Ömer b. Şebbe – Muhammed b. Yahya – el-Hâris b. İshak rivayetine göre:
Riyah b. Osman, Esed ve Tayy kabileleri üzerine vergi tahsildarı olarak Ebu Bekir b. Abdullah b. Ebî Sabrah’ı tayin etmişti. Muhammed isyan ettiğinde, Ebu Bekir topladığı vergileri alıp Muhammed’e götürdü ve ona katıldı.
İsa, Medine’de yerine Kesîr b. Husayn’ı vekil tayin edince, Kesîr Ebu Bekir’i yakaladı, ona yetmiş değnek vurdu, zincire vurdu ve hapse attı.
Daha sonra Ebu Ca‘fer adına Abdullah b. er-Rabî‘, 145 yılı Şevval ayının 25’inde, cumartesi günü Medine’ye vali olarak geldi. Onun askerleri, çarşıdan yaptıkları alışverişler sebebiyle tüccarlarla tartışmaya girdiler. Nihayet bir grup tüccar, İbn er-Rabî‘in kaldığı Dâr Mervân’a giderek durumu şikâyet etti. Fakat İbn er-Rabî‘ onları azarladı ve hakaret etti. Bunun üzerine askerler tüccarlara karşı daha da sert davranmaya başladılar ve iki taraf arasındaki düşmanlık giderek arttı.
Ömer – Ömer b. Reşid rivayetine göre:
Askerler pazardan çeşitli malları zorla alıyordu. Bir sabah sarraf Osman b. Zeyd’in üzerine geldiler ve kesesini zorla almaya kalktılar. Osman yardım diye bağırınca parasını kurtardı. Bunun üzerine Medine’nin ileri gelenleri İbn er-Rabî‘e gidip durumu şikâyet ettiler. Ancak o ne askerleri kınadı ne de davranışlarını değiştirdi.
Cuma günü bir asker bir kasaptan et almak istedi, fakat fiyatını ödemeyi reddetti ve kılıcını çekti. Bunun üzerine kasap tezgâhının altından büyük bir bıçakla çıkarak askerin kalçasına sapladı. Adam attan düştü ve bütün kasaplar üzerine çullanarak onu öldürdüler.
Siyahlar, cuma namazına giderken orduya karşı çağrıda bulundular ve her tarafta sopalarla askerleri öldürmeye başladılar. Bu durum akşama kadar sürdü. Ertesi sabah İbn er-Rabî‘ kaçtı.
Ömer – Muhammed b. Yahya – el-Hâris b. İshak rivayetine göre:
Siyahlar ellerinde bulunan bir boruyu (borazanı) çaldılar. Medine’deki herkes, ileri gelenler ve sıradan insanlar, siyahların bu sesi duyduklarında yaptıkları işi bırakıp dikkat kesildiklerini, sesi iyice ayırt ettikten sonra ellerindekini bırakıp sese doğru gittiklerini anlattılar.
Bu olay 145 yılı Zilhicce ayının 22’sinde, cuma günü gerçekleşti. Siyahların başında üç kişi vardı: Vâsık, Ya‘kul ve Ramaka. Sabah vakti cuma namazı sırasında İbn er-Rabî‘in bulunduğu yere baskın yaptılar. İnsanları namazdan dağıttılar.
İbn er-Rabî‘ onlara karşı çıktı. Onu pazara kadar kovaladılar. Yolda mescide giden yolda dilenen beş kişiye rastladı ve yanındakilerle birlikte onlara saldırıp öldürdü. Daha sonra bir evin çıkıntısında duran bazı çocukları gördü. Onları aradığı kişiler sanarak güvenlik vaadiyle aşağı inmelerini söyledi. Aşağı indiklerinde ise onların başlarını kestirdi.
Sonra buğday satıcılarının bulunduğu yere geldi. Siyahlar tekrar ona saldırınca kaçtı. Onu Bakî‘ mezarlığına kadar kovaladılar. Orada onları oyalamak için yere dirhemler saçtı ve böylece kurtulup Medine’den iki konak uzaklıktaki Batn Nahle’ye gidip konakladı.
Ömer – İsa rivayetine göre:
Siyahlar İbn er-Rabî‘e karşı ayaklandılar. Liderleri Vâsık, Hedyâ, ‘Unkud ve Ebu Kays idi. İbn er-Rabî‘ onlarla savaştı fakat yenildi ve Medine’den ayrılarak Batn Nahle’de kaldı.
Ömer – Ömer b. Reşid rivayetine göre:
İbn er-Rabî‘ kaçtıktan sonra siyahlar Ebu Ca‘fer’e ait arpa lapası, un, yağ ve kuru hurma gibi erzaklara el koydular. Bir yük un iki dirhem, bir tulum yağ ise dört dirhem değerindeydi.
