendisi işitti. Onların yanına gidip şöyle dedi:

“Ey Utbe b. Rebîa! Allah’a yemin ederim ki sen Allah veya Peygamberi için öfkelenmedin; kendi gururun için öfkelendin. Sen ey Ebû Cehil b. Hişâm! Allah’a yemin ederim ki az bir zaman sonra az gülecek, çok ağlayacaksın. Siz ey Kureyş’in ileri gelenleri! Allah’a yemin ederim ki pek yakında istemediğiniz bir şeye zorla gireceksiniz.”

https://kutsalayet.de/peygamberin-taife-gitmesi/,https://kutsalayet.de/peygamberin-arap-kabilelerine-tebligi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız