Resulün çağrısını aranızda birbirinizin çağrısı gibi tutmayın. Allah, içinizden birbirini siper ederek gizlice sıvışıp gidenleri elbette bilir. Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir fitne gelmesinden veya kendilerine elem verici bir azap dokunmasından sakınsınlar.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Lâ tec’alû (kılmayın) duâer-resûli (Resulün çağrısını) beynekum (aranızda) ke-duâi (çağrısı gibi) ba’dikum (bir kısmınızın) ba’dan (diğerini) kad (elbette) ya’lemullâhu (Allah bilir) ellezîne (o kimseleri ki) yetesellelûne (gizlice sıvışırlar) minkum (sizden) livâzen (birbirlerini siper ederek) fel-yahzeri (öyleyse sakınsın) ellezîne (o kimseler ki) yuhâlifûne (karşı gelirler) an emrihî (onun emrine) en (…mesinden) tusîbehum (onlara isabet etmesi) fitnetun (bir fitne) ev (veya) yusîbehum (onlara isabet etmesi) azâbun (bir azap) elîm (acı verici).
Mukatil Tefsiri
Allah buyuruyor ki: Peygamberle konuştuğunuz zaman, birbirinizi adlarıyla “Ey falan, ey falanın oğlu” diye çağırdığınız gibi Peygamberi de adıyla “Ey Muhammed, ey Abdullah’ın oğlu” diye çağırmayın. Fakat ona saygı gösterin, onu yüceltin ve “Ey Allah’ın Resulü, ey Allah’ın Peygamberi” deyin. Bunun benzeri Hucurât suresindedir. Allah, içinizden birbirini siper ederek gizlice sıvışıp gidenleri elbette bilir. Bunun sebebi şuydu: Münafıklara cuma günü, Peygamberle toplu bir iş üzerinde bulunduklarında onun sözünü ve konuşmasını dinlemek ağır gelirdi. Münafıklardan biri kalkar, Peygamber kendisini görmeden mescitten çıkabilmek için adamların ve direğin arkasına sığınarak gizlice sıvışırdı. Ayrıca onu adıyla, “Ey Muhammed, ey Abdullah’ın oğlu” diye çağırırdı. Bunun üzerine bu ayetler indi: Allah, içinizden birbirini siper ederek gizlice sıvışıp gidenleri elbette bilir. Sonra onları cezasıyla korkutarak şöyle buyurdu: Onun emrine, yani Allah’ın emrine aykırı davrananlar, başlarına bir fitnenin, yani küfrün gelmesinden veya kendilerine elem verici, yani acı verici bir azabın, yani dünyada öldürülmenin dokunmasından sakınsınlar.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Peygamberi Muhammed’in ashabına şöyle buyuruyor: Ey müminler, Resulün çağrısını aranızda birbirinizin çağrısı gibi tutmayın. Tefsir ehli bunun anlamı hakkında ihtilaf etmiştir. Bazıları şöyle demiştir: Allah bu ayetle müminleri, Resulün kendilerine beddua etmesine sebep olacak bir davranışta bulunmaktan menetmiş ve onlara, “Onun size beddua etmesinden sakının; onu öfkelendirecek bir şey yapar da bundan dolayı size beddua ederse helak olursunuz. Onun duasını diğer insanların duası gibi görmeyin; çünkü onun duası gerçekleşir” demiştir. Bunu söyleyenlerin zikri: Muhammed b. Sa‘d bana rivayet etti, dedi ki: Babam bana rivayet etti, dedi ki: Amcam bana rivayet etti, dedi ki: Babam bana, o da babasından, o da İbn Abbas’tan “Resulün çağrısını aranızda birbirinizin çağrısı gibi tutmayın” buyruğu hakkında şöyle rivayet etti: “Resulün size duası gerçekleşir; bundan sakının.”
Başkaları ise şöyle demiştir: Bu, Allah’ın Resulullah’a kaba ve sert bir şekilde hitap etmelerini yasaklaması ve ona yumuşaklık ve tevazu ile hitap etmelerini emretmesidir. Bunu söyleyenlerin zikri: Muhammed b. Amr bana rivayet etti, dedi ki: Ebû Âsım bize rivayet etti, dedi ki: Îsâ bize rivayet etti; Hâris de bana rivayet etti, dedi ki: Hasan bize rivayet etti, dedi ki: Verkâ bize rivayet etti; her ikisi de İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücahid’den “Birbirinizin çağrısı gibi” buyruğu hakkında şöyle rivayet etti: “Onlara yumuşaklık ve tevazu içinde ‘Ey Allah’ın Resulü’ diye hitap etmeleri emredildi; sert bir tavırla ‘Ey Muhammed’ dememeleri istendi.” Kasım bize rivayet etti, dedi ki: Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Haccâc bana İbn Cüreyc’den, o da Mücahid’den bunun benzerini rivayet etti: “Resulün çağrısını aranızda birbirinizin çağrısı gibi tutmayın” buyruğu hakkında, “Onlara yumuşaklık ve tevazu içinde ‘Ey Allah’ın Resulü’ diye hitap etmeleri emredildi” dedi. Hasan bize rivayet etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi, dedi ki: Ma‘mer bize Katâde’den, “Resulün çağrısını aranızda birbirinizin çağrısı gibi tutmayın” buyruğu hakkında şöyle haber verdi: “Onlara onu yüceltmeleri ve ona saygı göstermeleri emredildi.”
