Kafi 698:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den, o Haccâl’dan, o Kâsım b. Muhammed’den, o Ubeyd b. Zürâre’den rivayet etti. Ubeyd şöyle dedi: Ebû Cafer, Zürâre’ye haber göndererek Hakem b. Uteybe’ye Muhammed’in vasilerinin kendilerine söz bildirilen kimseler olduğunu bildirmesini emretti.
Kafi Hücce 52
Kafi 699:
Muhammed, Ahmed b. Muhammed’den, o İbn Mahbûb’dan, o Cemîl b. Sâlih’ten, o Ziyâd b. Sûka’dan, o Hakem b. Uteybe’den rivayet etti. Hakem şöyle dedi: Bir gün Ali b. Hüseyin’in yanına girdim. Bana, “Ey Hakem! Ali b. Ebî Tâlib’in, katilini kendisiyle bildiği ve insanlara haber verdiği büyük işleri kendisiyle öğrendiği ayeti biliyor musun?” dedi. Hakem dedi ki: Bunun üzerine kendi içimden, “Ali b. Hüseyin’in ilminden bir ilme ulaştım; bu büyük işleri onunla bileceğim” dedim. Sonra, “Hayır, Allah’a yemin olsun ki bilmiyorum” dedim ve ardından, “Ey Resulullah’ın oğlu, o ayeti bana haber verir misin?” dedim. O da şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki o, aziz zikri yüce olan Allah’ın şu sözüdür: ‘Senden önce hiçbir resul, hiçbir nebi ve hiçbir kendisine söz bildirilen kimse göndermedik.’ Ali b. Ebî Tâlib de kendisine söz bildirilen bir kimseydi.” Bunun üzerine Ali’nin anne bir kardeşi olan Abdullah b. Zeyd adlı bir adam, bunu inkâr eder gibi, “Sübhanallah! Kendisine söz bildirilen biri mi?” dedi. Bunun üzerine Ebû Cafer bize dönerek, “Şunu bil ki Allah’a yemin olsun, annenin oğlu bundan sonra bunu biliyordu” buyurdu. O bunu söyleyince adam sustu. Sonra şöyle buyurdu: “Ebû’l-Hattâb’ın helak olduğu mesele de işte budur; çünkü o kendisine söz bildirilen ile nebinin yorumunu bilemedi.”
Kafi 700:
Ahmed b. Muhammed ve Muhammed b. Yahyâ, Muhammed b. Hasan’dan, o Ya‘kûb b. Yezîd’den, o Muhammed b. İsmail’den rivayet etti. Muhammed b. İsmail şöyle dedi: Ebû’l-Hasan’ın şöyle buyurduğunu işittim: “İmamlar doğru sözlü âlimlerdir; kendilerine anlayış verilmiş ve kendilerine söz bildirilmiş kimselerdir.”
Kafi 701:
Ali b. İbrahim, Muhammed b. Îsâ’dan, o Yûnus’tan, o bir adamdan, o Muhammed b. Müslim’den rivayet etti. Muhammed b. Müslim şöyle dedi: Ebû Abdullah’ın yanında kendisine söz bildirilen kimse anıldı. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “O sesi işitir, fakat şahsı görmez.” Ben de ona, “Sana feda olayım, bunun bir meleğin sözü olduğunu nasıl bilir?” diye sordum. O da şöyle buyurdu: “Ona sükûnet ve vakar verilir; böylece bunun bir meleğin sözü olduğunu bilir.”
Kafi 702:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den, o Hüseyin b. Saîd’den, o Hammâd b. Îsâ’dan, o Hüseyin b. Muhtâr’dan, o Hâris b. Muğîre’den, o Humrân b. A‘yen’den rivayet etti. Humrân şöyle dedi: Ebû Cafer şöyle buyurdu: “Ali kendisine söz bildirilen biriydi.” Ben arkadaşlarımın yanına çıktım ve, “Size şaşılacak bir haber getirdim” dedim. Onlar, “Nedir o?” dediler. Ben de, “Ebû Cafer’in ‘Ali kendisine söz bildirilen biriydi’ dediğini işittim” dedim. Bunun üzerine, “Bir şey yapmış sayılmazsın; ona kimin söz bildirdiğini sormalıydın” dediler. Ben de onun yanına döndüm ve, “Ben arkadaşlarıma bana söylediğin şeyi anlattım; onlar da bana, ‘Bir şey yapmış sayılmazsın; ona kimin söz bildirdiğini sormalıydın’ dediler” dedim. Bunun üzerine bana, “Ona bir melek söz bildirirdi” buyurdu. Ben, “Onun peygamber olduğunu mu söylüyorsun?” dedim. O da eliyle böyle işaret etti ve, “Hayır; Süleyman’ın yanında bulunan kişi gibi, Musa’nın yanında bulunan kişi gibi veya Zülkarneyn gibi. Size onun, ‘İçinizde onun benzeri vardır’ dediği ulaşmadı mı?” buyurdu.