Niyeti, az bir süreyle tekbirin önüne almak caizdir. Ancak arada uzun bir süre geçerse, bu yeterli olmaz. Bu görüş, Ebû Hanîfe’nin mezhebini oluşturmaktadır. Çünkü niyet de bir ibadettir ve tıpkı oruçta olduğu gibi, namazın öncesinde alınması caizdir.
İmam Şâfiî ise şöyle der: Niyetin tekbir ile birlikte olması şarttır. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Hâlbuki onlar, dini yalnız O’na has kılarak ve hanîfler olarak Allah’a kulluk etmeleri… ile emrolunmuşlardı.” (Beyyine Suresi: 5)
Buradaki “O’na has kılarak” ifadesi, ibadet anındaki hâli anlatır. Yani kişi ibadeti eda ettiği vakit, bu hal üzere olmalıdır.
Niyetin amelden (namazdan) önce yapılmasının, kişiyi “niyet ederek ve ihlâsla ibadet eden” kimse olmaktan çıkarmayacağı şeklinde cevap verilmiştir. Nitekim oruçta niyet örneği ve malını vekiline elden verip zekâtını teslim eden kimsenin durumu buna delil teşkil eder.