"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rehinin Söz Konusu Olduğu Durumlar

Rehinin geçerli olacağı üç durum vardır:

1) Hakkın meydana gelmesinden sonra vaki olması:
Bu durumda icma’ya göre rehin geçerli olur. Çünkü rehin, yazmanın yerine bedel olarak kılınmıştır; dolayısıyla da yazmanın konumunda gibi sayılır ve bu konumu da hakkın gerekliliğinden sonra söz konusu olur.

2) Rehinin, borcun meydana gelmesine sebep teşkil eden akit ile birlikte olması:
Bu rehin de geçerlidir. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü bunun sabit olmasına ihtiyaç vardır; zira hakkında meydana gelmesiyle beraber bu akdi bağlamaz ve bunda şart koşmuş bulunursa, o takdirde akit noktasında müşterinin ilzam edilmesi mümkün olmaz, söz konusu muhayyerlik de o zaman müşteriye geçer. Açıkçası bunu vermemesiyle, hakkın ortaya çıkmasıyla da vesikası gitmiş olur.

3) Hakkın meydana gelmesinden önce rehinin vaki olması:
Mezhebimizin zahir görüşüne göre bu geçerli olmaz. Bu aynı zamanda Şafii mezhebine göre de böyledir. Çünkü bir hak karşılığında olan vesika, hakkın meydana gelmesinden evvel lazım gelmez, şehadette olduğu gibi. Zira rehin hakka tabidir, ondan önce var olamaz.

Ebu’l Hattab ise bunun geçerli olmayacağı görüşünü tercih etmiştir. İmam Malik ve Ebu Hanife’nin mezhebi de bu yöndedir. Çünkü bu, bir hak karşılığında verilen vesika olduğundan, hakkın vücubundan önce de akdi caiz olur, tıpkı kefalette olduğu gibi.

Şöyle cevap verilmiştir: Kefalet konusunda –teslim etmiş de olsa– sıhhatine mani olacağı ihtimali vardır. Her ikisi arasındaki farka gelince; kefalet, sözle olmak üzere malı teberru olarak verdiğine dair söz söylemesidir ve bu, rehinin tersine –adakta olduğu gibi– sabit olan bir hak dışında olduğu için caizdir.

Rehinin Lüzumu (Bağlayıcılığı)
Rehin, ancak kabzetmek suretiyle lazım/gerekli olur. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur:
“(…) alınmış (kabzedilmiş) bir rehin de yeterlidir.” (Bakara Suresi 283)
Yani rehinin kabzedilmiş olma niteliğini ortaya koymaktadır. Bir de bu –borçta olduğu gibi– malın kabul ve kabzedilme şartlarından yoksun olan hoşgörü (gönülden verme) üzere yapılan bir akittir.

İmam Malik ise: Rehin, malın kabzedilmesinden önce akdin mücerret olarak yapılmasıyla ilzam olur; çünkü bu, malın kabzedilmesi için akit gerekir ve bu öncesinde de gerekir, tıpkı alışveriş gibi, demiştir.

Bunun alışverişe benzemeyeceği, çünkü bunun hoşgörü üzere olmayıp, tamamen karşılıklı ivaza (bedele) dayalı bir muamele olduğu, şeklinde cevap verilmiştir.

Rehin ve malın kabzedilmesi, ancak malında tasarruf etmesi caiz olan kimse hakkında sahih olur. Bu kimse ise hür, mükellef, reşit çağa ermiş olandır. Küçüklüğü, deliliği, bunaklığı yahut savurganlığı sebebiyle kısıtlama konumunda bulunan biri olmayandır.

Rehin bıraktığı ve malı kabzettiği durumda buna itibar edilir. Çünkü bu türlü akit, vacip değildir; bu, ancak rehin verenin bir seçimidir. Nitekim onun geçerli bir seçimi olmadığı sürece de bu akit zaten geçerli olmaz.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hazarda-rehin-konusu/,https://kutsalayet.de/kabzetmenin-devam-etmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız