İnsanlara, kendilerine bir zarar dokunduktan sonra bir rahmet tattırdığımızda, hemen ayetlerimiz hakkında hile yaparlar. De ki: “Allah’ın hilesi daha çabuktur.” Şüphesiz elçilerimiz, yapmakta olduklarınızı yazmaktadır.
Diyanet Vakfı
Kendilerine dokunan (kıtlık ve hastalık gibi) bir sıkıntıdan sonra insanlara bir rahmet (esenlik) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında onların bir tuzağı vardır. De ki: Allahın tuzağı daha süratlidir. Şüphesiz elçilerimiz kurduğunuz tuzakları yazıyorlar.
Kurtubi Tefsiri
İnsanlara, kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tattırmamızın ardından bakarsın ki onların, âyetlerimiz hakkında bir tuzakları olur. De ki: “Allah’ın karşılık vermesi daha çabuktur Elçilerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazıyorlar.”
Bu âyette
“İnsanlar” ile kastedilenler Mekke kâfirleridir.
“Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tattırmamızın ardından…” sıkıntıdan sonra rahatlık, kıtlık ve kuraklıktan sonra bolluk, diye açıklanmıştır.
“Tattırmamızın ardından bakarsınkî onların âyetlerimiz hakkında bir tuzakları olur.” Alay ederler ve yalanlarlar. Yüce Allah’ın:
“Tattırmamızın ardından” anlamındaki âyetin cevabı, el-Halil ve Sîbeveyh’in görüşüne göre,
“bakarsın ki onların…” âyetidir.
“De ki: Allah’ın karşılık vermesi daha çabuktur” âyetindeki:
“De ki; Allah’ın… daha çabuktur” anlamındaki ifadeler mübteda ve haberdir.
“Karşılık vermesi” ise beyan (temyiz) olarak nasbedilmiştir. Yani, Allah’ın tuzaklarına karşılık onları cezalandırması daha bir çabuktur. Bu da şu demektir: Onlara gelecek olan azap, kurdukları tuzaklardan daha hızlı ve çabuk bir şekilde onları helâk edecektir.
“Elçilerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazıyorlar.” Yani, bizim Hafaza Meleklerimiz sizin peygamberlere karşı kurduğunuz tuzakları yazmaktadırlar. Kıraat âlimleri genel olarak “te” harfi ile muhatap kipi şeklinde “Kurduğunuz tuzaklar” diye okumuşlardır. Ancak Ruveys’in rivâyetine göre Yakub ile Harun el-Atekî’nin rivâyetine göre Ebû Amr bunu, “ye” ile (kurdukları tuzakları anlamında) diye okumuşlardır. Buna sebep (delil) İse, yüce Allah’ın:
“Onların âyetlerimiz hakkında bir tuzakları olur” anlamındaki âyettir.
Denildiğine göre, Ebû Süfyan, senin bedduan sebebiyle bize yağmur yağmaz oldu. Eğer bize yağmur yağdırılmasını (ister ve) sağlarsan, biz de seni tasdik ederiz, demişti. Hazret-i Peygamber’in duası üzerine yağmur yağdığı halde îman etmediler. İşte onların “tuzaklarından kasıt budur.