Ve gerçekten bu, senin ve kavmin için bir zikirdir. Ve yakında sorulacaksınız.
Diyanet Vakfı
Doğrusu Kuran, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
Kurtubi Tefsiri
Ve muhakkak o, sana ve senin kavmine büyük bir şereftir. Yakında sorguya çekileceksiniz.
“Ve muhakkak o, sana ve senin kavmine büyük bir şereftir.” Kurân-ı Kerîm hem senin için, hem de kavmin olan Kureyşliler için bir şereftir. Zira bu Kur’ân onların dili ile onlardan birisi üzerine inmiştir. Yüce Allah’ın:
“Yemin olsun ki Biz size sizin için bir şan ve şeref kaynağı olan bir kitab indirdik” (el-Enbiya, 21/10) âyeti da buna benzemektedir.
Kur’ân-ı Kerîm, Kureyş’in dili ile indi, ilk olarak onlara hitab etti. Bundan ötürü buna îman eden herkes, onların dillerini öğrenmeye gerek gördü. Böylelikle onlara muhtaç oldular. Çünkü başka dilleri konuşanlar, emir ve nehyin anlatıldığı, Kur’ân-ı Kerîm’deki bütün haberlerin ifade edildiği manayı kavrayabilmek için, onların dillerini öğrenmeye gerek duydular. Böylelikle onlar diğer dilleri konuşanlara göre daha şerefli kılındılar. Bundan dolayı bu dile de “Arapça” ismi verildi.
Bunun, sizin gerek duyduğunuz şeyler hakkında senin ve ümmetin için bir açıklamadır, anlamına geldiği söylendiği gibi, dinin emirlerini kendisi vasıtasıyla hatırlayıp, gereğince amel ettiğiniz bir öğüttür, diye de açıklanmıştır.
“Ve muhakkak o sana ve senin kavmine büyük bir şereftir” âyeti ile hilafetin kastedildiği de söylenmiştir. Hilafet Kureyşliler arasında olur, başkalarında olmaz. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bu hususta insanlar Kureyş’e tabidirler. Müslümanları onların müslümanlarına, kâfirleri de onların kâfirlerine tabidir. ” Buhârî, III, 1288; Müslim, III, 1451; Müsned, II, 242, 319.
Malik dedi ki: Bu adamın: Babam bana anlattı, o babasından (naklen) anlattı, demesidir. Bu açıklamayı -el-Maverdî, es-Sa’lebî ve diğerlerinin zikrettiklerine göre- İbn Ebi Seleme babasından, o Malik b. Enes’ten rivâyet etmiştir.
İbnu’l-Arabî dedi ki: Ben İslâm’da bu mertebeye Bağdat’ta gördüğüm dışında herhangi bir kimseye nasib olduğunu görmedim. Orada bulunan et-Temimîoğulları derler ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, diye Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a kadar senedini ulaştırır. Böylelikle onların değerleri üstün bir mertebeye yükselmiş, insanlar onları tazim eder hale gelmişlerdir. Halifelik makamı da onlarla üstünlük kazanmıştır. Yine Medinetu’s-Selam’da Ebû Muhammed Rızkullah b. Abdi’l-Vehhab Ebû’l-Ferec b. Abdi’l-Aziz b. el-Haris b. el-Esed b. el-Leys b. Süleyman b. Esved b. Süfyan b. Yezid b. Ukeyne b. Abdillah et-Temimî’nin iki oğlunu gördüm. Onlar şöyle diyorlardı: Babamız Rızkullah’ı şöyle derken dinledik: Babamı şöyle derken dinledim: O: Babamı şöyle derken dinledim: O: Babamı şöyle derken dinledim: O: Babamı şöyle derken dinledim: O: Babamı şöyle derken dinledim (diyordu ki:) Ali b. Ebî Tâlib’i, el-Hannan ve el-Mennan’ın mahiyeti hakkında soru sorulması üzerine şöyle derken dinledim: el-Hannan kendisinden yüz çevirene yönelen, el-Mennan ise kendisinden istenilmeden önce bağışlarda bulunan kimse demektir. Ali’yi böyle derken dinledim diyen kişi ise onların büyük dedeleri Ukeyne b. Abdullah’dır. Bununla birlikte daha kuvvetli görülen görüş yüce Allah’ın:
“Ve muhakkak o sana ve senin kavmine büyük bir şereftir” âyeti ile Kur’ân-ı Kerîm’in kastedildiğidir. Çünkü ifade buna bina edilmiş ve sonunda ona dönülmektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
el-Maverdî dedi ki:
“Ve senin kavmine” âyeti hakkında iki görüş vardır: Birincisine göre ümmetinden sana tabi olanlar demektir. Bu açıklamayı Katade yapmış olup, es-Sa’lebî bunu el-Hasen’den diye de zikretmiştir. İkinci görüşe göre Kureyş’ten senin kavmine demektir. Bu kimdendir denilir, Araplardandır diye cevab verilir. Hangi Araplardandır diye sorulunca, Kureyş’tendir diye cevab verilir. Bu açıklamayı Mücahid yapmıştır.
