Aynı isnadla Ahmed b. Muhammed b. Ebi Nasr’dan, onun Ebu’l-Hasan el-Mevsılî’den, onun da Ebu Abdullah’tan rivayet ettiğine göre Ebu Abdullah şöyle buyurdu:
Bir Yahudi âlimi Emîru’l-Mü’minîn’in huzuruna gelerek:
“Ey Emîru’l-Mü’minîn! Rabbin ne zaman vardı?” diye sordu.
Bunun üzerine Emîru’l-Mü’minîn şöyle buyurdu:
“Annen seni kaybetsin! ‘Ne zaman vardı?’ sorusu ancak daha önce yok olan bir şey için sorulur. Benim Rabbim ise önceden önce vardır; fakat O’nun öncesi yoktur. Sonradan sonra vardır; fakat O’nun sonrası yoktur. O’nun gayesinin bir sınırı ve sonu yoktur. Bütün gayeler O’nda son bulur. O, bütün gayelerin nihayetidir.”
Bunun üzerine Yahudi âlim:
“Ey Emîru’l-Mü’minîn! Sen bir peygamber misin?” dedi.
Emîru’l-Mü’minîn şöyle buyurdu:
“Yazık sana! Ben ancak Muhammed’in kullarından bir kulum.”
Yine rivayet edildiğine göre kendisine:
“Rabbimiz göğü ve yeri yaratmadan önce neredeydi?” diye sorulunca şöyle buyurdu:
“‘Nerede?’ sorusu mekân hakkında sorulan bir sorudur. Allah vardı, fakat mekân yoktu.”