Bana Ömer b. Şebbe – Hâtim b. Kabîse – Gâlib b. Süleyman – Abdurrahman b. Subh yoluyla şöyle haber verildi:
Ben Horasan’da el-Hakem b. Amr ile birlikteydim. Ziyâd, Amr’a şöyle yazdı:
“El-Eşhall dağı halkının silahları keçeden, kapları ise altındandır.”
Bunun üzerine İbn Amr onlara akın yaptı. Kuvveti geçidin ortasına ulaşınca düşman dağ patikalarına ve yollara çekildi, onu kuşattı. Bunun üzerine bu işten umudunu kesti ve savaşın idaresini el-Mühelleb’e verdi. el-Mühelleb uğraşmayı sürdürdü; sonunda onların ileri gelenlerinden birini ele geçirdi ve ona şöyle dedi:
“Ya seni öldüreyim ya da bizi bu geçitten çıkar.”
Adam da ona şöyle dedi:
“Şu yollardan birinde ateş yak, yükleri yukarı taşıt ve o yola doğru yönel ki halk senin oradan gitmeye başladığını sansın. O zaman sana karşı orada toplanırlar ve diğer yolları bırakırlar. Sonra onları bırakıp başka bir yoldan git. Geçitten çıkıncaya kadar sana yetişemezler.”
Onlar da bunu yaptılar ve çok miktarda ganimet alarak kurtuldular.
Bize Ömer – Ali b. Muhammed’den şöyle haber verildi:
el-Hakem b. Amr, el-Eşhall dağından dönerken artçı birliğinin başına el-Mühelleb’i getirdi. Dar dağ yollarında ilerliyorlardı. Türkler onlara karşı koydu ve yollara çıkarak üzerlerine geldiler. Dağ patikalarından birinde, bir duvarın arkasından iki beyit söyleyen bir adam buldular:
“Sen sebat ve talihinle teselli buluyorsun;
önceki gecelerden başka üstün bir sığınak görmüyorsun.
Sanki kalbimde, sığınak ve sığınak halkını anışımdan ötürü
çırpınan kuş tüyleri var.”
Adam el-Hakem’in huzuruna getirildi. El-Hakem ona durumunu sordu. Adam şöyle dedi:
“Amcaoğlumla yarıştım, sonra ayrıldım. Yeryüzünde dolaşıp durdum; sonunda bu memlekete yerleştim.”
el-Hakem onu Irak’ta Ziyâd’ın yanına götürdü. el-Hakem geçitten kurtulup Herat’a ulaştı, sonra Merv’e döndü.
Bana Ömer – Hâtim b. Kabîse – Gâlib b. Süleyman – Abdurrahman b. Subh yoluyla şöyle haber verildi:
Ziyâd, el-Hakem’e şöyle yazdı:
“Allah’a yemin ederim ki sağ kalırsan mutlaka boynunu vuracağım!”
Bunun sebebi şuydu: Elde ettiği ganimetin haberi Ziyâd’a ulaşınca ona şöyle yazmıştı:
“Müminlerin Emiri bana, altın, gümüş ve kıymetli eşyadan kendisi için seçmemi yazdı. Bu yüzden onları ayırıncaya kadar hiçbir şeyi yerinden oynatma.”
El-Hakem de ona şöyle cevap yazdı:
“Bundan sonra: Bana senin mektubun ulaştı; orada, ‘Müminlerin Emiri bana altın, gümüş ve kıymetli eşyanın tamamını kendisi için seçmemi yazdı; bu yüzden hiçbir şeyi yerinden oynatma’ diyorsun. Yüce ve büyük Allah’ın Kitabı, Müminlerin Emiri’nin mektubundan daha önceliklidir. Allah’a yemin ederim ki gökler ve yer bitişik tek parça bile olsa, kul yüce ve büyük Allah’tan korktuğu takdirde, Allah ona bir çıkış yolu verir.”
Sonra halka gidip ganimetlerini almalarını söyledi. Onlar da aldılar. Kendisi humusu ayırmıştı. O ganimeti aralarında eşit olarak taksim etti. Ardından el-Hakem şöyle dedi:
“Ey Allah’ım! Eğer yaptığım şeyi Sen iyi görüyorsan, beni yanına al.”
Bunun üzerine Horasan’da, Merv’de öldü.
Ömer – Ali b. Muhammed rivayet etti:
el-Hakem Merv’de ölüm döşeğindeyken yerine vekil olarak Enes b. Ebî Ünâs’ı bıraktı. Bu olay da bu yıl oldu.