"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 240

Ali b. Muhammed’in, Sehl b. Ziyâd’dan, onun Amr b. Osman’dan, onun Muhammed b. Yahya’dan, onun Muhammed b. Semâa’dan, onun da Ebu Abdullah’tan rivayet ettiğine göre Ebu Abdullah şöyle buyurdu:

Re’sü’l-Câlût Yahudilere şöyle dedi:

“Müslümanlar Ali’nin insanların en güçlü münazaracılarından ve en bilgelerinden biri olduğunu iddia ediyorlar. Haydi onun yanına gidelim. Belki ona bir soru sorar ve onu hataya düşürürüm.”

Bunun üzerine onun yanına geldiler. Re’sü’l-Câlût:

“Ey Emîru’l-Mü’minîn! Size bir soru sormak istiyorum.” dedi.

Emîru’l-Mü’minîn:

“Dilediğini sor.” buyurdu.

Yahudi:

“Ey Emîru’l-Mü’minîn! Rabbimiz ne zaman vardı?” dedi.

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Ey Yahudi! ‘Ne zaman vardı?’ sözü ancak daha önce yok olan ve sonradan var olan kimse için söylenir. O ise herhangi bir oluş tarzı olmaksızın vardır. Herhangi bir keyfiyet olmaksızın vardır. Ey Yahudi! Tekrar söylüyorum, O herhangi bir keyfiyet olmaksızın vardır. Kendisi önceden önce olduğu hâlde nasıl bir öncesi olabilir? O’nun gayesinin bir sonu yoktur, ulaşılacak bir sınırı yoktur. Kendisine ulaşılacak bir nihayet bulunmaz. Bütün gayeler O’nda son bulur. O, bütün gayelerin nihayetidir.”

Bunun üzerine Yahudi şöyle dedi:

“Şahitlik ederim ki senin dinin haktır ve ona aykırı olan her şey bâtıldır.”

https://kutsalayet.de/kafi-239/,https://kutsalayet.de/kafi-241/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız