"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali’nin Valileri

Bu yıl Basra’daki valisi Abdullah b. Abbas idi. Bununla ilgili görüş ayrılığını daha önce zikretmiş bulunuyoruz. Görevi süresince sadakalar, ordu ve yardımlar onun idaresi altındaydı. Ayrıldığında yerine bir vekil bıraktı; bunu daha önce teyit ederek anlatmıştım. Ali, oradaki yargı işleri için Ebu’l-Esved ed-Düelî’yi tayin etmişti. Ziyad’ın tayini ve ardından Ali’nin onu Fars’a savaş ve haraç işleri için göndermesiyle ilgili olanları da anlatmış bulunuyorum. Ali, Ziyad Fars’ta bu işle meşgulken öldürüldü.

Ali’nin Bahreyn ve civarı ile Yemen ve onun mihlafları üzerindeki valisi, Ubeydullah b. Abbas idi; ta ki onun ve Büsr b. Ebi Ertât ile ilgili olarak anlattığımız olay meydana gelinceye kadar.

Tâif, Mekke ve bunlara bağlı yerler üzerindeki valisi Kusem b. Abbas idi. Medine üzerindeki valisi ise Ebu Eyyub el-Ensârî idi; fakat Sehl b. Huneyf olduğu da söylenmiştir. Bu durum Büsr geldiğinde onun başına gelen, daha önce anlattığımız olay gerçekleşinceye kadar sürdü.

Onun Tutumundan Bazı Örnekler

Yunus b. Abdüla‘lâ – İbn Vehb – İbn Ebi Zi’b – Benî Haşim’in azatlısı Abbas b. el-Fadl – babası – dedesi, Ali’nin hazinedarı İbn Ebi Râfi‘e göre: Bir gün Ali içeri girdi ve kızının süslenmiş olduğunu gördü. Hazineye ait bir inciyi taktığını fark etti. Onu tanıdı ve şöyle dedi: “Bunu nereden aldı? Allah’a karşı görevim onu elini kesmektir!” Bu konuda ciddi olduğunu görünce ben şöyle dedim: “Allah’a yemin ederim ey Müminlerin Emiri, bu inciyle kardeşimin kızını ben süsledim. Ben vermeseydim onu nereden alacaktı?” Bunun üzerine sustu.

İsmail b. Musa el-Fezârî – Abdüsselam b. Harb – Nâciye el-Kureşî – amcası Yezid b. Adî b. Osman’a göre: Ali’nin Benî Hemdan’ın yanından çıktığını gördüm. Birbirleriyle kavga eden iki grup gördü. Onları ayırdı ve yoluna devam etti. Ardından bir ses işitti: “Allah aşkına yardım edin!” Bunun üzerine hızla o tarafa yöneldi. Sandalının sesini işittim. “Yardım geliyor” diyordu. Bir adamın ötekini yakaladığını gördü. O adam şöyle dedi: “Ey Müminlerin Emiri! Ben bu gömleği ona dokuz dirheme sattım ve bana karşılığında şüpheli veya kırpılmış para vermemesini şart koştum. O zamanın adeti de böyleydi. Bana kötü para verdiği için o dirhemleri değiştirsin diye getirdim ama reddetti. Üsteleyince de bana vurdu.” Ali şöyle dedi: “Onun için değiştir.” Sonra da, “Vurma konusunda delil getirmelisin” dedi. Şikâyetçi delili gösterdi. Bunun üzerine Ali vuran adamı oturttu ve şikâyetçiye, “Haydi, kısas al” dedi. Adam, “Onu bağışlıyorum ey Müminlerin Emiri” dedi. Ali de, “Ben yalnızca hakkını korumak istedim” dedi. Sonra vuran adama dokuz kırbaç vurdu ve şöyle dedi: “Bu da yönetim hakkıdır.”

Muhammed b. Umâre el-Esedî – Osman b. Abdurrahman el-İsbehânî el-Mes‘ûdî – Nâciye – babasına göre: Biz valilik sarayının kapısında duruyorduk. Ali yanımıza çıktı. Onu görünce saygıdan önünden çekildik. O geçince arkasında saf olduk. O sırada biri, “Allah aşkına yardım!” diye bağırdı. İki adam kavga ediyordu. Ali her birine göğsünden vurdu ve, “Çekilin!” dedi. Biri şöyle dedi: “Ey Müminlerin Emiri! Bu adam benden bir koyun satın aldı. Ben de ona bana şüpheli yahut kırpılmış para vermemesini şart koştum. Ama o bana şüpheli bir dirhem verdi. Ben onu kendisine geri verince bana vurdu.” Ali ötekine, “Sen ne diyorsun?” dedi. O da, “Doğru söylüyor ey Müminlerin Emiri” dedi. Ali ona, “Şart koştuğu şeyi ona ver” dedi. Sonra da, “Otur!” dedi. Vurulan adama, “Kısas al” dedi. O ise, “Onu bağışlayabilir miyim ey Müminlerin Emiri?” dedi. Ali, “Evet, bağışlayabilirsin” dedi.

Şikâyetçi ayrılınca Ali şöyle dedi: “Ey Müslümanlar topluluğu! Şunu yakalayın!” Onu yakaladılar. Sıbyan mektebi çocuklarının taşındığı gibi birinin sırtına alındı. Sonra ona on beş kırbaç vurdu ve, “Bu, onun hürmetini çiğnemenin cezasıdır” dedi.

İbn Sinan el-Kazzâz – Ebu Âsım – Sükeyn b. Abdülaziz – Haff b. Halid – babası Halid b. Câbir’e göre: Ali öldürüldüğünde Hasan’ın bir hutbe vermek üzere kalktığını işittim. Şöyle dedi: “Bu gece öyle bir adamı öldürdünüz ki Kur’an bu gecede indi, Meryem oğlu İsa bu gecede göğe kaldırıldı ve Musa’nın yardımcısı Nun oğlu Yûşa bu gecede öldürüldü. Allah’a yemin ederim ki ondan öncekilerden hiç kimse onu geçemediği gibi, sonrakilerden de hiç kimse ona yetişemeyecektir. Allah’a yemin ederim ki Peygamber onu bir seriyyeye gönderdiğinde Cebrail onun sağında, Mikail solunda olurdu. Allah’a yemin ederim ki öldüğünde geriye sadece altı yüz yahut yedi yüz dirhem bıraktı; bunları da bir cariye almak için biriktirmişti.”

https://kutsalayet.de/alinin-esleri-ve-cocuklari/,https://kutsalayet.de/kirk-birinci-yil-olaylari/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız