Bir şarta bağlı vekâlet câizdir. Meselâ: “Hacı gelince bu yemeği sat.”, “Kış gelince bize kömür al.”, “Kurban Bayramı gelince biz kurbanlık satın al.”, “Ailem senden bir şey isterse onlara istediklerini al.”, “Ramazan girince seni şu işe vekil ettim.” gibi ifadelerle yapılan şarta bağlı vekâlet câizdir. Bunu Ebû Hanîfe söylemiştir.
İmam Şâfiî ise: “Bu sahih olmaz; ancak tasarrufta bulunacak olursa –izin olduğu için– bu tasarruf geçerlidir.” demiştir. Vekil eğer bir ücret dâhilinde olursa, adı konulmuş olan ücret değil, ancak ona ecr-i mislî verilir. Çünkü bu, hayattayken tasarrufta bulunulan bir akittir, bu yönüyle alışverişe benzer. (Ama) “Seni şu satış konusunda, şu vakit içinde vekil kıldım.” demesi gibi durumlarda bunun ihtilafsız olarak sahih olacağı söylenmiştir. Tartışma, ifadenin anlamı üzerine meydana gelmiştir. Zira bu, tasarruf noktasında verilen bir izin olmakla birlikte vasiyet ve görev vermeye benzer. Bunun yanında ücretsiz olarak da geçerliliği bulunan bir akit sayılır. Bunu icra eden şahsın akrabadan olması da zorunlu olmadığından, bu minvalde ücret kılınması da sahih ve geçerlidir; tastamam bir vekâlet gibi kabul edilir.
Vekâletin ücretli yahut ücretsiz olması câizdir. Şayet ücretli olursa, bu durumda –teslim alması imkân dâhilindeyse– vekil, müvekkile vekâlet ettiği şeyi teslim etmekle o ücrete hak kazanır. Alım yahut satım veya hac gibi bir konuda vekil olursa, amel etmesi durumunda alışverişte semeni kabzetmemiş olsa dahi, bu ücrete hak kazanır. Şayet: “Bu elbiseyi sat, parasını al ve bana teslim edersen o zaman sana ücret vardır.” derse, teslim alana kadar vekil bir şeye hak kazanamaz. Şayet teslim gecikecek olursa, –şart gerçekleşmediğinden– yine bir hak doğmaz.