Onlara dünya hayatında da ahirette de müjde vardır. Allah’ın sözleri değişmez. İşte bu büyük kurtuluştur.
Diyanet Vakfı
Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır. Allahın sözlerinde asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.
Kurtubi Tefsiri
Onlar için dünya hayatında da âhirette de müjde vardır. Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz. İşte bu, en büyük kurtuluşun tâ kendisidir.
“Onlar için dünya hayatında da… müjde vardır” âyeti ile ilgili olarak Ebû’d-Derdâ’dan şöyle dediği nakledilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a bu âyet hakkında sordum, şöyle buyurdu: “İndirildiğinden bu yana buna dair senden başka bana soru soran olmadı. Buradaki “müjde”den kasıt, müslümanın gördüğü, yahut ona gösterilen salih (gerçek çıkan) rüyadır.” Bu hadisi Tirmizî, Câmi’i’ nde rivâyet edilmiştir. Tirmizî, Ruyâ 3, Tefsir 10. sûre 2; İbn Mâce, Ta’bîru’l-Ru’ya 1; Dârimî, Ru’yâ 1; Müsned, VI, 445.
ez-Zührî, Atâ ve Katade de şöyle derler: Buradaki müjdeden kasıt, meleklerin Ölüm esnasında dünyada iken mü’mine verdikleri müjdedir. Muhammed b. Ka’b el-Kurazî’den de şöyle dediği nakledilmektedir: Mü’min kulun canının çıkmasına yakın bir zamanda ölüm meleği gelir ve şöyle der: “Ey Allah’ın velisi, sana selam olsun, Allah sana selam gönderdi” der, sonra da Muhammed b. Ka’b, şu:
“Onlar ki, melekler hoş ve temiz olarak ruhlarını alırken: Selam size… derler” (Nahl, 16/32) âyetini okudu. Bunu, İbnü’l-Mübârek zikretmektedir.
Katade ve ed-Dahhak da derler ki: Bu müjdeden kasıt, ölmeden önce nereye gideceğini bilmesidir. el-Hasen ise şöyle der: Bu, yüce Allah’ın, Kitab-ı Kerîminde kendilerine cennetine ve bol mükâfaatına dair vermiş olduğu müjdedir. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Rabbleri onları katından bir rahmet, hoşnutluk… ile müjdeler” (et-Tevbe, 9/21);
“Îman edip salih amel işleyenlere de şunu müjdele; gerçekten onlar için… cennetler vardır” (el-Bakara, 2/25);
“Ve size va’dolunan cennet müjdesiyle sevinin…” (Fussilet, 41/30) İşte bundan dolayı:
“Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz” diye buyurulmaktadır ki, va’dinden caymaz demektir. Çünkü O, vaadlerini sözleriyle dile getirir.
“Âhirette de” âyeti ile kabirlerinden çıktıklarında cennetlik olduklarına dair müjde verilir, anlamına geldiği söylendiği gibi, ruh cesetten çıktığı vakit, Allah’ın rıza ve hoşnutluğu ile müjdelenirler, dîye de açıklanmıştır.
Ebû İshâk es-Sa’lebî nakleder: Ben, Ebû Bekr Muhammed b. Abdullah el-Cevzakî’yi şöyle derken dinledim: Hafız Ebû Abdullah’ı, rüyamda üzerinde Taylasandan bir kaftan ve sarık sarınmış olduğu halde bir katıra binmiş olarak gördüm. Ona selam verip: Hoş geldin dedim. Bizler hâlâ seni anmaya, senin güzelliklerini zikretmeye devam edip duruyoruz. O da: Biz de hâlâ seni anmaya, senin güzelliklerini zikretmeye devam edip duruyoruz, dedi Yüce Allah:
“Onlar İçin dünya hayatında da âhirette de müjde vardır” diye buyurmaktadır. Buradaki müjdeden kasıt, güzel şekilde övülerek kendisinden söz edilmesidir, deyip eliyle işarette bulundu:
“Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz” yani, O’nun va’dinden cayma olmaz.
Haberlerinde değiştirme olmaz, anlamına geldiği de söylenmiştir. Yani, verdiği haberleri herhangi bir şey ile nesh etmez ve O’nun haberleri ancak haber verdiği şekilde gerçekleşir.
“İşte bu, en büyük kurtuluşun tâ kendisidir.” Yani, Allah’ın velilerinin, gerçek dostlarının vardığı sonuç, büyük kurtuluşun tâ kendisidir.