Ömer – Muhammed b. Yahya – el-Hâris b. İshak rivayetine göre:
Siyahlar, deniz yoluyla orduya getirilen erzakların bulunduğu Dâr Mervân ve Dâr Yezîd’i bastılar ve orada hiçbir şey bırakmadılar. O gün Süleyman b. Füleyh, Ebu Ca‘fer’e gitmek üzere yola çıktı ve durumu ona bildirdi.
Yine aynı rivayete göre:
Siyahlar askerlerden bir kısmını öldürdükleri için ordu onlardan çok korkar hâle geldi. Öyle ki bir süvari, sadece ince bir gömlek ve avret yerini örten iki parça bez giymiş bir siyahla karşılaşsa, siyah adam ona sırtını döner, ardından pazar direklerinden biriyle başına vurup onu öldürürdü. İnsanlar bu siyahların sihirbaz ya da şeytan olduklarını söylüyorlardı.
Ömer – ‘Usâme b. Amr es-Sehmî – el-Musavver b. Abdülmelik rivayetine göre:
İbn er-Rabî‘, Tayy ve Esed’den toplanan vergileri Muhammed’e verdiği için Ebu Bekir b. Ebî Sabrah’ı hapse attığında, Kureyşliler ona acıdılar. Siyahlar ayaklanınca İbn Ebî Sabrah hapisten çıktı, halka hitap ederek onları itaatte kalmaya çağırdı ve İbn er-Rabî‘ geri dönünceye kadar halka namaz kıldırdı.
Ömer – Muhammed b. Yahya – el-Hâris b. İshak rivayetine göre:
İbn Ebî Sabrah zincirli hâlde hapisten çıkıp mescide geldi. Muhammed b. İmran, Muhammed b. Abdülaziz ve başkalarını çağırdı. Onlar gelince şöyle dedi:
“Bu başımıza gelen büyük bir felakettir. Eğer bu iş böyle devam ederse, özellikle ilk olaydan sonra, Müminlerin Emiri’nin gözünde bu, beldenin ve halkının helâkine yol açar. Köleler şu anda çarşıda. Allah aşkına gidip onları ikna etmez misiniz? Onların ne düzeni var ne de bir yönetim iddiası. Onlar sadece öfkeyle hareket eden bir topluluktur.”
Bunun üzerine onlar kölelere gittiler ve onlarla konuştular. Köleler şöyle dediler:
“Hoş geldiniz efendilerimiz. Biz ancak size yapılanlara öfkelendiğimiz için harekete geçtik. Ellerimiz sizin ellerinizdedir, işimiz sizin emrinizdedir.”
Bunun ardından birlikte mescide yöneldiler.
Ömer – Muhammed b. el-Hasan b. Zebâle – el-Hüseyn b. Mus‘ab rivayetine göre:
Siyahlar ayaklandığında ve İbn er-Rabî‘ kaçtığında, ben bazı kimselerle birlikte onların pazardaki karargâhlarına gittim. Onlardan dağılmalarını istedik ve hem bizim hem de onların karşı çıktıkları şeye karşı hiçbir gücümüz olmadığını söyledik.
Vâsık bize şöyle dedi:
“Durum gördüğünüz gibi gelişti ve o ne bizi ne de sizi bağışlayacaktır. Gelin sizin için intikam alalım, biz de kendi intikamımızı almış oluruz.”
Biz bunu kabul etmedik ve onlar dağılıncaya kadar yanlarında kaldık.
Ömer – Ömer b. Reşîd rivayetine göre:
Onların lideri Vâsık idi, yardımcısı ise kasap Ya‘kul idi. İbn İmran onun yanına giderek, “Vâsık, kiminle anlaşma yapacaksın?” diye sordu.
Vâsık şöyle cevap verdi:
“Haşimoğullarından dört kişiyle, Kureyş’ten dört kişiyle, Ensar’dan dört kişiyle ve mevâlîden dört kişiyle. İş, onların aralarında istişare ile kararlaştırılacaktır.”
Bunun üzerine İbn İmran şöyle dedi:
“Allah, bize hükmetmek sana verilirse, adaletinle bizi ayakta tutsun.”
Vâsık da şöyle cevap verdi:
“Allah’a yemin olsun ki bu iş bana zaten verilmiştir.”
Ömer – Muhammed b. Yahya – el-Hâris b. İshak rivayetine göre:
Siyahlar mescitte İbn Ebî Sabrah ile birlikte bulunuyorlardı. O hâlâ ayağında zincir varken minbere çıktı ve Peygamber’in yerine oturdu.
Muhammed b. İmran onun ardından geldi ve onun altında bir yere oturdu. Muhammed b. Abdülaziz daha aşağı bir yere oturdu. Süleyman b. Abdullah b. Ebî Sabrah ise onların hepsinden sonra geldi ve en aşağıda oturdu.
