"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Peygamber’in Özellikleri

İbn el-Müsennâ–İbn Ebî Adî–el-Mes‘ûdî–Osman b. Abdullah b. Hürmüz–Nâfi‘ b. Cübeyr–Ali b. Ebî Tâlib:

Allah’ın Elçisi ne uzun boylu ne de kısa boyluydu. Başı ve sakalı büyüktü. Ellerinin avuçları ve ayaklarının tabanları nasırlıydı. Eklem yerleri iriydi. Yüzünde kızılımsı bir renk vardı. Göğsünün kılları uzundu. Yürüdüğünde, sanki bir yokuştan aşağı iner gibi öne doğru eğilerek yürürdü. Ondan önce de sonra da onun gibisini görmedim.

İbn el-Müsennâ–Ebû Ahmed ez-Zübeyrî–Mücemme‘ b. Yahyâ–Abdullah b. İmrân–Ensar’dan bir adam (Abdullah b. İmrân adını vermedi):

Kûfe Mescidi’nde, duvara yaslanmış, kılıcını taşıdığı halde otururken Ali b. Ebî Tâlib’e “Allah’ın Elçisi’nin özelliklerini bana anlat” diye sordum. O şöyle dedi:

Allah’ın Elçisi beyaz tenli, yüzünde kızılımsı bir renk olan biriydi. Gözleri simsiyah ve iriydi, kirpikleri uzundu. Göğsünün kılları inceydi. Yanakları pürüzsüzdü. Sakalı gür ve uzundu; sanki boynu gümüş bir ibrik gibiydi. Göğsünün üst kısmından göbeğine kadar uzanan kıl çizgisi, bir ağaçtan kesilmiş dal gibi uzanırdı. Bunun dışında göğsünde ve koltuklarında kıl yoktu. Ellerinin avuçları ve ayaklarının tabanları nasırlıydı. Yürüdüğünde, sanki bir yokuştan aşağı iner gibi ya da sanki bir kayadan düşer gibi yürürdü. Dönmek istediğinde bütünüyle dönerdi; dönüşü ne çok kısa ne de çok uzundu; ne zayıf birinin dönüşü gibi ne de değersiz birinin dönüşü gibi olurdu. Yüzündeki ter, sanki inci taneleri gibiydi. Terinin kokusu miskten daha güzeldi. Ondan önce de sonra da onun gibisini görmedim.

İbn el-Mukaddemî–Yahyâ b. Muhammed b. Kays (Ebû Zükayr diye anılır):

Rabî‘a b. Ebî Abdurrahman’ın Enes b. Mâlik’ten şöyle aktardığını işittim: Allah’ın Elçisi kırk yaşının başında peygamberlikle görevlendirildi. Mekke’de on yıl, Medine’de on yıl kaldı. Altmış yaşının başında vefat etti. Başında ve sakalında yirmi beyaz kıl bile yoktu. Ne çok uzun ne de çok kısaydı. Ne bembeyazdı ne de koyu tenliydi. Saçı ne kıvırcıktı ne de çok uzundu.

İbn el-Müsennâ–Yezîd b. Hârûn–el-Cürey rî:

Ebû’t-Tufeyl ile Kâbe’yi tavaf ederken yanındaydım. “Allah’ın Elçisi’ni görenlerden, benden başka yaşayan kimse kalmadı” dedi. Ona “Onu gördün mü?” diye sordum. “Evet” dedi. “Nasıl biriydi?” diye sordum. “Beyaz tenli, yakışıklı ve orta boyluydu” dedi.

Allah’ın Elçisi’nin Üzerinde Bulunan Peygamberlik Mührü

İbn el-Müsennâ–ed-Dahhâk b. Mahlad–Azre b. Sâbit–İlbâ’–Ebû Zeyd:

Allah’ın Elçisi bana “Ey Ebû Zeyd, yanıma yaklaş ve sırtımı sil” dedi. Sırtını açtı. Sırtını sildim; sonra parmağımı mühre koyup ona dokundum. İlbâ’ der ki: Ebû Zeyd’e “Mühür nedir?” dedim. O da “Omuzlarının üzerinde bir kıl topluluğudur” dedi.

İbn el-Müsennâ–Bişr b. el-Velîd Ebû’l-Heysem–Ebû Âkıl ed-Devrakî–Ebû Nadra:

Ebû Saîd el-Hudrî’ye Peygamber’in üzerinde bulunan mührü sordum. “Et parçası gibi dışa doğru kabarık bir çıkıntıydı” dedi.

Cesareti ve Cömertliği

İbn el-Müsennâ–Hammâd b. Vâkıd–Sâbit–Enes:

Allah’ın Elçisi insanların en hayırlılarından, en cömertlerinden ve en cesurlarındandı. Medine halkı bir gece korktu ve bir sesin geldiği yöne doğru gitti. Bir de baktılar ki Allah’ın Elçisi, Ebû Talha’ya ait eyersiz, çıplak sırtlı bir atın üzerinde! Yanında kılıcı vardı. Onlardan önce oraya varmıştı ve “Ey insanlar, korkmayın, korkmayın” diyordu. Sonra “Ey Ebû Talha, biz onu büyük bir nehir gibi bulduk” dedi. O attan önce yavaş gidiyordu; fakat ondan sonra hiçbir at onu geçemedi.

İbn el-Müsennâ–Abdurrahman b. Mehdî–Hammâd b. Zeyd–Sâbit–Enes:

Allah’ın Elçisi insanların en cesuru ve en cömertiydi. Medine halkı bir gece korktu, sesin geldiği yöne doğru gitti. O ise Ebû Talha’nın atını korkudan çözmüş, eyer olmaksızın çıplak sırtla üzerine binmişti. Boynunda sallanan bir kılıç vardı. “Biz onu büyük bir nehir gibi bulduk” ya da “O büyük bir nehir gibidir” dedi.

Saçının Özelliği ve Onu Boyayıp Boyamadığına Dair Rivayet

İbn el-Müsennâ–Muâz b. Muâz–Hâris b. Osman–Ebû Mûsâ–Muâz:

Şam halkı arasında, Peygamber’den üstün tutabileceğim kimseyi hiç görmedim. Abdullah b. Busr’un yanına gittik. Arkadaşlarımla birlikteyken ona, “Allah’ın Elçisi’ni gördün mü? Yaşlı mıydı?” dedim. Çenesi ile alt dudağının kenarı arasına elini koydu ve “Alt dudağı ile çenesi arasında birkaç kıl arasında bir beyaz kıl vardı” dedi.

İbn el-Müsennâ–Ebû Dâvûd–Züheyr–Ebû İshak–Ebû Cuhayfe:

Allah’ın Elçisi’nin alt dudağı altındaki beyaz kılını gördüm. Ona, “Şimdi sende olduğu gibi mi, ey Ebû Cuhayfe?” denildi. O da, “Ben okları yontar ve tüy takarım” dedi.

İbn el-Müsennâ–Hâlid b. el-Hâris–Humeyd:

Enes’e Allah’ın Elçisi’nin saçını boyayıp boyamadığı soruldu. O, “Allah’ın Elçisi’nin saçındaki beyazlık yoğunlaşmamıştı. Ebû Bekir saçını kına ve ketem ile boyardı, Ömer ise kına ile boyardı” dedi.

İbn el-Müsennâ–İbn Ebî Adî–Humeyd:

Enes’e Allah’ın Elçisi’nin saçını boyayıp boyamadığı soruldu. O da, “Onda on dokuz veya yirmi beyaz kıl dışında beyaz saç görülmedi. Sakalının ön kısmında idi. Saçı beyazlıkla lekelenmiş değildi” dedi. Enes’e, “Beyaz saç lekedir mi?” denildi. O da, “Hepiniz onu hoş görmezsiniz. Ebû Bekir beyaz saçını kına ve ketem ile boyardı, Ömer ise kına ile boyardı” dedi.

İbn el-Müsennâ–Muâz b. Muâz–Humeyd–Enes:

Peygamber’in yirmiden fazla beyaz saçı yoktu.

İbn el-Müsennâ–Abdurrahman b. Mehdî–Hammâd b. Seleme–Simâk–Câbir b. Semure:

Allah’ın Elçisi’nin başında, saçının ayrıldığı yerde birkaç kıl dışında beyaz saç yoktu. Yağ sürdüğünde onları kapatırdı.

İbn el-Müsennâ–Abdurrahman b. Mehdî–Sallâm b. Ebî Mutî‘–Osman b. Abdullah b. Mevhîb:

Peygamber’in hanımlarından biri içeri girdi ve bize Allah’ın Elçisi’nin kına ve ketem ile boyanmış saçını çıkardı.

İbn Câbir b. el-Kürdî el-Vâsıtî–Ebû Süfyân–ed-Dahhâk b. Humeyre–Geylân b. Câmi‘–İyâd b. Lakît–Ebû Rimse:

Allah’ın Elçisi saçını kına ve ketem ile boyardı. Saçı omuzlarına kadar uzanırdı.

Taberî der ki: Bu isnaddaki Ebû Süfyân hakkında şüphe vardır.

İbn el-Müsennâ–Abdurrahman b. Mehdî–İbrâhim (İbn Nâfi‘)–İbn Ebî Necîh–Mücâhid–Ümmü Hânî:

Allah’ın Elçisi’ni gördüm; saçları dört örgü hâlindeydi.

Allah’ın Elçisi’nin Vefat Ettiği Hastalığının Başlangıcı ve Ölümüne Yakın Zamanda Yaptıkları Hakkında Rivayet

Ebû Ca‘fer (Taberî) der ki:

Allah şöyle buyurur: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini gördüğünde, Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir.”

Allah’ın Elçisi’nin Veda Haccı, Din’in Tamamlanması Haccı ve Tebliğ Haccı olarak adlandırılan haccında, ashabına verdiği talimatları; bu haccın menâsikini ve onlara yaptığı son vasiyetini daha önce zikretmiştik. Bu, o hac sırasında onlara yaptığı hitabede geçmişti.

Bundan sonra Allah’ın Elçisi, hac ibadetini yerine getirdikten sonra yolculuğundan dönerek Zilhicce ayının sonlarına doğru Medine’deki ikametgâhına geldi. O ayın geri kalan kısmında, ayrıca Muharrem ve Safer aylarında Medine’de kaldı.

https://kutsalayet.de/peygamberin-isimleri/,https://kutsalayet.de/on-birinci-yil-olaylari/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız