Vacip olan, hakikati dışında niyet hükmünün devam etmesidir. Yani, kişi bu niyeti kesmeye yanaşmamalıdır. Şayet kişi namaz kıldığı esnada niyetinden gafil olur ya da şaşırırsa, bu durum onun namazının geçerliliğini etkilemez. Çünkü bundan tamamen kaçınmak mümkün değildir. Niyetin —oruç ve diğer ibadetlerde olduğu gibi— ibadet esnasında hakikatiyle sürekli bir etkisi olmaz.
Şüphesiz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Namaz için ezan okunduğu vakit şeytan, ezanı işitmemek için arkasını dönüp yellene yellene kaçar… Kamet bitince tekrar geri döner ve nihayet kişi ile nefsi arasına girerek ona vesvese vermeye başlar. Ona: ‘Şunu hatırla, bunu hatırla,’ diyerek daha önce hiç hatırında olmayan şeyleri hatırlatır. O kadar ki kişi, kaç rekât kıldığını bile bilemez olur.”
(Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.)