Bu yılda, Vâkıdî’nin zikrettiğine göre, Abdülmelik b. Mervân’ın oğlu Abdullah b. Abdülmelik Bizanslılara karşı bir sefer gerçekleştirdi ve bu sefer sırasında el-Maggîgah’ı fethetti.
Bu yılda ayrıca Haccâc, İbnü’l-Eş‘as ile birlikte bulunanlardan biri olan Eyyûb b. el-Kırrıyye’yi öldürdü. Onu öldürmesinin sebebi olarak zikredilenler arasında şu da vardır: Deyrü’l-Cemâcim’den ayrıldıktan sonra, Haccâc’ın Kûfe valisi olan Havşeb b. Yezîd’in huzuruna girerdi. Havşeb de, “Benim yanımda duran şu adama bakın. Yarın ya da öbür gün emîrden bir mektup gelecek ve ben onu uygulamak zorunda kalacağım” derdi.
Bir gün o yine onun yanında dururken Haccâc’tan bir mektup geldi. Mektupta şöyle yazıyordu: “Bundan sonra: Sen Irak’taki münafıklar için bir sığınak ve barınak oldun. Bu mektubumu okuduğunda İbnü’l-Kırrıyye’yi, eli boynuna bağlı halde, güvendiğin adamlardan biriyle bana gönder.” Havşeb mektubu okuyunca onu İbnü’l-Kırrıyye’ye attı. O da okuyup, “İşittik ve itaat ettik” dedi. Bunun üzerine Havşeb onu bağlı halde Haccâc’a gönderdi.
İbnü’l-Kırrıyye Haccâc’ın huzuruna girince, Haccâc ona, “Ey İbnü’l-Kırrıyye, bu durum için ne hazırladın?” dedi. O şöyle cevap verdi: “Emîr Allah seni başarılı kılsın, üç söz: sanki yerinde duran üç süvari gibi; dünya, ahiret ve iyilik yapmak.” Haccâc, “Açıkla, yoksa başın derde girer” dedi.
O da şöyle açıkladı: “Dünya, hazır bulunan bir maldır; onu hem salihler hem de kötüler tüketir. Ahiret ise adil bir terazidir ve içinde hiçbir batılın bulunmadığı bir toplanma yeridir. İyilik yapmaya gelince; eğer benden istenirse kabul ederim, bana yapılması istenirse de onu iki elimle alırım.” Haccâc, “O hâlde kılıç üzerine indiğinde onu kabul et” dedi.
İbnü’l-Kırrıyye, “Emîr Allah seni başarılı kılsın, hatamı bağışla ve bana biraz mühlet ver. Her hızlı at tökezler ve her cesur kişi bir zaman zayıf düşer” dedi. Haccâc, “Asla! Allah’a yemin ederim ki seni cehenneme göndereceğim” dedi. O da, “Öyleyse bırak beni; onun hararetini neredeyse hissediyorum” dedi. Bunun üzerine Haccâc, “Onu götürün ve boynunu vurun!” emrini verdi.
Haccâc onu kendi kanı içinde çırpınırken görünce, “Keşke İbnü’l-Kırrıyye’yi bırakmış olsaydık da sözlerinden daha fazlasını duysaydık” dedi. Sonra cesedinin kaldırılıp atılmasını emretti.
Hişâm’ın, Avâne’den rivayetine göre: Haccâc İbnü’l-Kırrıyye’nin konuşmasını yasakladığında, İbnü’l-Kırrıyye ona, “Allah’a yemin ederim ki seninle ben eşit şartlarda olsaydık ikimiz de düşerdik ya da beni alt edilemez bulurdun” dedi.
Bu yılda ayrıca Yezîd b. el-Muhallab, Bâdgîs’te Nîzek kalesini fethetti.