"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nur 63

Resul’ün çağırmasını, birbirinizi çağırır gibi saymayın. Sizin aranızdan gizlice sıvışıp gidenleri Allah mutlaka bilmektedir. Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine acı bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.

Diyanet Vakfı
(Ey müminler!) Peygamberi, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.

Kurtubi Tefsiri
Peygamberin çağrısını aranızda birbirinize çağırdığınız gibi bellemeyin. Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek, gizlice sıvışıp gidenlerinizi muhakkak Allah bilir. Artık Onun emrine muhalefet edenler kendilerine bir mihnet veya acıklı bir azâbın isabet etmesinden çekinsinler.

“Peygamberin çağrısını aranızda birbirinize çağırdığınız gibi bellemeyin” âyeti ile uzaktan: Ey Ebe’l-Kasım (Peygamber efendimizin künyesidir) diye bağırmasın, demektir. Aksine onu ta’zim ederek ona sesleniniz. Nitekim el-Hucurât’ta şöyle buyurmaktadır:

“Muhakkak ki Resûlüllah’ın huzurunda seslerini alçaltanlar…” (el-Hucurât, 49/3)

Saîd b. Cübeyr ve Mücahid dediler ki: Âyetin anlamı: Yumuşak bir şekilde: Ya Rasûlallah deyiniz, yüksek sesle ve kaba bir üslûpla; ya Muhammed, demeyiniz demektir,

Katade de şöyle demiştir: Onun şerefini ortaya koyan ve onu tazim eden bir surette davranmalarını emretmektedir,

İbn Abbâs da şöyle demiştir: Allah Rasûlünün size beddua etmenize sebeb teşkil edecek bir iş yapmayınız, çünkü onun duası kabul edilen bir duadır.

“Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek gizlice sıvışıp gidenlerinizi muhakkak Allah bilir” âyetinde geçen: “Gitmek” çıkmak demektir. “Gizlenerek sıvışmak” da, den gelir ve görülmek korkusu ile bir şeyin arkasından gizlenmek halini ifade eder. Münafıklar cuma namazından böylece sıvışıp, giderlerdi,

“Gizilce sıvışmak” lâfzı bu âyette hal konumunda bir mastardır, yani gizlenerek, sıvışarak gidenler anlamındadır. Bu da birinin diğeri arkasından saklanmasını ifade eder. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından görülmesin diye biri ötekinin arkasına geçerdi. Çünkü münafıklar için cuma gününden ve hutbeyi dinlemek için hazır olmaktan daha ağır bir iş yoktu. Bunu en-Nekkaş nakletmiştir. Buna dair açıklamalar daha önceden de geçmiş bulunmaktadır.

Bir diğer açıklamaya göre, onlar biri diğerinin arkasına saklanarak geri dönmek maksadıyla cihattan sıvışıp kaçıyorlardı. el-Hasen dedi ki: Burada sıvışıp gitmekten kasıt, cihaddan kaçıp gitmektir. Hassan’ın şu beyiti de bu anlamı dile getirmektedir:

“Kureyş ise sıvışarak önümüzden kaçmaktadır,

Yerini koruyamıyor, onların akılları oldukça hafiftir.”

“Sıvışıp gitmek” anlamındaki kelimenin “vav” harfinin sahih bir harf gibi telaffuz edilmesi; “Gizlenerek sıvışıp gitti” fiilinde harekeli oluşundan dolayıdır. Bu fiilin mazi, müzari ve mastarı: şeklinde de, şeklinde de kullanılır. Mastarında “vav”ın, “ya” harfine dönüşmesi i’lâl halinde tabi kılmak suretiyle makablinin kesreli oluşundan dolayıdır. Şayet mastarı; …diye gelirse, o takdirde i’lâl yapılmaz. Çünkü bu vezinde i’lâl câiz değildir.

“Artık onun emrine muhalefet edenler… sakınsınlar.” Bu âyet-i kerîmeyi fukahâ emrin vücub ifade ettiğine delil göstermişlerdir. Bunun delil olma şekli de şöyle açıklanır; Şanı yüce Allah, emrine muhalefet etmekten sakındırmakta ve böyle bir muhalefet dolayısıyla cezaya çarptırılmanın söz konusu olacağını; belirterek “kendilerine bir mihnet veya acıklı bir azâbın İsabet etmesinden çekinsinler” diye tehditte bulunmaktadır. O halde ona muhalefet haramdır, buna göre emrine uymak da vacibtir.

Burada sözü edilen “mihnet (fitne)”den kasıt, İbn Abbâs’a göre öldürülmektir. Atâ ise sarsıntıya uğramak ve çeşitli dehşetli hallerdir, demektedir. Ca’fer b. Muhammed de: Onlara musallat kılınacak zalim bir yöneticidir, diye açıklamıştır. Bunun Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)a muhalefetin uğursuzluğu sebebiyle kalplerin mühürlenmesi olduğu da söylenmiştir. “Onun emrine” âyetindeki zamirin yüce Allah’ın emrine ait olduğu söylenmiştir ki, bu Yahya b. Selâm’ın görüşüdür. Katade’ye göre ise Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)ın emrine râci’dir.

“Artık onun emrine muhalefet edenler” âyeti onun emrinden yüz çevirenler demektir. Ebû Ubeyde ve el-Ahfeş yer atan; …den, dan” burada zaiddir, demektedir.

el-Halil ve Sîbeveyh ise; Bu zaid değildir, manası: O emir verdikten sonra emrine muhalefet edenler, demektir, demişlerdir. Şairin şu mısraında olduğu gibi:

“…Ve uyanırken (uyandıktan sonra) kuşak bağlamaz.”

Yüce Allah’ın:

“Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı” (el-Kehf, 18/50) âyeti da bu türdendir. Rabbinin emrinden sonra fasıklık etti, demektir.

“İsabet etmesi” anlamındaki âyetin başına gelen; …ve” lâfzı daha önce geçen

“çekinsinler” anlamındaki fiil dolayısıyla nasb mahallindedir. Çoğu nahivcilere göre (harf-i cersiz olarak) Zeyd’den korktu, anlamında; demek câiz değildir. Ancak bu edatın kullanılması ile birlikte caizdir, çünkü bu edat ile beraber cer harfleri hazfedilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/nur-62/,https://kutsalayet.de/nur-64/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız