Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından uydurulmuş değildir. O, kendisinden öncekini doğrulayıcıdır ve Kitabın ayrıntılı açıklamasıdır. Onda şüphe yoktur. Âlemlerin Rabbinden gelmiştir.
Diyanet Vakfı
Bu Kuran Allahtan başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitabı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o alemlerin Rabbindendir.
Kurtubi Tefsiri
Bu Kur’ân’ın Allah’tan başkası tarafından uydurulması olacak bir şey değildir. Fakat o, kendisinden öncekileri doğrulamakta ve kitabı açıklamaktadır. Onda şüphe yoktur. O âlemlerin Rabbindendir.
“Bu Kur’ân’ın Allah’tan başkası tarafından uydurulması olacak bir şey değildir” âyetindeki; ………edatı fiiliyle birlikte (uydurulma anlamında) mastardır. Yani: Bu Kur’ân bir uydurma (iftira) değildir. Bu şekilde mastar kullanımı; “Filan kişi binmeyi sever,” demeye benzer. Bu açıklamayı el-Kisaî yapmıştır. el-Ferrâ’ ise der ki: Âyetin anlamı şudur: Bu Kur’ân’ın uydurulmasına gerek yoktur, ona böyle bir şey yakışmaz. Yüce Allah’ın şu âyetlerini ve benzerlerini andırmaktadır!
“Bir peygamber için hainlik etmek olur şey değildir” (Âl-i İmrân, 3/161) ile: “Mü’minlerin topluca (Savaşa) çıkmaları gerekmez.” (et-Tevbe, 9/122)
Buradaki “en”, “lâm” anlamında olduğu da söylenmiştir. Buna göre ifade; “Bu Kur’ân’ın uydurulmasına gerek yoktur,” takdirindedir. Bunun anlamında; yani “bu Kur’ân uydurul(a)maz” anlamında olduğu da söylenmiştir.
Bir başka görüşe göre anlam şöyledir. Her hangi bir kimsenin, Allah nezdinden olmayarak böyle bir Kur’ân getirip sonra da bunu yüce Allah’a nisbet etmesi yapılabilecek bir şey değildir. Çünkü Kur’ân’ın nitelikleri, manası ve söz dizisi dolayısıyla i’câz niteliği vardır.
“Fakat o kendisinden öncekileri doğrulamakta” âyeti hakkında el-Kisaî, el-Ferrâ’ ve Muhammed b. Sa’dân derler ki: İfadenin takdiri; “Ama o… doğrulamaktadır” şeklindedir.
Onlara göre; “Ama o, doğrulama… dır” anlamında ref mahallinde olması da caizdir. “Kendisinden öncekinden kasıt ise Tevrat, İncil ve diğer semavi kitaplardır. Çünkü bütün bu kitaplar onun geleceğini müjdelemiştir. O da bu müjdeleme hususunda, tevhide, ve kıyâmete îmana davet hususlarında onları tasdik ederek gelmiştir.
Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Ancak, bu Kur’ân, Kur’ân’ın önündeki peygamberi yani, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’i doğrulamaktadır. Çünkü onlar, Hazret-i Peygamberden Kur’ân’ı dinlemeden önce onu görmüş, tanımışlardı.
“Açıklamaktadır” ifadesi
“doğrulamak” ile sözü geçen iki açıklamaya göre nasb ile ve ref ile okunur.
Tafsil (açıklama) tebiiğ yani, beyân etmek demektir. Bu da; Allah’ın önceden gönderdiği kitaplarında bulunanları açıklıyor, beyan ediyor anlamına gelir. “Kitap” ise, bir cins ismidir. Şöyle de açıklanmıştır. Kitabın açıklanmasından kasıt, Kur’ân-ı Kerîm’de beyan edilen ahkâmdır.
“Onda şüphe yoktur” âyetindeki o zamiri, Kur’ân’a aittir. Yani, bu Kur’ân’ın yüce Allah tarafından indirildiği hususunda hiç bir şüphe yoktur.