Ömer-Ali-Ebû Abdullah el-Bürcümî-Hişâm b. Urve’ye göre: Ömer için ağlayan bir kadın şöyle dedi: “Vah Ömer için yanan kalbime! Öyle bir yanış ki yayılmış ve bütün insanlığı kaplamıştır!” Başka bir kadın da şöyle dedi: “Vah Ömer için yanan kalbime! Öyle bir yanış ki yayılmış ve bütün insanlık arasında bilinir olmuştur!”
Ömer-Ali-İbn Da‘b ve Saîd b. Hâlid-Sâlih b. Keysân-el-Muğîre b. Şu‘be’ye göre: Ömer öldüğünde, İbnet Ebî Hayseme şöyle dedi: “Vah Ömer’e! Eğri olanı doğrulttu; acı çekenin halini düzeltti; fitnelere son verdi; dinin gerçek uygulamalarını diriltti; temiz bir elbiseyle, kusurdan uzak olarak çıktı gitti.”
Muğîre b. Şu‘be’ye göre: Ömer defnedildiğinde, ondan bir şey işitmek isteyerek Ali’nin yanına geldim. Ali başını ve sakalını sallayarak dışarı çıktı. Yıkanmış, bir elbiseye bürünmüştü ve halifeliğin sonunda kendisine döneceğinden şüphe etmiyordu. Şöyle dedi: “Allah İbnü’l-Hattâb’a rahmet etsin! İbnet Ebî Hayseme doğru söyledi. O, ölümünde dünyanın hayrını alıp götürdü ve şerrinden kurtuldu. Evet, o kadın bunu kendiliğinden söylemedi; ona ilham edildi.”
Âtike bt. Zeyd b. Amr, Ömer b. el-Hattâb hakkında şu şiiri söyledi:
Feyrûz — malı bol olmasın — beni kedere boğdu,
Şeref sahibi biri yüzünden; kitabı okuyan ve Allah’a itaat eden biri yüzünden.
Yakınındakilere karşı merhametli, düşmanlarına karşı sertti;
Felaket zamanlarında güvenilecek, halkının çağrısına cevap veren biriydi.
Bir söz verdiğinde, yaptığı iş sözünü yalanlamazdı;
İyilik işlerinde çabuktu, asık suratlı değildi.
Yine şu mersiyeyi söyledi:
Ey gözüm, bütün gözyaşlarını bol bol dök,
Ve soylu imâm için ağımaktan usanma.
Kader beni, yiğitlik nişanını taşıyan süvarinin ölümüyle kedere boğdu,
Ortada çalkantının ve çok gidip gelmenin olduğu günde.
O, kavminin koruyucusu, kadere karşı yardımcıları,
Sıkıntıya düşenin ve mahrum kalanın sığınağıydı.
Sevinç içinde olanlara da, darlıkta olanlara da şöyle de: “Ölün!
Kader, Ömer’e ölüm kâsesini içirdi.”
Başka bir kadın da onun için ağlayarak şu şiiri söyledi:
Kabilenin kadınları senin için ağlayacak,
Keder içinde ağlayacaklar.
Yüzlerini tırmalayacaklar; o yüzler ki daha önce
Parlayan dinarlar gibi saf idi.
İnce süslü elbiselerinden sonra
Yas elbiseleri giyecekler.