"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bâbek’in durumu ve isyanının başlangıcı

Bâbek’in ilk isyanının 201 yılında (816/817) olduğu ve merkez olarak kullandığı yerleşim yerinin el-Bazz olduğu zikredilmiştir.

Bu sırada merkezî idare tarafından gönderilen kuvvetleri bozguna uğrattı ve onların kumandanlarından bir kısmını öldürdü.

İktidar el-Mu‘tasım’a geçtiğinde, o da Ebû Saîd Muhammed b. Yûsuf’u Erdebil’e gönderdi ve Bâbek’in Zencan ile Erdebil arasındaki yolda yıkmış olduğu kaleleri yeniden inşa etmesini emretti. Ayrıca bu kalelere asker yerleştirerek yolu tutmalarını ve Erdebil’e erzak taşıyanların güven içinde geçişini sağlamalarını istedi.

Ebû Saîd bu işe girişti ve Bâbek’in yıkmış olduğu kaleleri yeniden kurdu. Bu sırada Bâbek, Muâviye adında bir kumandanı idaresinde bir birlik gönderdi. Bu birlik çevre bölgeleri yağmaladıktan sonra geri döndü.

Bu haber Ebû Saîd’e ulaşınca kuvvetlerini topladı ve Muâviye’yi yolda yakalamak üzere harekete geçti. Ona saldırdı, adamlarından bir kısmını öldürdü, bir kısmını esir aldı ve yağmalanan malları geri aldı. Bu, Bâbek’in taraftarlarının uğradığı ilk yenilgi oldu.

Ebû Saîd kesilmiş başları ve esirleri el-Mu‘tasım’a gönderdi.

Bundan sonraki yenilgi Muhammed b. el-Bâ‘is’in eliyle gerçekleşti. Muhammed b. el-Bâ‘is, Şâhî adındaki sağlam bir kalede bulunuyordu. Bu kale, Azerbaycan bölgesinde, yaklaşık iki fersah uzunluğunda kayalık bir sırt üzerinde yer alıyordu. Ayrıca Tebriz’de de bir kalesi vardı, ancak Şâhî daha sağlamdı.

İbn el-Bâ‘is, Bâbek ile anlaşmıştı. Bâbek’in akıncıları sefere çıktıklarında onun kalesine uğrar, o da onlara ikramda bulunur ve iyi davranırdı. Bu durum zamanla alışkanlık hâline geldi.

Bir seferinde Bâbek, ileri gelen kumandanlarından ‘İsme adlı kişiyi bir akınla gönderdi. O da İbn el-Bâ‘is’in yanına uğradı. İbn el-Bâ‘is ona koyun, yiyecek ve diğer ikramları sundu. Ardından onu ve ileri gelenlerini yanına çağırdı.

‘İsme ve beraberindekiler geldi. İbn el-Bâ‘is onları yedirip içirerek sarhoş etti. Sonra ansızın üzerine atılarak ‘İsme’yi yakalayıp bağladı ve yanında bulunan adamlarını öldürdü.

Ardından kalan askerleri tek tek isimleriyle çağırttı. Her biri yukarı çıktığında başı kesiliyordu. Bu durum anlaşılıncaya kadar sürdü; sonra geri kalanlar kaçtı.

İbn el-Bâ‘is, ‘İsme’yi el-Mu‘tasım’a gönderdi. El-Mu‘tasım onu sorguladı ve o da Bâbek’in ülkesine giden yollar ve savaş usulleri hakkında bilgi verdi. ‘İsme, Vâsık dönemine kadar esir olarak kaldı.

Afşin Berzend’e ulaştığında orada konakladı ve Berzend ile Erdebil arasındaki kaleleri tamir ettirdi. Muhammed b. Yûsuf’u Hüşş adlı yerde görevlendirdi; o da orada bir hendek kazdırdı.

Heysem el-Ganavî’yi Arşak adlı bölgede görevlendirdi; o da kaleyi onarıp etrafına hendek kazdırdı. ‘Alâve el-A‘ver’i ise Hisn en-Nehr adlı kaleye yerleştirdi.

Bu düzen içinde kervanlar Erdebil’den hareket eder, askerî koruma eşliğinde bu kalelere ulaştırılır, oradan diğer birliklere devredilerek Afşin’in karargâhına kadar güvenli şekilde götürülürdü. Aynı şekilde dönüş yolunda da aynı sistem uygulanırdı.

Casuslar ele geçirildiğinde Afşin onları öldürmez, aksine para ve hediyeler vererek Bâbek’in verdiğinden daha fazlasını teklif eder ve kendi adına casusluk yapmalarını isterdi.

Bu yıl Arşak’ta Bâbek ile Afşin arasında bir savaş meydana geldi. Bu savaşta Afşin, Bâbek’in adamlarından çok sayıda kişiyi öldürdü; binin üzerinde olduğu da söylenmiştir.

Bâbek kaçıp önce Mugan’a gitti, oradan da kendi şehri olan el-Bazz’a döndü.

https://kutsalayet.de/yakalanan-zuttlarin-surgun-edilmesi/,https://kutsalayet.de/afsin-ile-babek-arasindaki-savasin-sebebi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız