Bu yıl Marvân, Irak’ta hâlâ bulunan Hâricîlerle savaşması için Yezîd b. Ömer b. Hubeyre’yi Irak’a gönderdi.
Yine bu yıl Mekke’de hac emirliğini Abdülazîz b. Ömer b. Abdülazîz yürüttü. Ahmed b. Sâbit’in, İshak b. Îsâ – Ebû Ma‘şer yoluyla nakline göre Ebû Ma‘şer böyle söylemiştir. Vâkıdî ve diğerleri de aynı görüştedir.
Vâkıdî şöyle rivayet eder: Marvân Hıms’ı ele geçirdi, surlarını yıktı ve Nu‘aym b. Sâbit el-Cüzâmî’yi esir alarak 128 yılı Şevval ayında (746) öldürdü. Bu konuda onunla ihtilaf edenleri daha önce zikretmiştik.
Bu yıl Medine, Mekke ve Tâif’in valisi Abdülazîz b. Ömer b. Abdülazîz idi. Irak’ta ise el-Dahhâk ve Abdullah b. Ömer valilik yapıyordu. Basra kadılığı Thumâme b. Abdullah’ın elindeydi. Horasan’da ise iç savaşla sarsılmış durumda olan Nasr b. Seyyâr bulunuyordu.
Bu yıl Hâricî Ebû Hamza, Abdullah b. Yahyâ Tâlib el-Hakk ile karşılaştı ve o da onu kendi mezhebine davet etti.
Abbâs b. Îsâ el-Ugaylî – Hârûn b. Mûsâ el-Farvî – Mûsâ b. Kesîr’e göre:
Basralı el-Muhtar b. Avf el-Ezdî es-Selimî olan Ebû Hamza’nın işi şöyle başladı: Her yıl Mekke’ye gider ve insanları Marvân b. Muhammed ile Mervânîlere karşı çıkmaya çağırırdı. Bu şekilde faaliyetini sürdürdü. Nihayet 128 yılının sonlarında (746) Abdullah b. Yahyâ ona gelerek şöyle dedi:
“Ey adam! Güzel bir söz dinle. Seni adalet çağrısı yaparken görüyorum; benimle gel. Ben kavmim arasında itaat edilen biriyim.”
Bunun üzerine Abdullah Mekke’den ayrılarak Hadramut’a gitti. Ebû Hamza ona halife olarak biat etti ve birlikte Marvân ile Mervânî hanedanına karşı propaganda yaptılar.
Muhammed b. Hasan’ın rivayetine göre Ebû Hamza, Benî Süleym madenlerine uğradı. Oranın valisi Kesîr b. Abdullah, onun sözlerinden bazılarını duyunca ona yetmiş sopa vurulmasını emretti. Ebû Hamza yoluna devam ederek Mekke’ye gitti. Daha sonra Medine’yi ele geçirdiğinde Kesîr saklanarak ortalık yatışıncaya kadar gizlendi.