es-Serî — Şuayb — Seyf — Talha, Muhammed, Mühelleb, Amr ve Saîd rivayetine göre: Hâşim b. Utbe Celûlâ’dan Medâin’e döndüğünde, Adhîn b. el-Hürmüzân’ın bir askerî kuvvet topladığı ve onunla ovaya yürüdüğü haberi Sa‘d’a ulaştı. Sa‘d bu gelişmeyi Ömer’e yazdı. Ömer de şöyle cevap verdi:
“Onları durdurmak için Dırâr b. el-Hattâb’ı bir orduyla gönder. Öncü kuvvetlerin başına İbn el-Hüzeyl el-Esedî’yi, iki kanadın başına da Becîle’nin müttefiki Abdullah b. Vehb er-Râsibî ile filanın oğlu el-Mudârib el-İclî’yi getir.”
Bunun üzerine Benî Muhârib b. Fihr’den olan Dırâr b. el-Hattâb, öncü kuvvetlerin başında İbn el-Hüzeyl bulunduğu halde bir orduyla yola çıktı. Sonunda Mesebezân ovasına ulaştı. Ordular Behendef denilen yerde karşı karşıya geldiler ve çarpıştılar. Müslümanlar kâfirlerin üzerine atıldılar. Dırâr, Adhîn’i esir aldı ve onu yanında tuttu. Adhîn’in ordusu bozguna uğradı. Bunun üzerine Dırâr, Adhîn’i öne çıkarttı ve boynunu vurdurdu. Sonra kaçanların peşine düşerek ilerledi, nihayet Sîravân’a vardı. Böylece Mesebezân’ı zorla ele geçirdi. Halkı Cibâl bölgesine dağıldı. Dırâr onları kendi tarafına geçmeye çağırdı; onlar da bunu kabul ettiler. Sa‘d Medâin’den ayrılıncaya kadar orada kaldı. Sa‘d’ın mesajını alınca Kûfe’ye geldi ve Kûfe’ye giden geçitlerden biri olan Mesebezân üzerine İbn el-Hüzeyl’i vekil bıraktı.
Bu yılda, Receb ayında (Ağustos), Karkîsiyâ savaşı da meydana geldi.