Rehin yahut tazmin eden şartına bağlı olan alışveriş geçerlidir ve (koşulan) şart da sahihtir. Çünkü bu akdin maslahatından sayılır, muktezasını da zedelemez. el-Muvaffak der ki: Malum olduğu sürece bunun sıhhati hakkında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Şayet; “Rehin yahut tazmin eden şartına göre olur.” denilecek olursa bu fasit olur; çünkü bu farklılık arz eder ve mutlak olduğuna dair bir örfi açıklaması da yoktur. Bu, Şafii mezhebine göredir.
İmam Malik ve Ebu Sevr’den nakledildiğine göre meçhul olan rehinin şart koşulması sahih ve geçerlidir. Borç miktarınca rehin olarak geri ödenmesi icap eder; zira bu bir güvencedir, dolayısıyla da -şahitlik gibi- mutlak olarak şart koşulması caiz olur.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa meçhul olarak bunun şart koşulması sahih olmaz, tıpkı yumruğunda bulunan bir şeyi rehin olarak (gizleyip de) şart koşmak gibidir. Bu konu, şahitlikle ayrılır; çünkü şahitliğin şeriatte kullanılan bir örfü bulunmaktadır.
Bu sabit olduğuna göre, müşteri şart koşarak bir şeyi ifa etse, rehini de teslim etmiş olsa yahut hamil odan bu rehini hamledip alsa, bu durumda alışveriş gerekli olur. Rehini teslim etmekten yüz çevirse yahut kendi yerine hamilin rehini almasına karşı çıkarsa, bu durumda satıcı alışverişi feshetmek ve -rehin ile hamil olmaksızın- alışverişi tamamlamak ve bundan razı olmak arasında muhayyer sayılır. Şayet bundan razı olursa o takdirde alışveriş ilzam olur. Bu, İmam Şafii ile rey ashabının görüşüdür. Rehini teslim etmek ise gerekli değildir.
İmam Malik ve Ebu Sevr ise: Bu alışveriş akdinde şart koşulmuş olursa rehin gerekli olur, müşteri de bunda mecbur bırakılır. Çünkü alışveriş akdi onun üzerinde vaki olmuştur; dolayısıyla da muhayyerlik ve erteleme konusuna benzemektedir, demişlerdir.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa muhayyerlik ve erteleme konusunun gerekliliği ancak şarta bağlıdır. Çünkü bunlar satışın kollarından sayılırlar, bu noktada tek başına hüküm süremezler. Rehin ise tek başına hükmü bulunan bir akittir ve alışverişin kollarından sayılmaz. Bir de muhayyerlik ve erteleme konusu sözle sabit olur ve (malın) teslim edilmesine ihtiyacı yoktur; dolayısıyla da onun sabitesinde -rehinin tersine- sadece söz geçerlidir.
Tazmin edene gelince, bundan dolayı tazmin ödemesinin gerekli olmayacağı noktasında bir ihtilaf yoktur. Zira tazmini ödeyecek olan şahısın (diğerinin) zimmetiyle meşgul olması ve başkasının şart koşmasıyla o kimsenin borcunu ödemesi zorunlu değildir. Müşteri ne zaman ki söz konusu olan şartı ile satıcının tazminini ödemeyecek olursa, o zaman ona feshetme hakkı doğar.