Derim ki: Sahih olan Kureyş’ten olsun, başkalarından olsun Kur’ân-ı Kerîm’in gereğince amel edenler için bir şeref kaynağı olduğudur. İbn Abbâs rivâyetle dedi ki: Allah’ın peygamberi (Allah’ın salat ve selamı ona olsun) bir sedyeden yahutta bir gazadan döndüğünde Fatıma’yı çağırıp, şunları söyledi: “Ey Fatıma! Nefsini Allah’tan satın almaya bak! Çünkü Allah’tan gelecek olana karşı benim sana hiçbir faydam olmaz.” Buhârî, III, 1012, 1218, IV, 1487; Müslim, I, 192; Tirmizi, IV, 554, V, 338; Nesâî, VI, 249; Müsned, II, 333, 360, 398, 519, VI, 187; Taberi, Tefsir, XIX, 119.
Buna benzer sözleri hanımlarına da söylediği gibi; yine bunun benzerini yakın akrabalarına da söylemiştir. Daha sonra yüce Allah’ın peygamberi (salat ve selam ona) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar arasında Haşimoğulları ümmetim olmaya en layık kimseler değildir. Çünkü insanlar arasında ümmetim olmaya en layık kimseler takva sahibi olanlardır. İnsanlar arasında Kureyşliler de ümmetim olmaya en layık kimseler değildir. Çünkü insanlar arasında ümmetim olmaya en layık kimse takva sahibi olanlardır. Yine insanlar arasında ümmetim olmaya en layık olanlar ensar değildir. Çünkü ümmetim olmaya insanlar arasında en layık olanlar takva sahibi kimselerdir. İnsanlar arasında mevalî (Arap olmayan mü’minler) ümmetim olmaya en layık kimseler değildir. İnsanlar arasında ümmetim olmaya en layık kimseler takva sahibi olanlardır. Hepiniz bir erkek ve bir kadındansınız, sizler: Sâ’ denilen ölçünün üstündeki hiza gibisiniz. Sizden herhangi birinizin diğerine takva ile olması hali dışında bir üstünlüğü yoktur. ”
Ebû Hüreyre’den de şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Cehennem kömürlerinden bir kömür ile övünüp duran birtakım kimseler ya bu yaptıkları işlerden vazgeçerler, veya Allah nezdinde onlar pislikleri burnuyla iten domuzlan böceğinden daha kötü bir durumda olurlar. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem topraktandır. Şüphesiz Allah sizden cahiliye gururunu ve (cahiliyyenin) babalarla öğünme geleneğini gidermiş bulunuyor. İnsanlar ya takva sahibi bir mü’mindir yahut bedbaht bir günahkardır.” Tirmizi, V, 734; Müsned, I, 301 (kısmen); Taberani, Kebir, XI, 317 (kısmen); Münziri, Terğib, III, 358-359. Bu ikisini de Taberî rivâyet etmiştir. Buna dair daha geniş açıklamalar yüce Allah’ın izniyle el-Hucurat Sûresi’nde gelecektir.
“Yakında” bu nimete karşı şükredip, etmediğinize dair
“sorguya çekileceksiniz.” Bu açıklamayı Mukâtil ve el-Ferrâ” yapmıştır. İbn Cüreyc de şöyle demiştir: Sen de, seninle birlikte olanlar da sana verdiklerimizden dolayı sorguya çekileceksiniz.
Bu hususta yaptığınız amellerden size soru sorulacaktır, diye de açıklanmıştır. Manalar birbirine yakındır.