Bu, Allah’ın kulu ve Müminlerin Emiri Hârûn’un düzenlettiği bir belgedir. Müminlerin Emiri Hârûn’un oğlu Abdullah, bunu onun için aklı başında, tam ehliyet sahibi, bu belgede yazdıklarında samimi bir niyet taşıyarak ve bunun içeriğinin kendisi, ailesi ve bütün Müslüman topluluğu için hayırlı ve doğru olduğunu kabul ederek kendi eliyle yazmıştır.
Müminlerin Emiri Hârûn, beni kardeşim Muhammed b. Hârûn’dan sonra hilafette ve Müslümanların idaresi altındaki bütün işlerde halef tayin etti. Kendi sağlığında beni Horasan’ın sınır bölgelerine, şehirlerine ve onun bütün idarî ve malî birimlerine vali tayin etti. Ayrıca Muhammed b. Hârûn’a, bana verdiği şeyleri aynen korumasını şart koştu. Bunlar; Muhammed’den sonra hilafet, halkın ve ülkelerin idaresi ile Horasan’ın ve onun bütün idarî ve malî birimlerinin yönetimidir.
Muhammed’in, Müminlerin Emiri’nin bana tahsis ettiği veya benim için satın aldığı yahut benim ondan satın aldığım mülkler, gelir getiren mallar ve konutlar üzerinde benimle çekişmeye girmemesi gerekir. Aynı şekilde, Müminlerin Emiri’nin bana verdiği mallar, mücevherler, elbiseler, eşyalar, binek hayvanları, köleler ve benzeri şeyler konusunda da bana karışmaması gerekir. Beni veya mali görevlilerimi ve kâtiplerimi hesap sorma ve denetleme bahanesiyle rahatsız etmemesi gerekir. Bu sebeple ne beni ne de görevlilerimden herhangi birini sıkıştırmamalıdır. Bana, bu görevlilere veya yardıma çağırdığım yakın çevremden yahut genel olarak insanlardan herhangi birine; can, kan, saç, et yani bedene yönelik şiddet ve kan dökme, mal, mülk veya küçük büyük herhangi bir konuda eziyet verici bir iş yapmamalıdır.
Muhammed bunu kabul etmiş, bunu açıkça onaylamış ve bu şartlara bağlı kalacağını bildiren bir belgeyi Hârûn için yazmıştır. Müminlerin Emiri Hârûn bundan memnun olmuş, onu kabul etmiş ve bu konudaki niyetinin samimi olduğunu görmüştür.
Ben de Müminlerin Emiri’ne karşı kendi üzerime şu yükümlülüğü aldım: Muhammed’i dinleyecek ve ona itaat edeceğim, ona karşı isyan etmeyeceğim. Ona samimiyetle öğüt vereceğim ve ona karşı hile yapmayacağım. Ona verdiğim biatı yerine getireceğim, onun otoritesini tanıyacağım, ona ihanet etmeyeceğim ve yeminimi bozmayacağım. Resmî emirlerini ve talimatlarını uygulayacağım. Kendi yönetim bölgemde ona gönüllü olarak yardım edecek ve onun düşmanlarıyla savaşacağım.
Bütün bunları, onun Müminlerin Emiri’ne benim hakkımda yerine getirmeyi üstlendiği yükümlülükleri tam olarak yerine getirmesi şartıyla yapacağım. Bu yükümlülükler, Müminlerin Emiri için kendi eliyle yazdığı belgede açıkça sayılmış ve Müminlerin Emiri de o belgeden memnun kalmıştır. Yani beni bu hususlarda sıkıştırmayacak, rahatsız etmeyecek ve Müminlerin Emiri’nin benim hakkımda ona yüklediği şartlardan hiçbirini bozmayacaktır.
Eğer Müminlerin Emiri’nin oğlu Muhammed bir askerî güce ihtiyaç duyar ve bunu bana yazarak benden o kuvveti kendisine, bir bölgeye veya kendisine başkaldıran ya da onun otoritesinden veya Müminlerin Emiri’nin bize verip resmen sorumlu kıldığı benim yetki alanımdan bir şeyi eksiltmeye çalışan düşmanlarına karşı göndermemi isterse, onun emrini yerine getirmeyi, ona karşı gelmemeyi ve bana yazdığı hiçbir işi eksik bırakmamayı üzerime alırım.
Eğer Muhammed, benden sonra hilafete kendi çocuklarından birini veliaht tayin etmek isterse, buna hakkı vardır. Ancak bunun için önce Müminlerin Emiri’nin benim hakkımda ona yüklediği ve benim lehime yerine getirmesini şart koştuğu yükümlülükleri tam olarak yerine getirmiş olması gerekir. Ben de buna uygun davranmayı ve bunu ona eksiksiz biçimde yerine getirmeyi üzerime alıyorum. Bunun hiçbir kısmını eksiltmeyecek, değiştirmeyecek ve bozmayacağım. Kendi çocuklarımdan veya yakın ya da uzak herhangi bir kimseden hiç kimseyi onun önüne geçirmeyeceğim. Ancak Müminlerin Emiri Hârûn, çocuklarından bir başkasını benden sonra hilafete tayin eder ve sonra beni ve Muhammed’i ona bağlılık göstermeye mecbur ederse, bu başka.
Ben, Müminlerin Emiri’ne ve Muhammed’e sadakat yükümlülüğünü, yerine getirmeyi üstlendiğim ve bu belgede açıkça yazdığım hususlara göre üzerime alıyorum. Bu durum, Muhammed’in de Müminlerin Emiri’nin benim hakkımda ona yüklediği bütün yükümlülükleri ve Müminlerin Emiri’nin bana verdiği ve benim için yazdığı bu belgede açıkça sıralanan bütün şeyleri eksiksiz yerine getirmesi şartına bağlıdır.
Ben, Allah’ın yüklediği sorumluluğu ve ahdi, atalarımın anlaşmalarını, bütün müminlerin anlaşmalarını, Allah’ın yarattıkları arasından peygamberlere ve elçilere yüklediği en ağır bağlayıcı ahit ve yükümlülükleri ve Allah’ın sadık kalınmasını emredip bozulmasını ve değiştirilmesini yasakladığı bütün ağır yeminleri de üzerime alıyorum.
Eğer üzerime aldığım ve bu belgede açıkça yazdığım şartlardan tek birini bozarsam, değiştirirsem, uymazsam veya hile yaparsam; yüce Allah’ın himayesinden, dininden ve Allah’ın Elçisi Muhammed’den uzak düşeyim. Kıyamet günü Allah’ın huzuruna kâfir ve müşrik olarak çıkayım. Şu anda nikâhımda bulunan veya önümüzdeki otuz yıl içinde evleneceğim her kadın, kesin ve geri dönüşsüz üç talakla boş olsun. Şu anda sahip olduğum veya önümüzdeki otuz yıl içinde sahip olacağım her köle, Allah sevgisi uğruna hür olsun. Kefaret olarak, Allah’ın Beyt-i Haram’ına otuz defa yalınayak yürüyerek hac yapmayı üzerime farz bir adak olarak alıyorum; Allah bunun yerine getirilmesini benden mutlaka isteyecektir. Şu anda sahip olduğum veya önümüzdeki otuz yıl içinde sahip olacağım bütün mal, Kâbe’ye adanmış bir bağış sayılsın.
Müminlerin Emiri’ne karşı üstlendiğim ve bu belgede yerine getirmeyi kendime zorunlu kıldığım her şey benim üzerimde bağlayıcıdır. Gönlümde bunun aksini tasarlamayacağım ve başka türlü bir karara yönelmeyeceğim. Buna Müminlerin Emiri’nin oğlu Süleyman ile falan ve falan şahit olmuştur. Bu belge 186 yılı Zilhicce ayında, yani Aralık 802’de yazılmıştır.