Nizâr, Ma‘add’ın oğluydu. Hişâm’a göre Ma‘add’ın annesi Mahdâd bt. el-Lihamm idi; başkalarına göre el-Lahm b. Celheb b. Cadîs’in veya b. Tasm’ın veya b. et-Tavsam’ın kızıydı; bunlar, İbrâhim’in oğlu Ya‘şân’ın soyundandır.
el-Hâris b. Muhammed – Muhammed b. Sa‘d – Hişâm b. Muhammed – Muhammed b. Abdurrahman el-Aclânî: Ma‘add’ın öz kardeşleri şunlardı: ed-Dîs. ed-Dîs’in Akk olduğu da söylenir; Akk’ın, Adnân’ın oğlu ed-Dîs b. Adnân’ın oğlu olduğu da söylenir. Ayrıca Adan b. Adnân; bazı soybilimciler onun Aden’in sahibi olduğunu, Aden’in onun adıyla anıldığını ve halkının onun soyundan geldiğini; fakat soylarının tükendiğini söyler. Yine Abyan; onun da Abyan’ın sahibi olduğunu, Abyan’ın onun adıyla anıldığını ve halkının onun soyundan geldiğini; fakat soylarının tükendiğini söylerler. Ayrıca ed-Dahhâk ve el-Akk. Bunların hepsinin annesi, Ma‘add’ın annesiydi.
Bazı soybilimciler, Akk’ın Yemen’deki Semrân’a gittiğini ve kardeşi Ma‘add’ı geride bıraktığını söyler. Bunun sebebi olarak da, Hadûr halkı Şuayb b. Zî Mahdam el-Hadûrî’yi öldürdüğünde, Allah’ın ceza olarak Nebukadnezar’ı onların üzerine gönderdiğini aktarırlar. Ermiyâ ve Berhiyâ, Ma‘add’ı yanlarına alarak uzaklaştılar; savaş sakinleşince onu Mekke’ye geri götürdüler.
Ma‘add, Mekke’ye döndüğünde, Adnân soyundan kardeşleri ve amcalarının Yemen halkına katıldığını ve onlarla evlilikler yaptığını gördü. Yemenliler, onların Cürhüm soyundan olmaları sebebiyle onlara yakınlık duydu. Bu kıssaya delil olarak şu beyitleri aktarırlar:
“Kardeşlerimiz ed-Dîs ile Akk’ı
Semrân yolunda bıraktık; hızlıca ayrıldılar.
Onlar Benû Adnân’dandı,
fakat bu nesebi aralarında geri dönülmez biçimde yitirdiler.”