Kafi 779:
Hüseyin b. Muhammed, Muallâ b. Muhammed’den, o Veşşâ’dan, o Ebân b. Osman’dan, o Ebû Sabbâh el-Kinânî’den rivayet etti. Ebû Sabbâh şöyle dedi: Ebû Cafer, yürümekte olan Ebû Abdullah’a baktı ve şöyle buyurdu: “Şunu görüyor musun? Bu, Allah aziz ve celil’in, ‘Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlara lütufta bulunmak, onları imamlar kılmak ve onları mirasçılar yapmak istiyoruz’ (Kasas 5) buyurduğu kimselerdendir.”
Kafi Hücce 68
Kafi 780:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den, o İbn Ebî Umeyr’den, o Hişâm b. Sâlim’den, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu: “Babama ölüm vakti geldiğinde şöyle dedi: ‘Ey Cafer! Sana ashabım hakkında hayırla vasiyet ediyorum.’ Ben de, ‘Sana feda olayım, Allah’a yemin olsun ki onları öyle bir hâlde bırakacağım ki içlerinden biri bir şehirde bulunacak ve hiç kimseye soru sormaya ihtiyaç duymayacak’ dedim.”
Kafi 781:
Ali b. İbrahim, babasından, o İbn Ebî Umeyr’den, o Hişâm b. Müsennâ’dan, o Sedîr es-Sayrafî’den rivayet etti. Sedîr şöyle dedi: Ebû Cafer’in şöyle buyurduğunu işittim: “Kişinin mutluluklarından biri de kendisine ait yaratılış, ahlak ve özellik benzerliğini tanıdığı bir evladının bulunmasıdır. Ben de şu oğlumda kendi yaratılışımın, ahlakımın ve özelliklerimin benzerini tanıyorum.” Bununla Ebû Abdullah’ı kastediyordu.
Kafi 782:
Ashabımızdan bir topluluk, Ahmed b. Muhammed’den, o Ali b. Hakem’den, o Tâhir’den rivayet etti. Tâhir şöyle dedi: Ebû Cafer’in yanındaydım. Cafer gelince Ebû Cafer şöyle buyurdu: “Bu, yaratılmışların hayırlısıdır” veya “en hayırlısıdır.”
Kafi 783:
Ahmed b. Muhammed, Muhammed b. Hâlid’den, o bazı arkadaşlarımızdan, o Yûnus b. Ya‘kûb’dan, o Tâhir’den rivayet etti. Tâhir şöyle dedi: Ebû Cafer’in yanındaydım. Cafer gelince Ebû Cafer şöyle buyurdu: “Bu, yaratılmışların hayırlısıdır.”
Kafi 784:
Ahmed b. Mihrân, Muhammed b. Ali’den, o Fudayl b. Osman’dan, o Tâhir’den rivayet etti. Tâhir şöyle dedi: Ebû Cafer’in yanında oturuyordum. Cafer gelince Ebû Cafer şöyle buyurdu: “Bu, yaratılmışların hayırlısıdır.”
Kafi 785:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den, o İbn Mahbûb’dan, o Hişâm b. Sâlim’den, o Câbir b. Yezîd el-Cu‘fî’den, o da Ebû Cafer’den rivayet etti. Ebû Cafer’e Kâim hakkında soruldu; o da eliyle Ebû Abdullah’a vurdu ve şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki Muhammed ailesinin Kâim’i budur.” Anbese dedi ki: Ebû Cafer vefat edince Ebû Abdullah’ın yanına girdim ve bunu ona haber verdim. O, “Câbir doğru söylemiştir” buyurdu; sonra da, “Yoksa siz, her imamın kendisinden önceki imamdan sonra kıyam eden imam olmadığını mı sanıyorsunuz?” dedi.
Kafi 786:
Ali b. İbrahim, Muhammed b. Îsâ’dan, o Yûnus b. Abdurrahman’dan, o Abdüla‘lâ’dan, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu: “Babam, orada bulunan şeyi bana emanet etti. Ölüm vakti gelince, ‘Bana şahitler çağır’ dedi. Ben de ona Kureyş’ten dört kişi çağırdım; aralarında Abdullah b. Ömer’in azatlısı Nâfi‘ de vardı. Babam şöyle dedi: ‘Yaz: Bu, Yakub’un oğullarına yaptığı vasiyettir: “Ey oğullarım! Allah sizin için dini seçti; öyleyse ancak Müslümanlar olarak ölün.” (Bakara 132) Muhammed b. Ali de Cafer b. Muhammed’e vasiyet etti; ona, kendisini cuma namazını kıldığı hırkasıyla kefenlemesini, sarığını başına sarmasını, kabrini dört köşe yapmasını, onu dört parmak yükseltmesini ve defnedildiğinde eski elbiselerini üzerinden çözmesini emretti.’ Sonra şahitlere, ‘Allah size rahmet etsin, ayrılın’ dedi. Onlar ayrıldıktan sonra ben, ‘Ey babacığım! Bu konuda şahit tutmayı gerektirecek ne vardı?’ dedim. O şöyle buyurdu: ‘Ey oğulcuğum! Sana üstün gelinmesini ve “Ona vasiyet edilmedi” denilmesini istemedim; senin için hüccet olmasını istedim.’”