"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Muhammed b. Ebî Bekir’in Mısır Valiliği

Hişâm – Ebû Mihnef – el-Ezd’in Vâlibe kolundan el-Vâlibî el-Hâris b. Ka‘b – babasından rivayet etti: Ali, Muhammed b. Ebî Bekir’in Mısırlılara götürmesi için bir mektup yazdı. Muhammed, bu mektubu Kays’a sununca Kays ona şöyle dedi: “Müminlerin Emiri ne yapıyor? Fikrini değiştiren nedir? Hakkımda ona birileri bir şeyler mi söyledi?” Muhammed, “Hayır, bu yönetim senindir” dedi. Kays ise, “Allah’a yemin ederim ki bir an bile seninle aynı yerde kalmayacağım” dedi. Ali onu görevden alınca Kays öfkelendi, Mısır’dan ayrıldı ve Medine’ye yöneldi. Oraya vardığında Hassan b. Sâbit – ki Osman taraftarlarındandı – onun yanına geldi, başına gelene sevinerek şöyle dedi: “Ali b. Ebî Tâlib seni görevden aldı. Sen Osman’ın öldürülmesine katıldın, hâlâ da bunun vebalini taşıyorsun; üstelik Ali sana pek bir teşekkür de etmedi!” Kays b. Sa‘d ona şu cevabı verdi: “Senin sadece gözün değil, aklın da kör olmuş! Allah’a yemin ederim ki kavmimle senin kavmin arasında bir savaşa sebep olacak olmasaydı boynunu kırardım! Defol gözümün önünden!” Bundan sonra Kays, Sehl b. Huneyf ile birlikte Medine’den ayrılıp Ali’nin yanına gitti. Kays, Ali’ye olup bitenin tamamını anlattı; Ali de ona inandı. Daha sonra Kays ile Sehl, Ali’nin yanında Sıffin’de de bulundular.

Abdullah b. Ahmed el-Mervezî – babası – Süleyman – Abdullah – Yunus – Zührî’den rivayet etti: Muhammed b. Ebî Bekir Mısır’a gelince Kays Medine’de kalmak üzere ayrıldı. Bunun üzerine Mervân ile Esved b. Ebî el-Bahterî, onun yakalanacağı ya da öldürüleceği korkusunu içine düşürdüler. O da yol devesine binip Ali’ye katıldı. Bunun ardından Muâviye, Mervân ile Esved’e öfkeli bir mektup gönderdi: “Siz ikiniz, Kays b. Sa‘d’ı, onun sağduyusunu ve insanlar nezdindeki saygın yerini Ali’ye kazandırdınız. Allah’a yemin ederim ki ona yüz bin asker kazandırmış olsaydınız bile, Kays b. Sa‘d’ı Ali’ye göndermeniz kadar beni öfkelendirmezdi!”

Kays b. Sa‘d, Ali’nin yanına gelip olanları ona anlattı. Aynı zamanda Muhammed b. Ebî Bekir’in öldürüldüğü haberi de ona ulaşmıştı. Bütün bunlar Ali’ye, Kays b. Sa‘d’in güçlü tuzaklara karşı direnmekte olduğunu ve onu görevden almasını tavsiye edenlerin kendisine kötü öğüt verdiklerini gösterdi. Bundan sonra Ali, her işinde Kays b. Sa‘d’in görüşünü dinledi.

Hişâm – Ebû Mihnef – el-Vâlibî el-Hâris b. Ka‘b – babasından rivayet etti: Ben, Muhammed b. Ebî Bekir Mısır’a gelip de tayin yazısını halka okuduğunda onun yanındaydım. Yazıda şöyle deniyordu:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Allah’ın kulu, Müminlerin Emiri Ali’nin, Muhammed b. Ebî Bekir’i Mısır’a vali tayin ederken ona verdiği görev yazısıdır.

Ona, gizlide ve açıkta Allah’a karşı takvalı olmayı, görünmeyen ve görünen hususlarda Yüce Allah’tan korkmayı, Müslümanlara karşı yumuşak, yoldan çıkanlara karşı sert olmayı, zimmet ehline karşı adaletli davranmayı, mazlumun hakkını ayakta tutmayı, zalime karşı sert olmayı, insanları bağışlamayı ve gücü yettiği ölçüde iyilik yapmayı emreder. Allah, iyilik yapanları mükâfatlandırır, kötülük yapanları ise cezalandırır.

Ona, çevresindekileri imama itaate ve imamın cemaati etrafında toplanmaya çağırmasını emreder. Çünkü bunda onlar için sonu gelmez bir sonuç ve ölçülemeyecek, kavranamayacak kadar büyük bir ecir vardır.

Ona, arazi haracını daha önce hangi miktarda alınıyorsa o şekilde toplamasını; bunda ne eksiltmeye gitmesini ne de yeni bir değişiklik yapmasını emreder. Sonra da bunu, daha önce paylaştırıldığı gibi hak sahiplerine dağıtmasını; onlara yumuşak davranmasını, meclislerinde ve kendilerine gösterdiği ilgi hususunda eşit davranmasını emreder; yakının da uzağın da onda eşit hakka sahip olmasını ister.

Ona, insanlar arasında hak ile hükmetmesini, adaleti ayakta tutmasını, hevâsına uymamasını ve Yüce Allah’ın emrini yerine getirirken kınayanın kınamasından korkmamasını emreder. Çünkü Allah, takva sahibi olanlar ve O’na itaati ve O’nun emrini her şeyin önüne alanlarla beraberdir.

Bunu, Resulullah’ın azatlısı Ubeydullah b. Ebî Râfi‘, 36 yılının 1 Ramazan günü yazmıştır.

Bunun ardından Muhammed b. Ebî Bekir ayağa kalkıp bir hutbe verdi. Allah’a hamd etti, O’nu yüceltti ve şöyle dedi: “Doğru amel yolu üzerinde ihtilaf edildi. Fakat bizi de sizi de hidayete erdiren ve cahillerin kör kaldığı birçok şeyi bize ve size fark ettiren Allah’a hamdolsun. Müminlerin Emiri beni sizin işlerinize memur etti ve az önce dinlediğiniz bu yazıyı bana verdi. Ali bana sözlü olarak da birçok tavsiyede bulundu; gücüm yettiği ölçüde size faydalı olacak şeyi asla ihmal etmeyeceğim. Başarım ancak Allah’tandır; yalnız O’na dayandım ve yalnız O’na yönelirim. Eğer benim yönetimimin ve işlerimin Allah’a itaat ve takva üzere olduğunu görürseniz bundan dolayı Yüce Allah’a hamd edin; çünkü hidayet veren O’dur. Ama benden herhangi bir valinin yanlış idare ettiğini ve sapma gösterdiğini görürseniz, onu bana getirin ve ondan dolayı korkmadan bana şikâyette bulunun. Ben bunu daha çok isterim; bu sizin hakkınızdır. Allah, rahmetiyle bize de size de hayırlı işlerde başarı versin.”

Hişâm – Ebû Mihnef – Hemedanlı Yezîd b. Zebyân’dan rivayet etti: Muhammed b. Ebî Bekir vali olunca Muâviye b. Ebî Süfyan ile mektuplaştı. Bu ikisi arasında geçen yazışmayı anlatmıştı; fakat içinde çoğu insanın hoş karşılamayacağı şeyler bulunduğu için bunu ayrıntısıyla anlatmaktan hoşlanmıyorum.

Muhammed b. Ebî Bekir, daha bir ay bile geçmeden, Kays’ın anlaşma yaptığı ve geri durmuş olan o topluluğa haber gönderdi. “Ey insanlar!” dedi, “ya bizim itaatimize girersiniz yahut yurdumuzdan çıkarsınız!” Onlar ise, “Bunu yapmayız. Bizi, halimizin nereye varacağını görene kadar bırak; bizimle savaşmakta acele etme!” diye cevap verdiler. Fakat Muhammed ısrar etti. Bunun üzerine onlar da ona karşı koyup tedbirli davrandılar. Bu yüzden Muhammed b. Ebî Bekir’e, Sıffin günlerinde karşı korku duydular. Ancak Muâviye ile Şamlıların Ali’ye karşı direnip dayandığı, Ali ile Iraklıların Muâviye ve Şamlılardan geri döndüğü ve işin hakemliğe havale edildiği haberi gelince, Muhammed b. Ebî Bekir’e karşı daha da cesaretlendiler ve açıkça onunla savaşmak üzere ortaya çıktılar. Muhammed bunu görünce, Harbita’daki adamlara – aralarında Benî Kinâne’den Yezîd b. el-Hâris de vardı – el-Hâris b. Cumhân el-Cu‘fî’yi gönderdi. O, onlarla savaştı; fakat onlar onu öldürdüler. Bunun üzerine Muhammed, Kelb kabilesinden İbn Mücâhim adlı birini gönderdi; onu da öldürdüler.

Ebû Ca‘fer et-Taberî dedi ki: “Bu yıl, Merv’in merzubanı Mahaveyh Ebrez’in, kendisiyle İbn Âmir arasında yapılmış barış anlaşmasını teyit etmek üzere Ali’nin yanına geldiği de söylenmiştir.”

Bunun rivayeti şöyledir:

Ali b. Muhammed el-Medâinî – Ebû Zekeriyyâ el-Aclânî – İbn İshak – hocalarından rivayet etti: Cemel Vakası’ndan sonra Merv’in merzubanı Mahaveyh Ebrez, barışı teyit ederek Ali b. Ebî Tâlib’in yanına geldi. Bunun üzerine Ali, Merv’in dihkanlarına, esâvireye, cündsâlârlara ve Merv’de bulunan diğer herkese hitaben onun için bir mektup yazdı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Hidayete uyanlara selam olsun! Bundan sonra. Merv merzubanı Mahaveyh Ebrez yanıma geldi; ben de ondan razı oldum.”

Bu, 36 yılında yazıldı. Fakat daha sonra onlar sözlerinden döndüler ve Ebreşehr’in kapılarını kapattılar.

https://kutsalayet.de/alinin-kaysi-misira-vali-olarak-gondermesi/,https://kutsalayet.de/alinin-huleyd-b-tarifi-horasana-gondermesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız