Bu konuda İmam Ahmed’den bazı görüşler nakledilmiştir; şöyle ki:
Vacip olan (toplam) bir tane ceza ödemektir. Doğrusu da budur. İmam Şafii ve İshak bunu söylemiştir. Çünkü Allah (c.c.) şöyle buyurur: “(…) öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır.” (Maide Suresi: 95) Bu durumda bir topluluk bir avı öldürdüğü vakit, onun benzerini tazmin etmeleri gerekir.
Herkesin bir tane ceza ödemesi gerekir. Bunu ise İmam Malik, Sevri ve Ebu Hanife söylemiştir. Çünkü bu, kapsamına orucun da girdiği öldürme kefaretidir ve bu yönüyle insanı öldürme kefaretine benzer. Şöyle cevap verilmiştir: Daha fazlası “benzer” kelimesinin dışında olduğundan dolayı gerekmez. Bu durumda, hediye kurbanında ceza birlikte ödenecek olursa, orucun da birlikte tutulması icap eder. Çünkü Allah’u Teala: “Yahut onun dengi oruç tutmaktır.” (Maide Suresi: 95) buyurmaktadır. İttifak ise kıymetin dengiyle hasıldır; bu durumda kıymetten daha fazla olmasını vacip kılmak nassa muhalif olur. Bunun yanında (insanın) öldürülmesi diğerine göre farklılık arz eder ve tek olarak sayılır; tıpkı diyet gibi yahut da katilin tek bir kimse olması gibidir.
Şayet ödenecek ceza oruç olarak ödenecek ise o takdirde topluluktaki herkesin tam olarak oruç tutması gerekir. Bunun dışında ise o zaman bir ceza olarak ödenir. İki kişi öldürmüş olursa biri kurban keser, diğeri ise oruç tutar. Bu şekilde kurban kesen hissesiyle, diğeri de tam olarak tuttuğu orucuyla katılmış olur. Çünkü ceza bir kefaret değildir; ceza ancak bir bedeldir ve kefaretin kendisine atfedilmesi deliline dayanır, oruç ise kefarettir.