Halk yüksek sesle konuşmaya başladı, fakat İbn Ebî Sabrah sessizce oturuyordu. İbn İmran pazara gideceğini ilan etti ve minberden indi. Onun altındakiler de indiler. Ancak İbn Ebî Sabrah yerinden kıpırdamadı ve konuşmaya başladı. İnsanları Müminlerin Emiri’ne itaate çağırdı ve Muhammed b. Abdullah’ın meselesini uzun uzun anlattı.
Bu sırada İbn İmran pazara gitti, bir buğday çuvalının üzerine çıktı ve oradan konuşmaya başladı. Zamanla insanlar geri döndüler. O gün insanlara ezanı okuyan müezzin dışında kimse namaz kıldırmadı.
Gece namazı vakti geldiğinde halk geri dönmüş ve Kureyşliler mescidin ayrılmış kısmında toplanmıştı. Müezzin Muhammed b. Ammar (lakabı Kasakas) kamet getirdi ve Kureyşlilere:
“Size kim namaz kıldıracak?” diye sordu.
Kimse cevap vermedi. Tekrar sordu, yine cevap alamadı. Sonra “Ey İbn İmran! Ey falanca!” diye seslendi ama yine kimse cevap vermedi.
Bunun üzerine el-Asbağ b. Süfyan ayağa kalktı ve:
“Ben kıldıracağım” dedi.
İmamlık yerine geçti, safları düzenletti. Sonra halka dönerek yüksek sesle şöyle dedi:
“Duyuyor musunuz? Ben el-Asbağ b. Süfyan b. Âsım b. Abdülaziz b. Mervan’ım ve Ebu Ca‘fer’e tam bağlılıkla size namaz kıldıracağım!”
Bunu iki veya üç defa tekrar etti, ardından “Allahu ekber” diyerek namazı kıldırdı.
Ertesi sabah halk uyandığında İbn Ebî Sabrah şöyle dedi:
“Dün siz, valinizin evinde bulunanları ve Müminlerin Emiri’nin askerleri için ayrılmış erzakı yağmaladınız. Hiç kimse elinde bir şey tutmasın, hepsini geri versin. Bu iş için el-Hakem b. Abdullah b. el-Muğire b. Mevhib’i görevlendirdim.”
Halk yağmaladıkları malları geri verdi. Bunun değeri bin dinara ulaştı denilmektedir.
Ömer – ‘Usâme b. Amr – el-Musavver b. Abdülmelik rivayetine göre:
Kureyşliler, İbn er-Rabî‘i Medine’den çıkarmak için plan yaptılar. Ardından onunla konuşup İbn Ebî Sabrah’ı Medine’ye vekil bırakmasını sağlayacaklardı ki Müminlerin Emiri’nin ona karşı olan öfkesi zamanla geçsin.
Siyahlar İbn er-Rabî‘i Medine’den kovunca, İbn Abdülaziz ona şöyle dedi:
“Yerine birini tayin etmeden mi gidiyorsun? Medine’ye birini bırak.”
İbn er-Rabî‘, “Kimi?” diye sordu.
İbn Abdülaziz, “Kudâme b. Musa’yı” dedi.
Bunun üzerine Kudâme çağrıldı ve gelip İbn er-Rabî‘ ile İbn Abdülaziz’in arasına oturdu.
İbn er-Rabî‘ ona şöyle dedi:
“Dön Kudâme! Seni Medine ve çevresine vali tayin ettim.”
Kudâme ise şöyle cevap verdi:
“Allah’a yemin olsun ki sana bunu tavsiye eden kişi senin iyiliğini istememiştir. Bu işin arkasındakini dikkate almamış ve sadece kötülük düşünmüştür. Bu göreve benden ve beni önerenden daha layık olan, insanların işlerini yürütebilecek olandır. O da evinde oturan İbn Ebî Sabrah’tır. Geri dön! Allah’a yemin olsun ki gitmek için hiçbir mazeretin yok.”
Bunun üzerine İbn er-Rabî‘ geri döndü.
Ömer – Muhammed b. Yahya – el-Hâris b. İshak rivayetine göre:
İbn Abdülaziz, Kureyş’ten bir grup ile birlikte Batn Nahle’de bulunan İbn er-Rabî‘in yanına gitti ve ondan valilik görevine geri dönmesini rica etti. Ancak İbn er-Rabî‘ bunu kabul etmedi.
Bunun üzerine İbn Abdülaziz onunla baş başa konuştu ve ısrar etmeye devam etti. Nihayet İbn er-Rabî‘ geri döndü ve halk yeniden sükûnete kavuştu.
Ömer – Ömer b. Reşid rivayetine göre:
İbn İmran ve başkaları, el-A‘vâs’ta konaklamış olan İbn er-Rabî‘in yanına gittiler. Onunla konuştular ve İbn er-Rabî‘ geri dönerek Vâsık, Ebu’n-Nâr, Ya‘kul ve Mes‘ur’u bastırdı.
Bu yılda “el-Mansûr’un Şehri” diye adlandırılan Bağdat şehri kuruldu.