Sonra onun ardından, kavimlerine elçiler gönderdik. Onlara açık belgeler getirdiler. Daha önce yalanladıklarını yine kabul etmediler. İşte aşırı gidenlerin kalplerini böyle mühürleriz.
Diyanet Vakfı
Sonra onun arkasından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.
Kurtubi Tefsiri
Sonra onun arkasından kendi kavimlerine nice peygamberler gönderdik de onlara apaçık belgelerle geldiler. Fakat önceden yalanladıkları şeye Îman etmediler. İşte Biz de haddi aşanların kalpleri üzerine böyle mühür basarız.
“Sonra onun arkasından” Nûh’tan sonra
“kendi kavimlerine” Hûd, Salih, İbrahim, Lût, Şuayb ve diğerleri gibi
“nice peygamberler gönderdik de, onlara apaçık belgelerle” mucizelerle
“geldiler. Fakat, önceden yalanladıkları şeye îman etmediler.” İfadenin takdiri önceden Nûh kavminin yalanladıkları şeye Îman etmediler şeklindedir.
Hazret-i Âdem’in sulbünden çıkartıldıkları günden Önce yalanlamış oldukları şeye îman etmediler, diye de açıklanmıştır. Çünkü, her ne kadar o sırada hepsi de “belâ: Evet Rabbimizsin” demiş idiyse de aralarında kalbiyle bunu yalanlayan kimseler de vardı. en-Nehhâs der ki: Bu hususta yapılmış en güzel açıklamalardan birisi de; bunun, muayyen bir kavim için söylendiği şeklindedir. Mesela:
“O inkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir.”(el-Bakara, 2/6) âyeti gibi.
“İşte Biz de haddi aşanların” küfür ve yalanlamakta hadlerini aşarak îman etmeyenlerin
“kalpleri üzerine böyle mühür basarız.” Bu da, önceden de (çeşitli vesilelerle) belirtildiği gibi, Kaderiyye mezhebinin bu konudaki görüşlerini reddetmektedir.