1 – 2 – 3 – 4 – 5 – 6 – 7 – 8 – 9 – 10 – 11
Cuma Suresi, Kur’an’ın 62. suresi olup Medine döneminde indirilmiştir ve 11 ayetten oluşur. Sure adını, 9. ayette yer alan ve müminlere cuma namazına çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya yönelmelerini emreden ifadeden alır. Surede Allah’ın nimetleri, peygamberlik görevi, ilimle amel etmenin önemi ve cuma namazının fazileti üzerinde durulur.
Surenin başlangıcında göklerde ve yerde bulunan her şeyin Allah’ı tesbih ettiği bildirilir. Ardından Allah’ın, ümmîler arasından bir peygamber göndererek onlara ayetlerini okuduğu, onları arındırdığı ve kitap ile hikmeti öğrettiği belirtilir. Böylece peygamberliğin Allah’ın insanlığa verdiği büyük bir nimet olduğu vurgulanır.
Cuma Suresi’nde kendilerine Tevrat yükletildiği halde onun gereğini yerine getirmeyenlerin durumu da ele alınır. Bildikleriyle amel etmeyenlerin, sırtında kitap taşıyan fakat taşıdığı yükün değerini bilmeyen bir eşeğe benzetildiği ifade edilir. Bu örnekle, ilmin yalnızca öğrenilmesinin değil, yaşanmasının da gerekli olduğu öğretilir.
Surede Yahudilerin ölüm karşısındaki tutumlarına değinilerek, Allah’ın dostları olduklarını iddia edenlerin ölüm temennisinde bulunmaları gerektiği belirtilir; ancak yaptıkları işler sebebiyle bundan kaçındıkları ifade edilir. Böylece insanların gerçek durumlarının sözlerle değil, davranışlarıyla ortaya çıktığı vurgulanır.
Surenin en önemli bölümü cuma namazıyla ilgilidir. Müminlere cuma günü namaz için çağrı yapıldığında alışverişi ve dünyevi işleri bırakarak Allah’ın zikrine koşmaları emredilir. Namaz tamamlandıktan sonra ise yeryüzüne dağılabilecekleri, Allah’ın lütfundan rızık arayabilecekleri ve O’nu çokça anmaları gerektiği bildirilir.
Son ayette, bazı insanların bir ticaret veya eğlence gördüklerinde Allah’ın Elçisi’ni hutbe sırasında bırakıp oraya yönelmeleri eleştirilir. Allah katındaki mükâfatın eğlence ve ticaretten daha hayırlı olduğu hatırlatılır.
Genel olarak Cuma Suresi, peygamberlik nimetini hatırlatan, ilimle amel etmenin önemini vurgulayan, müminleri cuma namazına ve Allah’ı zikretmeye teşvik eden, dünya işleri ile dinî sorumluluklar arasında doğru denge kurulmasını öğreten önemli bir suredir.