Kafi 3229:
Ali b. İbrahim, babasından, o Hammâd b. Îsâ’dan, o Hüseyin b. Muhtâr’dan, o Velîd b. Sabîh’ten rivayet etti. Velîd b. Sabîh şöyle dedi:
Mekke ile Medine arasında onunla birlikte yolculuk ediyordum. Bir dilenci geldi, ona bir şey verilmesini emretti. Ardından başka biri geldi, ona da bir şey verilmesini emretti. Sonra bir başkası geldi, ona da bir şey verilmesini emretti. Dördüncü kişi gelince Ebû Abdullah, “Allah seni doyursun.” dedi. Sonra bize dönerek şöyle buyurdu: “Bilin ki yanımızda ona verecek bir şey vardır; fakat duası kabul edilmeyen şu üç kişiden biri olmaktan korkuyorum: Allah’ın kendisine mal verdiği, fakat onu hakkı olmayan yerlere harcadıktan sonra, ‘Allah’ım, bana rızık ver.’ diyen kimsenin duası kabul edilmez. Karısından kurtulması için onun aleyhinde dua eden kimsenin duası kabul edilmez; hâlbuki yüce Allah onun işini kendi eline vermiştir. Komşusunun aleyhinde dua eden kimsenin duası da kabul edilmez; hâlbuki yüce Allah ona komşuluğundan taşınma ve evini satma yolunu vermiştir.”
Kafi Dua 32
Kafi 3230:
Ebû Ali el-Eş‘arî, Muhammed b. Abdülcebbâr’dan, o İbn Fedâl’dan, o Abdullah b. İbrahim’den, o Ca‘fer b. İbrahim’den rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:
Dört kişinin duası kabul edilmez: Evinde oturup, “Allah’ım, bana rızık ver.” diyen kimseye, “Sana rızık aramanı emretmedim mi?” denir. Karısı olduğu hâlde onun aleyhinde dua eden kimseye, “Onun işini senin eline vermedim mi?” denir. Malı olduğu hâlde onu zayi eden ve ardından, “Allah’ım, bana rızık ver.” diyen kimseye, “Sana ölçülü davranmanı emretmedim mi, sana malını koruyup düzeltmeni emretmedim mi?” denir. Ardından şöyle buyurdu: “Onlar harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik ederler; ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.” (Furkân 67) Malı olduğu hâlde onu şahitsiz olarak borç veren kimseye de, “Sana şahit tutmanı emretmedim mi?” denir.
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den, o Ali b. Hakem’den, o İmrân b. Ebû Âsım’dan, o Ebû Abdullah’tan bunun benzerini rivayet etti.
Dört kişinin duası kabul edilmez: Evinde oturup, “Allah’ım, bana rızık ver.” diyen kimseye, “Sana rızık aramanı emretmedim mi?” denir. Karısı olduğu hâlde onun aleyhinde dua eden kimseye, “Onun işini senin eline vermedim mi?” denir. Malı olduğu hâlde onu zayi eden ve ardından, “Allah’ım, bana rızık ver.” diyen kimseye, “Sana ölçülü davranmanı emretmedim mi, sana malını koruyup düzeltmeni emretmedim mi?” denir. Ardından şöyle buyurdu: “Onlar harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik ederler; ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.” (Furkân 67) Malı olduğu hâlde onu şahitsiz olarak borç veren kimseye de, “Sana şahit tutmanı emretmedim mi?” denir.
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den, o Ali b. Hakem’den, o İmrân b. Ebû Âsım’dan, o Ebû Abdullah’tan bunun benzerini rivayet etti.
Kafi 3231:
Hüseyin b. Muhammed el-Eş‘arî, Muallâ b. Muhammed’den, o Veşşâ’dan, o Abdullah b. Sinân’dan, o Velîd b. Sabîh’ten rivayet etti. Velîd b. Sabîh şöyle dedi: Onun şöyle buyurduğunu işittim:
Üç kişinin duası kendilerine geri çevrilir: Allah’ın kendisine mal verdiği, fakat onu uygun olmayan yerlere harcadıktan sonra, “Ey Rabbim, bana rızık ver.” diyen kimseye, “Sana rızık vermedim mi?” denir. Karısına zulmettiği hâlde onun aleyhinde dua eden kimseye, “Onun işini senin eline vermedim mi?” denir. Evinde oturup, “Ey Rabbim, bana rızık ver.” diyen kimseye de, “Sana rızık aramanın yolunu vermedim mi?” denir.
Üç kişinin duası kendilerine geri çevrilir: Allah’ın kendisine mal verdiği, fakat onu uygun olmayan yerlere harcadıktan sonra, “Ey Rabbim, bana rızık ver.” diyen kimseye, “Sana rızık vermedim mi?” denir. Karısına zulmettiği hâlde onun aleyhinde dua eden kimseye, “Onun işini senin eline vermedim mi?” denir. Evinde oturup, “Ey Rabbim, bana rızık ver.” diyen kimseye de, “Sana rızık aramanın yolunu vermedim mi?” denir.