Abdullah b. Ahmed el-Mervezî – babası – Süleyman – Abdullah – Muâviye b. Abdurrahman – Ebû Bekir el-Hüzeli’den rivayet etti: Ali, Abdullah b. Abbas’ı Basra’ya vekil tayin edince oradan Kûfe’ye gitti ve Sıffîn’e gitmek üzere hazırlanmaya başladı. Bu konuda danıştı. Bazıları ona ordusunu göndermesini fakat kendisinin Kûfe’de kalmasını tavsiye etti. Diğerleri ise askerlerle birlikte gitmesini önerdi. Ali ise bizzat komutayı üstlenmekte ısrar etti ve adamlarını hazırladı.
Bu haber Muâviye’ye ulaşınca Amr b. el-Âs’ı çağırdı ve onun görüşünü sordu. Amr şöyle dedi: “Ali’nin yola çıktığını duyduğuna göre sen de yola çık ve görüşlerinle ve tedbirlerinle ona karşı dur.” Bunun üzerine Muâviye, “Öyleyse ey Ebû Abdullah, adamları hazırla” dedi.
Amr askerleri harekete geçirmeye başladı ve Ali ile taraftarlarının gücünü küçümseyerek şöyle dedi: “Iraklılar kendi aralarında bölündüler, kendi güçlerini zayıflattılar ve keskinliklerini körelttiler. Ayrıca Basralılar Ali’ye karşıdır; çünkü o onlara zarar verdi ve onların arasından birçok kişiyi öldürdü. Basra’nın ve Kûfe’nin ileri gelenleri Cemel Savaşı’nda birbirlerini yok ettiler. Ali ise şimdi sayıca az bir toplulukla yola çıkmıştır; onların arasında sizin halifenizi öldürenler de vardır. Allah’tan korkun; yoksa intikam talep etme hakkınızı kaybedersiniz ve Osman’ın kanı intikamsız kalır.”
Bunun üzerine Muâviye Şamlıları orduya yazdı ve Amr için sancağı bağladı. Amr da başkaları için sancak bağladı; bunlar arasında kölesi Verdân ile iki oğlu Abdullah ve Muhammed vardı. Ali ise kölesi Kanber’i görevlendirdi.
Bunun üzerine Amr şöyle dedi:
“Verdân bana Kanber’e karşı yeter mi,
Sakîn kabilesi de Himyer’e karşı,
Yiğitler zırhlarını giydiğinde?”
Ali bunu duyunca şöyle cevap verdi:
“Ben Âs oğlu Âs’ın karşısına
savaşa hazır yetmiş bin adamla çıkacağım.
Atlarla genç develer yan yana ilerleyecek
ve zırh halkalarını onların arka taraflarına bağlayacağız.”
Muâviye bunu duyunca Amr’a şöyle dedi: “Görüyorum ki İbn Ebî Tâlib senin dengin.” Bunun üzerine daha ihtiyatlı davranmaya başladı. Ali’den korktuğunu düşündüğü veya onun hakkında kötü söz söylediğini bildiği herkese mektuplar yazdı. Ayrıca Osman’ın kanının dökülmesini büyük bir mesele sayan herkese de yazdı ve Ali’ye karşı kendisine yardım etmelerini istedi.
Velîd b. Ukbe bunu görünce Muâviye’ye şu şiiri gönderdi:
“Muâviye b. Harb’e söyle:
Sen güvenilir bir adam karşısında utanç içindesin.
Şam’da bağlı tutulmuş
ve bağırıp duran fakat hareket edemeyen bir erkek deve gibisin.
Senin Ali’ye yazman
kurtlanmış ve artık işe yaramayan bir deriyi tabaklamaya çalışan kadın gibidir.
Irak’ın zayıf develeri için gelen her süvari topluluğu
sende yönetim arzusunu uyandırıyor.
Fakat intikam isteyen kimse geri durmaz,
onu sürekli arar.
Eğer öldürülen sen olsaydın ve o hayatta olsaydı,
kılıcını çekmiş olurdu; geri dönmeden ve yorulmadan,
Ve intikamını alıp öldürünceye kadar
durmadan onu arardı.
Medine’deki ailen ise yok edildi,
saman çöpleri gibi yere serildi.”
Ebû Bekir el-Hüzeli’den nakledildiğine göre Ali b. Ebî Tâlib Muâviye ile karşılaşmak üzere yürüdüğünde Iraklılardan biri şu iki beyti yazdı:
“Ey Müminlerin Emiri Ali!
Irak’a vardığında,
Bil ki Irak ve halkı
seni özlemle bekliyor; gel!”
Avâne’nin rivayetine göre Ali, öncü kuvvet olarak Ziyad b. en-Nadr el-Hârisî’yi sekiz bin askerle önden gönderdi. Onunla birlikte dört bin askerle Şüreyh b. Hânî vardı. Ali ise Nuhayle’den ordusuyla birlikte yola çıktı. Medâin’e girince orada bulunan savaşçı birlikler de ona katıldı. Medâin’e Sa‘d b. Mes‘ûd es-Sekafî’yi — Muhtar b. Ebî Ubeyd’in amcasını — vali bıraktı. Oradan üç bin askerle Ma‘kıl b. Kays’ı gönderdi ve ona Musul yolu üzerinden gidip kendisine katılmasını emretti.