"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Zikredilenlerden başka olarak “korku” şu gelen beş yerde de söz konusu olur ve hastalık gibi değerlendirilir

Savaş: İki topluluğun savaşmak amacıyla karşı karşıya gelmesi ve birbirlerine dalması, iki tarafın eşit güçte yahut birisinin daha güçlü olması hali. Bu durumda, oraya çıkıp belirdikten sonra güçlü olan taraf artık korkan taraf sayılmaz. Aynı şekilde karşı karşıya gelip birbirleriyle dalaşmaz ve her iki topluluk da ayrı yerlerde bulunacak olurlarsa durum yine aynı hükme tabidir. İster aralarında ok atışı gerçekleşmiş olsun yahut olmasın, fark etmez. Korku durumu yok demektir. Bunun yanında savaşan iki topluluğun din noktasında aynı olmalarıyla farklı olmaları arasında fark yoktur. Bunu, İmam Malik, Evzfü ve Sevri söylemiştir. İmam Şafii’den ise iki görüş gelmiştir: Birincisi, bu, ilim adamlarıyla aynı görüşe sahip olmuştur. Zira buradaki topluluğun telef olması tıpkı hastanın telef olması gibidir yahut daha da kötüdür. Bu nedenle korkuya dahil olması kaçınılmazdır. Çünkü hastalığın korkutucu olması ancak sahibinin telef olmasından endişe edilmesi sebebiyledir. Burada da durum aynıdır. İmam Şafii’nin ikinci görüşü ise bu, korkutucu sayılmaz; zira bir hastalık değildir.
Adam öldürme tehdidi: Adam öldürmek için gelirse, bu bir korku halidir. İster kısas için yahut başka bir amaç için gelmiş olsun, fark etmez. İmam Şafii’den bu konuda iki görüş gelmiştir: Birincisi, bu korkutucu bir durumdur; zira öldürme tehdidi bir ikrah (zorlama) sayılır, boşamanın vaki olmasına ve alışverişin geçerli olmasına engeldir. Birçok haram kılınan şeyi ikrah mübah kılar. Nitekim korku olmasaydı bu hükümler söz konusu olmazdı. İmam Şafii’nin ikinci görüşü ise, şayet onu yaralarsa işte o zaman bu, korkutucu bir durum sayılır, aksi takdirde sayılmaz. Çünkü o, halihazırda bedeni sağlıklıdır ve onu affedebileceği de aşikardır. “Bedeninin sağlıklı olmuş olacağı” ifadesinin muteber olmayacağı yönünde cevap verilmiştir. Çünkü hastalık bizzat kendisi bu hüküm noktasında sabit olmuş değildir. Bilakis telef olmasına götürecek korku halindedir. Buna göre telefin baş gösterebileceğine dikkatleri çekmek açısından burada hüküm sabit olur.
Deniz: Denizde tekneye binmiş ve sakin bir şekilde bulunuyorsa, korku halinde değildir, demektir. Dalgalar çıkar ve fırtınalı bir rüzgarın esmesi sebebiyle tekne alabora tehlikesi geçiriyorsa, o zaman korkutucu durumdadır.
Hapiste esir: Hapiste iken normalde ölüm tehdidi altında bulunan bir esir ise bu durumda korku hali var, demektir. Atiyyesi malının üçte birinden verilir, aksi halde verilmez. Bu, Ebu Hanife, İmam Malik ve İmam Şafii’nin iki görüşünden birisine göre İmam Şafii’nin kavlidir. Ebu Bekir: Esirin atiyyesi, malının üçte birinden verilir ve ayrıma da tabi tutulmaz, der. Bunu, Zührl, Sevri ve İshak da söylemiştir. Evzfü der ki: Allah yolunda muhasara altına alınmış olan, hapsedilmiş ölümünü bekleyen yahut gözlerine mil çekilip hapiste bulunan kimselerin mallarının üçte birinden atiyye verilir. el-Muvaffak (İbn Kudame) şöyle demiştir: İnşallah doğru olan, tafsilatına dair verdiğimiz açıklamalardır. Zira ölüm korkusu olmaksızın sadece hapsedilmek yahut esaret çekmek hastalık sayılmaz. Korku veren bir hastalık manasına da gelmez, o zaman buna katılması da caiz olmaz.
Taun (veba) hastalığı: Şehrinde taun (veba) hastalığı baş gösterirse… İmam Ahmed’den nakledildiğine göre bu, korkutucu bir haldir. Bunun korkutucu bir hal olmayacağı da muhtemel görülmüştür; çünkü bu hastayla alakası yoktur, korkulan ancak hastalıktır. Allah, en iyisini bilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hastaliklar-dort-kisimdir/,https://kutsalayet.de/hastalikta-muhabat/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız