Ortaya koyduklarında Musa dedi: “Getirdiğiniz şey bir büyüdür. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah, bozguncuların işini düzeltmez.”
Diyanet Vakfı
Onlar (iplerini) atınca, Musa dedi ki: «Sizin getirdiğiniz sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez.»
Kurtubi Tefsiri
Onlar atınca Mûsa dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Şüphesiz Allah onu boşa çıkaracaktır. Elbette Allah, o bozguncuların işini düzeltmez.”
“Onlar atınca, Mûsa dedi ki: Sizin bu yaptığınız sihirdir” anlamındaki âyette mübtedâ olarak ref mahallinde olur. Buna karşılık;
“Bu yaptığınız” ise, haberidir. İfadenin takdiri de: Bu yaptığınız nedir? şeklindedir. Bu da onların sihir yapmaları üzerine onları azarlamak ve küçümsemek kastıyla yöneltilmiş bir soru olur. Ebû Amr’ın kıraatine göre şeklinde mübtedânın hazfine göre soru iledir. İfadenin takdiri, sizin bu yaptığınız sihir midir? şeklinde olur. Bununla birlikte bunun mübtedâ olup haberinin mahzuf olması da mümkündür, o takdirde ifade: Sizin yaptığınız sihirdir, anlamında olur. İstifham (soru) kabul edenlere göre; ism-i mevsul anlamında değildir, çünkü haberi yoktur. Diğerleri ise, “Büyü” kelimesini haber olarak okumuşlardır. Bu okuyuşun delili ise İbn Mes’ûd’un ” Sizin bu yaptığınız bir sihirdir” şeklindeki kıraati ile Ubey’in;
“Sizin bu yaptığınız (getirdiğiniz) bir sihirdir” kıraatidir. Buna göre burada; İsm-i mevsul anlamında; “Yaptığınız” onun sılası olur. da mübtedâ olarak ref mahallinde; “sihirdir” anlamındaki kelime de mübtedânın haberidir. Eğer İsm-i mevsul kabul edilirse, nasb mahallinde olmaz. Çünkü sıla hiç bir zaman ism-i mevsulda amel etmez. Bununla birlikte el-Ferrâ’; “Sihir” kelimesinin; “Yaptığınız” lâfzı ile nasb edilmesini uygun kabul eder ve; şart edatı olur. “Yaptığınız” lâfzı şart edatı ile cezm mahallinde ve şartın cevabının başına gelen “fe” da mahzuf olur. İfadenin takdirî de:
“Muhakkak Allah onu iptal edecektir” şeklindedir. Bununla birlikte;”Sihir” kelimesinin mastar olarak nasb okunması da mümkündür, ” Sizin yaptığınız bir sihirdir” takdirinde olup, daha sonra fazladan bu kelimenin başına “elif” ile “lâm” getirilmiştir. Bu takdire göre ise, “fe”nin hazfine ihtiyaç yoktur, en-Nehhâs da bu görüşü tercih etmiş ve şöyle demiştir: Şartın cevabının başındaki “fe”nin hazfedil meşini ancak şiir zarureti dolayısıyla olması müstesna, nahivcilerin çoğu uygun kabul etmezler. Şairin şu mısraında olduğu gibi:
“Her kim iyilikler işlerse, Allah da onların karşılığını verecektir.”
Hatta kimi nahivciler şöyle demektedir: “Fe” harfinin hazfedilmesi hiçbir şekilde câiz değildir. Ben, Ali b. Süleyman’ı şöyle derken dinledim: Bana Muhammed b. Yezid anlattı, dedi ki: Bana el-Mâzinî anlattı, dedi ki; ben el-Esmaî’yi Şöyle derken dinledim: Bu beyiti nahivciler değişikliğe uğratmışlardır. Aslında bu beyitin rivâyeti:
“Her kim hayır yaparsa, Rahmân olan Allah onu mükâfatlandırır”
şeklindedir. Ali b. Süleyman’ı da şöyle derken dinledim: Şartın cevabının başındaki “fe” harfinin hazfedilmesi caizdir. Buna delil de yüce Allah’ın şu âyetleridir:
“Size isabet eden her musibet ellerinizle kazandıklarınız sebebi iledir” (eş-Şûrâ, 42/30) âyetinde yer alan; “Sebebiyle” diye başlayan cevap cümlesinin başındaki “fe” harfi olmaksızın; diye de okunmuş olup bu iki kıraat de bilinen meşhur iki kıraattir.
“Elbette Allah, o bozguncularla İşini düzeltmez” yani, onların sihir yapmalarını düzlüğe çıkarmaz. İbn Abbâs der ki: Her kim geceleyin yatağına çekildikten sonra şu:
“Sizin bu yaptığınız sihirdir. Şüphesiz Allah, onu boşa çıkaracaktır. Elbette Allah o bozguncuların işini düzeltmez” âyetini okuyacak olursa, hiç bir sihirbazın hilesinin ona zararı olmaz. Büyülenmiş bir kimsenin üzerine yazılacak olursa da mutlaka Allah, o kimseden sinirin şerrini defeder.