Bu iki yorumdan bana göre doğruya daha yakın olanı İbn Abbas’ın söylediği yorumdur. Çünkü “Resulün çağrısını aranızda birbirinizin çağrısı gibi tutmayın” buyruğundan önce Allah’ın müminleri, hepsini bir araya getiren bir işte Resulün hoşlanmayacağı şekilde onun yanından ayrılmaktan men etmesi vardır; bundan sonra da onun izni olmaksızın yanından ayrılanlara yönelik bir tehdit gelmektedir. Dolayısıyla bu ikisinin arasındaki ifadenin, onları Resulü öfkelendirip kendilerine beddua etmek zorunda bırakmaktan sakındıran bir uyarı olması, daha önce sözü edilmemiş olan onu sözle ve hitapla yüceltip saygı göstermeleri emrinden daha uygundur.
“Allah, içinizden birbirini siper ederek gizlice sıvışıp gidenleri elbette bilir” buyruğu hakkında Yüce Allah şöyle buyuruyor: Ey Peygamberinizin yanından onun izni olmaksızın, ondan gizlenerek ve saklanarak ayrılanlar, içinizden bunu yapan kimsenin durumu Resulullah’a gizli kalsa bile Allah bunu bilir ve ondan hiçbir şey gizli kalmaz. Öyleyse içinizden bunu yapan, Resulullah’ın yanından ancak onun izniyle ayrılma hususunda Allah’ın emrine aykırı davranan kimseler, Allah’tan kendilerine bir fitne gelmesinden veya elem verici bir azabın kendilerine dokunmasından sakınsınlar; Allah kalplerini mühürler de Allah’ı inkâr ederler. Tefsir ehli de bu konuda bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir.
Bunu söyleyenlerin zikri: İbn Humeyd bize rivayet etti, dedi ki: Hakem b. Beşîr bize rivayet etti, dedi ki: Amr b. Kays bize Cüveybir’den, o da Dahhâk’tan Allah’ın “Allah, içinizden birbirini siper ederek gizlice sıvışıp gidenleri elbette bilir” buyruğu hakkında şöyle rivayet etti: “Birbirlerini siper eder, sonra kalkıp giderlerdi.” Ardından, “Onun emrine aykırı davrananlar başlarına bir fitne gelmesinden sakınsınlar” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Kalbi mühürlenir; diliyle küfrü açığa vurmasından ve bu sebeple boynunun vurulmasından emin olamaz.” Kasım bize rivayet etti, dedi ki: Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Haccâc bana İbn Cüreyc’den, o da Mücahid’den “Allah, içinizden birbirini siper ederek gizlice sıvışıp gidenleri elbette bilir” buyruğu hakkında şöyle rivayet etti: “Muhalefet ederek.” Yunus bana rivayet etti, dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd, “Allah, içinizden birbirini siper ederek gizlice sıvışıp gidenleri elbette bilir” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Bunlar Resulullah’ın izni olmadan geri dönen münafıklardır.” Dedi ki: “Livâz, ondan saklanıp sıvışarak Peygamberin izni olmadan gitmektir.” “Onun emrine aykırı davrananlar” yani bunu yapanlar, “başlarına bir fitne gelmesinden veya kendilerine elem verici bir azap dokunmasından sakınsınlar.” Buradaki fitne küfürdür.
“Livâz”, bir kimseyi siper edinmek anlamındaki “lâveztu bi-fulânin” fiilinin “mulâveze” ve “livâz” şeklindeki mastarıdır. Bu sebeple kelimedeki vav harfi açıkça kalmıştır. Eğer “luztu” fiilinin mastarı olsaydı “liyâz” denirdi; nitekim “kumtu”dan “kıyâm” denir. “Kâvemtuke” denildiğinde ise “kıvâmen tavîlen” denir. Livâz, bir topluluğun birbirini siper edinmesi; birinin ötekinin arkasına, ötekinin de diğerinin arkasına gizlenmesidir. Dahhâk’ın söylediği de budur.
“Veya kendilerine elem verici bir azap dokunmasından” buyruğu ise, yaptıkları bu şey ve Resulullah’ın emrine karşı gelmeleri sebebiyle dünyada Allah’tan kendilerine acı veren bir azabın gelmesi demektir. “Onun emrine aykırı davrananlar sakınsınlar” ifadesinde “an” edatı kullanılmıştır; çünkü sözün anlamı, onun emrinden sıvışıp yüz çevirerek uzaklaşanlar sakınsınlar, şeklindedir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…