"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi Hücce 66

Kafi 771: Muhammed b. Yahyâ, Muhammed b. Hüseyin ve Ahmed b. Muhammed’den, onlar Muhammed b. İsmail’den, o Mansûr b. Yûnus’tan, o Ebû’l-Cârûd’dan, o da Ebû Cafer’den rivayet etti. Ebû Cafer şöyle buyurdu: “Hüseyin b. Ali’ye o hâl geldiğinde, büyük kızı Fatıma bint Hüseyin’i çağırdı ve ona dürülmüş bir kitap ile açık bir vasiyet verdi. Ali b. Hüseyin ise onlarla birlikte karın hastalığına tutulmuştu; insanlar onun bu hastalıktan kurtulamayacağını sanıyorlardı. Fatıma kitabı Ali b. Hüseyin’e verdi. Sonra Allah’a yemin olsun ey Ziyâd, o kitap bize ulaştı.” Ben, “Sana feda olayım, o kitapta ne vardır?” diye sordum. O şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki onda, Allah Âdem’i yarattığı andan dünyanın sona ereceği zamana kadar Âdemoğlunun ihtiyaç duyacağı her şey vardır. Allah’a yemin olsun ki onda hükümler vardır; hatta onda bir çizik yarasının diyeti bile vardır.”
Kafi 772: Ashabımızdan bir topluluk, Ahmed b. Muhammed’den, o Hüseyin b. Saîd’den, o İbn Sinân’dan, o Ebû’l-Cârûd’dan, o da Ebû Cafer’den rivayet etti. Ebû Cafer şöyle buyurdu: “Hüseyin’e o hâl geldiğinde, vasiyetini dürülmüş bir kitap içinde açık olarak kızı Fatıma’ya teslim etti. Hüseyin’in başına gelen şey gerçekleşince, Fatıma bunu Ali b. Hüseyin’e verdi.” Ben ona, “Allah sana rahmet etsin, onda ne vardır?” diye sordum. O şöyle buyurdu: “Dünya var olduğundan sona ereceği zamana kadar Âdemoğlunun ihtiyaç duyacağı şeyler vardır.”
Kafi 773: Ashabımızdan bir topluluk, Ahmed b. Muhammed’den, o Hüseyin b. Saîd’den, o Ali b. Hakem’den, o Seyf b. Umeyre’den, o Ebû Bekir el-Hadramî’den, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu: “Hüseyin Irak’a yöneldiğinde kitapları ve vasiyeti Ümmü Seleme’ye emanet etti. Ali b. Hüseyin geri dönünce Ümmü Seleme bunları ona teslim etti.”
Kafi 774: Safvânî nüshasında şöyle geçer: Ali b. İbrahim, babasından, o Hanân b. Sedîr’den, o Füleyh b. Ebî Bekir eş-Şeybânî’den rivayet etti. Füleyh şöyle dedi: Allah’a yemin olsun ki ben Ali b. Hüseyin’in yanında oturuyordum; yanında çocukları da vardı. O sırada Câbir b. Abdullah el-Ensârî geldi, ona selam verdi, sonra Ebû Cafer’in elinden tutup onunla baş başa kaldı ve şöyle dedi: “Resulullah bana, Ehl-i Beyt’inden Muhammed b. Ali denilen ve künyesi Ebû Cafer olan bir adama ulaşacağımı haber verdi. Ona ulaştığında benden ona selam söyle.” Ravi dedi ki: Câbir gidip Ebû Cafer geri döndü ve babası Ali b. Hüseyin ile kardeşlerinin yanında oturdu. Akşam namazını kılınca Ali b. Hüseyin, Ebû Cafer’e, “Câbir b. Abdullah el-Ensârî sana ne söyledi?” diye sordu. O da, “Resulullah’ın şöyle buyurduğunu söyledi: ‘Sen benim Ehl-i Beyt’imden adı Muhammed b. Ali, künyesi Ebû Cafer olan bir adama ulaşacaksın; ona benden selam söyle’” dedi. Bunun üzerine babası ona şöyle dedi: “Ey oğulcuğum! Allah’ın, Ehl-i Beyt’in içinde Resulü aracılığıyla sana özel kıldığı bu şey sana kutlu olsun. Kardeşlerini bundan haberdar etme; yoksa Yusuf’un kardeşlerinin Yusuf’a tuzak kurduğu gibi sana da tuzak kurarlar.”
https://kutsalayet.de/kafi-773/,https://kutsalayet.de/kafi-775/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız