Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahman’dan başka ibadet edilen ilahlar kıldık mı?
Diyanet Vakfı
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahmandan başka tapılacak tanrılar (edinin diye) emretmiş miyiz?
Kurtubi Tefsiri
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor! Rahmân’dan başka ibadet edilecek ilahlar kılmış mıyız?
İbn Abbâs ve İbn Zeyd dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya -ki o Beytu’l-Makdis mescididir- İsra’da götürüldüğünde yüce Allah ona Âdem’i ve soyundan dünyaya gelmiş diğer peygamberleri diriltti. Cibril de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bulunuyordu. Cibril (aleyhisselâm) ezan okudu, sonra namaz için kamet getirdi. Sonra da: Ey Muhammed öne geç de onlara namaz kıldır dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazı bitirince Cibril kendisine: “Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor. Rahmân’dan başka ibadet edilecek ilahlar kılmış mıyız?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayır, sormama gerek yok. Ben bu konuda yeterli kanaate sahibim” diye buyurdu. Süyûtî, ed-Durru’l-Mensur, VII, 382.
İbn Abbâs dedi ki: Bu peygamberler yetmiş kişi idi. İbrahim, Mûsa ve Îsa (hepsine selam olsun) bunlar arasında idi. Onlara soru sormayışının sebebi Allah’ı onlardan daha iyi biliyor olması idi.
İbn Abbâs’tan başkasından gelen rivâyette de şöyle denilmektedir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın arkasında yedi saf halinde namaz kıldılar. Rasûller üç saf, nebiler ise dört saf idi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın hemen arkasında ise İbrahim halilullah, sağında İsmail ve solunda İshak vardı. Sonra Mûsa, sonra da diğer rasûller dizilmişti. Onlara iki rekat namaz kıldırdı. Namazı bitirip ayağa kalkınca şöyle buyurdu: “Rabbim bana size: Sizden herhangi birinize Allah’tan başkasına ibadet etmeye davet etmek için bir emir verip vermediğini sormamı vahyetti.” Onlar: Ey Muhammed dediler, bizler şahitlik ederiz ki, hepimiz aynı çağrı olan la ilahe ilallah demeye davet etmek üzere ve onun dışında tapındıkları bütün varlıkların batıl olduğunu, senin nebilerin de sonuncusu, rasûllerin de efendisi olduğunu söylemek üzere gönderildik. Bu husus zaten senin bize İmâmlık yapman ile de açıkça ortaya çıkmış bulunuyor. Ayrıca kıyâmet gününe kadar Meryem oğlu Îsa dışında hiçbir peygamberin gelmeyeceği de bunu göstermektedir. Meryem oğlu Îsa ise senin izini izlemekle emrolunacaktır.”
Said b. Cübeyr de yüce Allah’ın:
“Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor” âyeti ile ilgili olarak şunları söylemektedir: O İsra’ya götürüldüğü gece rasûllerle karşılaştı.
el-Velid b. Müslim de yüce Allah’ın:
“Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor” âyeti hakkında şöyle demiştir: Ben buna dair Huleyd b. Da’lec’e sordum da o bana Katade’den şöyle dediğini nakletti: Peygamber İsra’ya götürüldüğü gece bu hususu onlara sordu. Peygamberlerle ve Âdem ile ayrıca cehennemin bekçisi Malik ile karşılaşmıştı.
Derim ki: Bu âyetin tefsiri ile ilgili olarak sahih olan açıklama şekli budur.
“Peygamberlerimiz” anlamındaki lafızdan önceki bu açıklamaya göre zaid değildir. el-Müberred ile bir grub ilim adamı ise şöyle demişlerdir: Âyet: Sen, senden önce gönderdiğimiz rasûllerimizin ümmetlerine soru sor, demektir. Rivâyet olunduğuna göre, İbn Mes’ûd’un kıraatinde:
“Senden önce gönderdiğimiz rasûllere ne gönderdiğimizi sor” şeklindedir. Bu ise tefsir edici bir kıraattir. Buna göre; zaiddir. Mücahid, es-Süddî, ed-Dahhak, Katade, Atâ, el-Hasen ve yine İbn Abbâs’ın görüşü budur. Sen Tevrat ve İncil kitablarına îman eden kimselere sor, demektir.
Manası: Ey Muhammed! Bize senden önce göndermiş olduğumuz peygamberlere dair soru sor, şeklinde olduğu ve böylelikle: ‘in hazfedildiği de söylenmiştir. Bu açıklamaya göre ise: ” Peygamberlerimize” âyeti üzerinde vakıf tam bir vakıf olmakta, daha sonra ise cümle inkar yolu ile soru ile başlamaktadır.
Manası: Senden önce göndermiş olduğumuz rasûllerimize tabi olanlara sor, şeklinde olduğu ve muzafın hazfedildiği de söylenmiştir. Hitab Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a olmakla birlikte maksat onun ümmetidir.
“Rahmân’dan başka ibadet edilecek ilahlar kılmış mıyız?” âyeti ile yüce Allah, akıl sahibi varlıklardan sözettiği gibi. ilahlardan da (akıl sahibi varlıklara uygun zamir kullanarak) sözetmiş bulunmakta ve:
“İbadet edilecek” diye buyurmakta, bununla birlikte: veya diye buyurmamaktadır. Çünkü ilahlar onlara tapanlar nezdinde akıl sahibi varlıklar durumunda idi. Şanı yüce Allah da onlar hakkında akıl sahibi varlıklarla ilgili haber verdiği gibi, haber vermekte (söz etmekte)dir.
Böyle bir soru sormakla emredilmesinin sebebine gelince, yahudilerle müşrikler Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a şöyle dediler: Senin bu getirdiklerin senden öncekilere aykırıdır? Bunun üzerine yüce Allah, duruma vakıf kılmak ve söyletmek maksadı ile, diğer peygamberlere soru sormasını emretmiştir. Yoksa kendisi bu hususta şüphe ettiğinden dolayı bu emir verilmiş değildir.
Tevil bilginleri Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın diğer peygamberlere soru sorması hususunda iki ayrı görüş ortaya atmışlardır. Birincisine göre o peygamberlere sormuş, peygamberler de: Biz tevhid ile gönderildik demişlerdir. Bu açıklamayı el-Vakıdî yapmıştır.
İkincisine göre, peygamber yüce Allah’a yakîni dolayısıyla onlara soru sormamıştır. Öyle ki İbn Zeyd’in naklettiğine göre Mikail, Cebrâîl’e: “Bu hususa dair Muhammed sana soru sordu mu?” diye sormuş, Cebrâîl: “O bu hususta soru sormayacak kadar sağlam bir îman ve büyük bir yakîne sahiptir” diye cevab vermiştir. Bu anlam daha önce zikrettiğimiz şekliyle iki rivâyette geçmiş bulunmaktadır.