Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah ancak bunlarla dünya hayatında kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını ister.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe lâ tu’cibke (seni imrendirmesin) emvâluhum (malları) ve lâ evlâduhum (ve çocukları). İnnemâ (ancak) yurîdullâhu (Allah istiyor) li yuazzibehum (onlara azap etmeyi) bihâ (bunlarla) fi’l-hayâti’d-dünyâ (dünya hayatında) ve tezheka (ve çıkmasını) enfusuhum (canlarının) ve hum (onlar) kâfirûn (kâfir oldukları halde).
Mukatil Tefsiri
Ey Muhammed, münafıkların malları ve çocukları seni hayrete düşürmesin. Allah bunlar vasıtasıyla kendilerine dünya hayatında azap etmek istemektedir; yani bu malları toplarken çektikleri zahmetler ve bu mallarda başlarına gelen musibetler sebebiyle onlara azap eder. Canlarının çıkmasını da ister; yani canlarının küfür üzere çıkmasını, onların kâfir olarak ölmelerini ister. İşte kâfir oldukları hâlde ifadesinin anlamı budur; yani Allah’ın birliğini inkâr etmiş olarak ölür ve sonları ateş olur.
Taberi Tefsiri
Tefsir ehli bunun yorumunda ihtilaf etmiştir. Bazıları bunun anlamının şöyle olduğunu söylemiştir: Ey Muhammed, bu münafıkların dünya hayatındaki malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla onlara ancak ahirette azap etmek ister. Bunlar, söz diziminde öne alınmış fakat anlam bakımından sona ait bir ifadedir demişlerdir. Bunu söyleyenlerin rivayeti şöyledir: Bişr bize rivayet etti, dedi ki: Yezîd bize rivayet etti, dedi ki: Saîd bize Katâde’den onların malları ve çocukları seni imrendirmesin sözü hakkında şöyle rivayet etti: Bu, sözün öne alınan kısımlarındandır; anlamı, onların dünya hayatındaki malları ve çocukları seni imrendirmesin, Allah bunlarla onlara ancak ahirette azap etmek ister şeklindedir. Müsenna bize rivayet etti, dedi ki: Ebû Sâlih bize rivayet etti, dedi ki: Muâviye bana Ali’den, o da İbn Abbâs’tan Allah bunlarla onlara azap etmek ister sözü hakkında, ahirette dedi. Başkaları ise bunun anlamının, Allah bunlarla dünya hayatında, onlara yüklediği farzlar sebebiyle azap etmek ister şeklinde olduğunu söylemiştir. Bunu söyleyenlerin rivayeti şöyledir: Bana Müseyyeb b. Şerîk’ten, o Selmân el-Aksarî’den, o da Hasan’dan Allah bunlarla dünya hayatında kendilerine azap etmeyi ister sözü hakkında şöyle rivayet edildi: Zekâtın alınması ve Allah yolunda harcama ile. Yûnus bana rivayet etti, dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd Allah bunlarla dünya hayatında kendilerine azap etmeyi ister sözü hakkında, dünyadaki musibetlerle; bunlar onlar için azap, müminler için ise ecirdir dedi. Ebû Ca‘fer dedi ki: Bize göre bu iki yorumdan doğruya daha yakın olan, Hasan’dan zikrettiğimiz yorumdur; çünkü ayetin zahirinden anlaşılan budur ve onu zahirinin delalet ettiği anlama yöneltmek, doğruluğuna herhangi bir delil bulunmayan bâtınî bir anlama yöneltmekten daha uygundur. Bunu söz diziminde öne alınmış fakat anlam bakımından sona ait bir ifade olarak yorumlayan kimse, Allah’ın münafıklara malları ve çocuklarıyla dünya hayatında nasıl azap edeceğini anlayamadığı için böyle söylemiş ve dünya hayatında bunlar kendileri için bir sevinç kaynağı olduğu hâlde Allah onlara bunlarla nasıl azap eder demiştir. Oysa onların mallarıyla azap edilmelerinin anlamının, Allah’ın malları hakkında üzerlerine yüklediği hak ve farzları yerine getirmeye mecbur edilmeleri olduğu onun gözünden kaçmıştır; çünkü bunlar onlara yüklenir ve onlardan alınır, hâlbuki içlerinden gelerek vermezler, Allah’tan bunun karşılığında bir mükâfat beklemezler ve kendilerinden alan kimseden de övgü veya teşekkür ummazlar; aksine bunu sıkıntı ve hoşnutsuzluk içinde verirler. Canlarının kâfir olarak çıkmasını ister sözü ise, canlarının bedenlerinden çıkması ve Allah’ı inkâr edip Allah’ın Nebisi Muhammed’in peygamberliğini reddederek kâfir olarak ölmeleri demektir. Arapçada falanın canı çıktı denir. Bir şeyi aşarak öne geçen kimse için de onların önüne geçti denir; bâtıl yok oldu denildiğinde ise ortadan kalktı ve silinip gitti anlamına gelir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…