Bu yıl meydana gelen olaylar arasında, en-Nu‘mân b. Yezîd b. Abdülmelik’in gerçekleştirdiği bir yaz seferi de vardı.
Ayrıca bu yıl Hişâm b. Abdülmelik b. Mervân’ın ölümü gerçekleşti. Ebû Ma‘şer’e göre Hişâm, Rebîü’l-Âhir ayının altı günü geçtikten sonra (6 Şubat 743) vefat etti. Aynı rivayet Ahmed b. Sâbit – onun râvileri – İshak b. İsa tarafından da aktarılmıştır. el-Vâkıdî, el-Medâinî ve diğerleri de aynı tarihi verir; ancak onun çarşamba günü (6 Şubat 743) öldüğünü belirtirler.
Hişâm’ın hilafet süresi bütün rivayetlere göre on dokuz yıldır. el-Medâinî ve İbn el-Kelbî’ye göre Hişâm on dokuz yıl, yedi ay ve yirmi bir gün hüküm sürdü. Ebû Ma‘şer’e göre on dokuz yıl ve sekiz buçuk ay; el-Vâkıdî’ye göre ise on dokuz yıl, yedi ay ve on gece hüküm sürmüştür.
Hişâm’ın yaşı konusunda ihtilaf vardır. Hişâm b. Muhammed el-Kelbî’ye göre elli beş yaşında öldü. Bazı rivayetlere göre elli iki yaşındaydı. Muhammed b. Ömer (el-Vâkıdî)’ye göre ise öldüğü gün elli dört yaşındaydı. Ölümü Rüsâfe’de gerçekleşti ve kabri de oradadır. Künyesi Ebû’l-Velîd idi.
Ahmed b. Züheyr – Ali b. Muhammed (el-Medâinî) – Şeybe b. Osman – Amr b. Kalî‘ – Sâlim Ebû’l-Alâ yoluyla şöyle rivayet edilir:
Bir gün Hişâm dışarı çıktı. Görünüşünden kederli olduğu anlaşılıyordu. Elbiseleri gevşek duruyor, atının dizginlerini gevşek tutuyordu. Bu hâlde bir saat kadar ilerledi. Sonra kendine geldi, elbiselerini düzeltti, dizginleri toparladı ve Rebî‘e: “el-Abrash’ı çağır” dedi.
el-Abrash geldi. Hişâm onunla birlikte yürürken el-Abrash dedi ki: “Ey Müminlerin Emiri, seni beni üzen bir hâlde gördüm.” Hişâm: “Nedir o?” dedi. el-Abrash: “Seni üzüntülü bir durumda dışarı çıkarken gördüm” dedi. Hişâm şöyle cevap verdi:
“Ey Abrash! Nasıl üzülmeyeyim ki ilim ehli benim otuz üç gün içinde öleceğimi söylüyor?”
Sâlim şöyle devam eder: Eve döndüm ve bir kâğıda şöyle yazdım: “Müminlerin Emiri şu gün şöyle dedi: otuz üç gün içinde öleceğim.” Otuz üçüncü günün dolduğu gece bir köle kapımı çaldı ve dedi ki: “Müminlerin Emirine gel ve yanında difteri ilacını getir.”
Hişâm daha önce bu ilacı kullanmış ve iyileşmişti. İlacı alıp gittim. Hişâm onunla gargara yaptı. Ağrı önce arttı sonra hafifledi. Bana: “Sâlim, ağrım biraz hafifledi. Sen ailene dön, ilacı burada bırak” dedi.
Ben ayrıldım. Aradan bir saat bile geçmeden şu feryatları duydum: “Müminlerin Emiri öldü!”
Hişâm ölür ölmez hazinedarlar kapıları kapattılar. Onu yıkamak için su ısıtacak bakır bir kap aradılar fakat bulamadılar. Sonunda komşudan ödünç aldılar. Orada bulunanlardan biri şöyle dedi: “Bunda ibret almak isteyen için bir ibret vardır.”
Hişâm difteri hastalığından öldü. Ölünce cenaze namazını oğlu Mesleme b. Hişâm kıldırdı.