Yemin eden kişi bu yemininde: “İnşallah (Allah dilerse)” diyecek olursa, buna “istisna” adı verilir. İlim adamları, kişinin yemininde istisna edebileceği noktasında icma etmişlerdir. Buna göre yemin edip de bu yemininde istisna eden bir kişi, yeminini bozmuş olmaz.
Bu istisna’nın yeminle muttasıl (aralıksız) olması şarttır, öyle ki arasında başka bir söz girmemiş olması veya başka bir söz söylemeye imkân verecek sükûtun mevcut olmaması gerekmektedir. Kendisini geri çekmesi veya sesini kesmesi, hapşırması veya kilitlenmesi neticesindeki arızi durumundan veya daha başka bir duraksamadan dolayı söz konusu olan sükûta gelirsek, bu ise istisna’nın sıhhatini ve hükmün sabitesini engellemez. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii, Sevri, Ebu Ubeyd, İshak ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü istisna sözün tamamından sayılır, o vakit -şart ve cevabı gibi ve illa (ancak) istisnası ile- o söze bitişik ve bağlı olması gerekir. Bunun yanında yemin eden şahıs sükût edecek olursa, yemin hükmü sabit olur ve bu yemine ait hükümleri gereklilik oluşturur, sabit olmasından sonra ise onu def etmek ve değiştirmek mümkün olmaz.
İmam Ahmed der ki: Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, Abdurrahman b. Semura’ya buyurduğu: “Bir şey üzerine yemin edip de başkasını o şeyden daha hayırlı gördüğünde o hayırlı olanı yap ve yeminine kefaret öde.” ifadesinde istisna yapmamıştır. Eğer her durumda istisna yapmak caiz olsaydı, o zaman yeminini bozacak kişi buna yeltenmeye gerek duymazdı.
İmam Ahmed’den, aradaki fasıla uzamadığı sürece istisna’nın caiz olduğuna dair görüşü de gelmiştir. Bu görüşe göre söz konusu olan istisna ile öncesindeki sözün arasının fazla uzamaması şart koşulmuştur. Aralarında başka (harici) bir sözün söylenmemesi gerekir.
el-Kadı (İyaz) ise istisna’yı kasdetmesini şart koşmuştur. Kesin olarak yemin etmeyi kasdeder ve kasıt olmadan da istisnayı sadece dilinden çıkartmış olursa, bu istisna sahih olmaz. Çünkü yemin, kasıt olmaksızın henüz gerçekleşmiş değildir. Aynı şekilde istisna da böyledir. Bu görüş, Şafii mezhebine aittir.
Allah adına yemin, zıhar ve adak gibi kefaret gerektiren her bir yemin konusunda istisna yapmak sahihtir.