"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Tevbe 75

Onlardan kimi de: “Eğer Allah bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve mutlaka salihlerden olacağız” diye Allah’a söz verdi.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve minhum (ve onlardan) men (kimisi) âhedallâhe (Allah’a söz verdi) lein (eğer) âtânâ (bize verirse) min fadlihî (lütfundan) le nessaddekanne (elbette sadaka vereceğiz) ve le nekûnenne (ve mutlaka olacağız) mine’s-sâlihîn (salihlerden).

Mukatil Tefsiri
Onlardan, yani münafıklardan kimi de Allah’a, eğer bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz, akrabalık bağını da mutlaka gözeteceğiz ve mutlaka salihlerden olacağız diye söz verdi; yani Allah’ın birliğine iman eden müminlerden olacağız, çünkü münafıklar Yüce Allah’ın birliğine ihlasla bağlanmazlar. Bunun üzerine Allah ona rızık verdi. Şöyle ki Ömer b. Hattâb’ın bir azatlısı münafıklardan bir adamı yanlışlıkla öldürmüştü; öldürülen kişi Hâtıb’ın yakın bir dostuydu. Bunun üzerine Nebi onun diyetini Sa‘lebe b. Hâtıb’a verdi, fakat o cimrilik etti ve Allah’ın hakkını vermedi. Öldürülen kişi Sa‘lebe b. Hâtıb’ın akrabasıydı.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurur: Sana niteliklerini anlattığım bu münafıklardan kimi Allah’a söz verdi. Yani Allah’a ahit verdi. “Eğer Allah bize lütfundan verirse” yani eğer Allah bize lütfundan verir, bize mal rızıklandırır ve katından bize genişlik verirse, “mutlaka sadaka vereceğiz”; yani Rabbimizin bize rızık olarak verdiği o maldan mutlaka sadaka çıkaracağız. “Ve mutlaka salihlerden olacağız”; yani o mal hususunda, akrabaya onunla sıla yapmak ve onu Allah yolunda harcamak gibi salih kimselerin mallarıyla yaptıkları amelleri mutlaka yapacağız.

Bu ayetle kimin kastedildiği konusunda tevil ehli ihtilaf etmiştir. Bazıları bunun Ensar’dan Sa‘lebe b. Hâtıb denilen bir adam hakkında olduğunu söylemiştir.

Bunu söyleyenlerin zikri: Muhammed b. Sa‘d bize rivayet etti, dedi ki: Babam bana rivayet etti, dedi ki: Amcam bana rivayet etti, dedi ki: Babam bana, o da babasından, o da İbn Abbas’tan “Onlardan kimi de: Eğer Allah bize lütfundan verirse…” sözü hakkında şöyle rivayet etti: Ensar’dan Sa‘lebe b. Hâtıb denilen bir adam bir meclise gelip onları şahit tuttu ve şöyle dedi: Allah bana lütfundan verirse, her hak sahibine hakkını vereceğim, ondan sadaka vereceğim ve onunla akrabalık bağını gözeteceğim. Allah da onu imtihan etti ve kendisine lütfundan verdi. Fakat o Allah’a verdiği sözü yerine getirmedi ve verdiği sözü bozmasıyla Allah’ı öfkelendirdi. Bunun üzerine Allah onun durumunu Kur’an’da “Onlardan kimi de Allah’a söz verdi…” sözünden “yalan söylemeleri sebebiyle” sözüne kadar anlattı.

Müsennâ bana rivayet etti, dedi ki: Hişâm b. Ammâr bize rivayet etti, dedi ki: Muhammed b. Şuayb bize rivayet etti, dedi ki: Muâz b. Rifâa es-Sülemî bize, Ebû Abdülmelik Ali b. Yezîd el-İlhânî’den; o da Kāsım b. Abdurrahman’dan, o da Ebû Ümâme el-Bâhilî’den, o da Sa‘lebe b. Hâtıb el-Ensârî’den şöyle haber verdi: Sa‘lebe, Resulullah’a, “Allah’a dua et de bana mal versin” dedi. Resulullah şöyle buyurdu: “Yazık sana ey Sa‘lebe! Şükrünü eda edebileceğin az mal, hakkını yerine getiremeyeceğin çok maldan daha hayırlıdır.” Sonra bunu bir kez daha söyledi. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: “Allah’ın peygamberi gibi olmaya razı değil misin? Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, dileseydim dağlar benimle birlikte altın ve gümüş olarak yürürdü.”

Sa‘lebe: “Seni hak ile gönderene yemin ederim ki, Allah’a dua eder de bana mal verirse mutlaka her hak sahibine hakkını vereceğim” dedi. Bunun üzerine Resulullah: “Allah’ım, Sa‘lebe’ye mal ver” diye dua etti. Sa‘lebe koyun edindi; koyunları kurtçukların çoğalması gibi çoğaldı. Medine ona dar gelmeye başladı ve Medine’den uzaklaşarak vadilerden birine yerleşti. Artık öğle ve ikindi namazlarını cemaatle kılıyor, diğerlerini terk ediyordu. Sonra sürüsü daha da çoğaldı; daha da uzaklaştı ve cuma dışında bütün cemaat namazlarını terk etti. Koyunları yine kurtçukların çoğalması gibi çoğalmaya devam etti, sonunda cumayı da terk etti. Cuma günleri yoldan geçen kafileleri karşılayıp haberleri sormaya başladı.

Resulullah: “Sa‘lebe ne yaptı?” diye sordu. “Ey Allah’ın Resulü, koyun edindi, Medine ona dar geldi” dediler ve durumunu anlattılar. Bunun üzerine: “Yazık Sa‘lebe’ye! Yazık Sa‘lebe’ye! Yazık Sa‘lebe’ye!” buyurdu.

Sonra Allah, “Onların mallarından bir sadaka al…” (Tevbe 103) ayetini indirdi ve sadakanın farzları indirildi. Resulullah sadakaları toplamak üzere biri Cüheyne’den, biri Süleym’den iki adam gönderdi ve Müslümanlardan sadakanın nasıl alınacağını onlara yazdı. Onlara: “Sa‘lebe’ye ve Süleymoğullarından filan adama uğrayın ve ikisinin sadakalarını alın” dedi.

İkisi yola çıktı ve Sa‘lebe’ye vardılar. Ondan sadakayı istediler ve Resulullah’ın yazısını ona okudular. Sa‘lebe: “Bu ancak cizyedir; bu ancak cizyenin kardeşidir. Bunun ne olduğunu bilmiyorum. Siz gidin, işinizi bitirin, sonra bana dönün” dedi.

İkisi oradan ayrıldı. Süleymli adam onların geldiğini duyunca develerinin en iyilerini ayırıp sadaka olarak hazırladı ve onları karşılamaya çıktı. Onu gördüklerinde: “Bunu vermen gerekmiyor; senden bunu almak istemiyoruz” dediler. O: “Hayır, alın. Ben bunu gönül hoşluğuyla veriyorum; bunlar zaten benimdir” dedi. Onlar da aldılar.

Sadakaları toplamayı bitirdikten sonra Sa‘lebe’ye tekrar uğradılar. Sa‘lebe yine: “Bu ancak cizyenin kardeşidir. Gidin de bir düşüneyim” dedi. Bunun üzerine Resulullah’a döndüler. Resulullah onları görünce, daha onlar konuşmadan: “Yazık Sa‘lebe’ye!” dedi ve Süleymli adam için bereket duasında bulundu. Onlar da Sa‘lebe’nin ve Süleymli adamın yaptıklarını anlattılar. Bunun üzerine Allah onun hakkında “Onlardan kimi de Allah’a söz verdi: Eğer bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve mutlaka salihlerden olacağız” sözünden “yalan söylemeleri sebebiyle” sözüne kadar olan ayetleri indirdi.

Resulullah’ın yanında Sa‘lebe’nin akrabalarından bir adam bulunuyordu. Bunu işitince Sa‘lebe’ye giderek: “Yazık sana ey Sa‘lebe! Allah senin hakkında şöyle şöyle indirdi” dedi. Sa‘lebe Resulullah’a gelip sadakasını kabul etmesini istedi. Resulullah: “Allah senin sadakanı kabul etmemi bana yasakladı” buyurdu. Bunun üzerine Sa‘lebe başına toprak saçmaya başladı. Resulullah ona: “Bu senin kendi yaptığındır. Sana emrettim, fakat bana itaat etmedin” dedi.

Resulullah sadakasını almayı reddedince evine döndü. Resulullah vefat etti ve ondan hiçbir şey kabul etmedi. Sonra Ebû Bekir halife olduğunda ona gelip: “Resulullah katındaki konumumu ve Ensar içindeki yerimi biliyorsun; sadakamı kabul et” dedi. Ebû Bekir: “Resulullah onu kabul etmedi de ben mi kabul edeceğim?” dedi ve ondan almadı. Ebû Bekir vefat etti. Sonra Ömer halife olunca ona gelip: “Ey müminlerin emiri, sadakamı kabul et” dedi. Ömer: “Resulullah da Ebû Bekir de onu kabul etmedi; ben de senden kabul etmeyeceğim” dedi ve almadı. Sonra Osman halife olduğunda ona gelip sadakasını kabul etmesini istedi. Osman: “Resulullah, Ebû Bekir ve Ömer onu kabul etmedi; ben de senden kabul etmeyeceğim” dedi. Sa‘lebe, Osman’ın hilafeti sırasında öldü.

Başka bazıları ise bu ayetle iki kişinin, Sa‘lebe ile Muattib b. Kuşeyr’in kastedildiğini söylemiştir.

Bunu söyleyenlerin zikri: İbn Humeyd bize rivayet etti, dedi ki: Seleme bize İbn İshak’tan, o Amr b. Ubeyd’den, o Hasan’dan “Onlardan kimi de Allah’a söz verdi: Eğer bize lütfundan verirse…” ayetinin sonuna kadar şöyle rivayet etti: Allah’a söz verenler Sa‘lebe b. Hâtıb ile Muattib b. Kuşeyr idi; ikisi de Amr b. Avfoğullarındandı.

Muhammed b. Amr bana rivayet etti, dedi ki: Ebû Âsım bize rivayet etti, dedi ki: İsa bize İbn Ebî Necîh’ten, o Mücahid’den Allah’ın “Onlardan kimi de Allah’a söz verdi: Eğer bize lütfundan verirse” sözü hakkında şöyle rivayet etti: Oturan bir topluluğun yanından geçen iki adam: “Allah bize rızık verirse mutlaka sadaka vereceğiz” dediler.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/tevbe-74/,https://kutsalayet.de/tevbe-76/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız