1) Yatarak Uyku:
Bu durumda, uyumakla abdestin bozulacağı görüşünde olan tüm ilim adamlarına göre, ister az olsun ister çok, abdest bozulur.
2) Ayakta Uyku:
Eğer bu çok olursa, bir rivayete göre abdesti bozar; az olursa bozmaz. Bu, İmam Malik, Sevri ve Rey ashabının görüşüdür. Çünkü zikri geçen iki hadisin genel kapsamı bunu ifade etmektedir.
İmam Şafii ise şöyle demiştir: “Hades yaptığı (makat ve tenasül organı) bölgesini emniyete almış ve yere temkinli bir şekilde oturmuş ise bu durumda çok da uyumuş olsa abdesti bozulmaz.” Çünkü Enes hadisinde şöyle geçer: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı uyur, sonra (kalkıp) namazlarını kılar ve abdest almazlardı.” Bir başka rivayette de: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı yatsı namazını beklerlerdi. Hatta başları öne eğilir, daha sonra namaz kılarlar, abdest almazlardı.” Bu, hepsine dair bir işarettir ve bununla ilk iki hadisin genel manası tahsis edilmiştir. Zira hadesin çıkmasından emin olunduğu için abdest bozulmamıştır. Bu durum, az uyumak gibidir.
Enes hadisi ile ilgili olarak; burada kasdedilenin az uyku olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü hadiste uyku miktarına dair bir açıklama bulunmamaktadır. Zira bir kimse az uyuduğu halde de başı öne eğilebilir. Bu durum ise az uykuda kesin bilindiği için onunla amel edilmiştir. Ancak az uykunun üzerine çıkıldığında bu durumda o kimsenin kesinliği terk edip etmeyeceği muhtemel hâle gelir. Çünkü uyumak suretiyle abdestin bozulması, abdestin bozulmadığından emin olmakla bağlantılıdır. Çok uyuyunca kişi artık abdestinin bozulup bozulmadığından emin olamaz ve bunu hissedemez. Ama az uyku bunun tersidir. Dolayısıyla çok uyku, az uykuya kıyas edilemez; çünkü abdestin ne denli bozulup bozulmadığı bu şekilde farklılık arz etmektedir.
3) Bu İki Durumun Dışındaki Uyku:
Bu ise ayakta, rükûda ve secde hâlindeyken uyumaktır. İmam Ahmed’den bu konularda iki rivayet nakledilmiştir:
Birincisi: Abdesti bozar. Bu, İmam Şafii’nin görüşüdür. Çünkü abdestin bozulmasına dair genel anlamlı hadislerden bu hâllerin dışlandığına dair bir delil bulunmamaktadır. Aynı şekilde bu durum, hades bölgesini emniyete alıp yere oturarak temkinli duran bir kimseyle aynı anlamı taşımamaktadır. Çünkü rükû ve secde edenin duruşu, hades bölgesine hâkimiyette farklıdır.
İkincisi: Çok uyunduğu zaman abdesti bozar. Ebu Hanife ise, namaz hâlinde olup çok uyuyan bir kimsenin bile abdestinin bozulmayacağı görüşünü benimsemiştir. Bu konuda İbn Abbas’tan şu rivayeti ileri sürmüştür: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) secde eder, uyur ve horlardı, sonra kalkar namaz kılar ve abdest almazdı.”
Ancak bu hadis münkerdir. Bunu Ebu Davud belirtmiştir. İbn Munzir şöyle demiştir: “Bu hadis sabit değildir, mürseldir ve Katade bunu Ebu’l-Niye’den rivayet etmiştir.” Şube de şöyle demiştir: “Ondan sadece dört hadis işitilmiştir, bu hadis ise onlardan biri değildir.”
İmam Ahmed’den nakledilenlerden zahiren anlaşılan; onun, ayakta uyuma ile oturarak uyumayı aynı statüde değerlendirdiğidir. Çünkü çömelme ve çıkış yerinin toplanması bakımından birbirine benzemektedir. Belki de ayakta olmak, hadesin çıkışına karşı daha tedbirlidir. Çünkü uykuda iken ağır gelirse düşer. Bu da tedbirin kaybolduğu anlamına gelir.
Yine onun naklettiğinden anlaşılan; secde ile yan yatmanın aynı kategoride olduğu yönündedir. Çünkü abdestin bozulacağı yer olan hades bölgesi ayrılmış ve organlar yere dayanmış olur, bu da tuvaletin çıkışına zemin hazırlar. Bu hâl yan yatmaya daha çok benzemektedir.
Hanbeli âlimleri uykunun çokluk sınırı hakkında ihtilaf etmişlerdir.
Doğru olan görüş, buna dair belirli bir sınır olmadığı yönündedir. Çünkü sınır belirlemek, durup araştırmakla sabit olur. Bu konuda ise böyle bir araştırma ve kesin delil mevcut değildir. Ancak uykunun çokluğuna dair bir delil elde edilirse, mesela; tedbir almış olmasına rağmen uyurken düşen bir kimse gibi bir durum yaşanırsa, bu takdirde abdesti bozulmuş olur. Eğer çokluğu hakkında şüphe varsa, bu durumda abdesti bozulmaz. Çünkü kesin olarak abdestli olduğu bilinmektedir. Kesin olan bir şey, şüphe ile ortadan kalkmaz.
Aklına galip gelmeyen kimsenin de abdesti olmaz.
Çünkü uyumak, aklın üzerine galip gelmiş demektir. Kimi dil âlimleri, uykunun başlangıcını ifade eden “sine (dalma hissi, dalgınlık)” hakkında şöyle demiştir: Dalgınlık kalbe ulaşacak olursa buna uyku denir. Çünkü abdesti bozan şey, aklın gitmesidir. Buna göre, akıl yerinde olur ve hisler de yok olmamışsa, örneğin yanındaki konuşmaları duyup anlayan bir kimse gibi bir durumda ise, o zaman abdestin bozulduğunu gösteren bir sebep yok demektir.