Onu nasıl geri alabilirsiniz? Oysa birbirinizle kaynaşmış ve onlar sizden sağlam bir söz almışlardı.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve keyfe (ve nasıl) te’huzûnehu (onu alırsınız) ve kad (oysa) efdâ (yaklaştınız) ba’dukum (birbirinize) ilâ ba’din (birbirine) ve ehazne (almışlardır) minkum (sizden) mîsâkan (bir sözleşme) galîzâ (sağlam)
Mukatil Tefsiri
“Onu nasıl geri alabilirsiniz?” buyruğu, mehrin önemini ve büyüklüğünü vurgulamak içindir. “Birbirinizle birleşmişken” ifadesiyle cinsel birleşme kastedilmektedir.
“Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” buyruğundaki sağlam sözden maksat ise, Yüce Allah’ın kadınlar hakkında emrettiği şu hükümdür: “Ya onları iyilikle tutun ya da iyilikle bırakın.” (Bakara 231)
Buradaki “sağlam” ifadesi, “şiddetli ve kuvvetli” anlamındadır. Kur’an’da geçen her “galîz/sağlam” ifadesi, şiddetli ve kuvvetli anlamını taşımaktadır.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın “Onu nasıl geri alabilirsiniz?” sözü şu anlama gelir: Boşamak ve yerlerine başka kadınları eş olarak almak istediğiniz eşlerinize verdiğiniz mehirlerden bir şeyi hangi hakla geri alabilirsiniz? Oysa birbirinizle yakınlık kurmuş, birbirinize temas etmiş ve kaynaşmışsınızdır. Bu ifade her ne kadar soru şeklinde gelmişse de, anlamı inkâr ve ağır bir kınamadır. Nitekim bir kimsenin başka birine: “Ben buna razı değilken bunu nasıl yaparsın?” demesi gibi, tehdit ve uyarı anlamı taşımaktadır.
“İfdâ” bir şeye doğrudan ulaşmak ve ona temas etmek demektir. Şairin şu sözünde olduğu gibi:
“Çürüme ve yıpranma, iç kısmı dışarı çıktıktan sonra dikişlere kadar ulaştı.”
Yani bozulma ve çürüme, dikişlere kadar erişmiştir. Bu ayette kastedilen “ifdâ” ise cinsel birleşmedir. Buna göre ayetin anlamı şöyledir: “Birbirinizle cinsel birleşmede bulunmuşken, verdiğiniz mehirleri nasıl geri alabilirsiniz?”
Bu görüşü tefsir ehlinin bir topluluğu da benimsemiştir. Abdulhamid b. Beyân el-Kannâd bana rivayet etti; dedi ki: İshak bize rivayet etti; Süfyan’dan, o da Âsım’dan, o da Bekr b. Abdullah’tan, o da İbn Abbas’tan. İbn Abbas şöyle dedi: “İfdâ”, temas etmektir; fakat Allah dilediği şeyleri üstü kapalı ifadelerle anlatır.
Muhammed b. Beşşâr bana rivayet etti; dedi ki: Ebû Âsım bize rivayet etti; Süfyan’dan, o da Âsım’dan, o da Bekr’den, o da İbn Abbas’tan. İbn Abbas şöyle dedi: “İfdâ”, cinsel birleşmedir; fakat Allah bunu üstü kapalı ifade etmiştir.
İbn Humeyd bana rivayet etti; dedi ki: Cerîr bize rivayet etti; Âsım b. Bekr b. Abdullah el-Müzenî’den, o da İbn Abbas’tan. İbn Abbas şöyle dedi: “İfdâ”, cinsel birleşmedir.
Muhammed b. Amr bana rivayet etti; dedi ki: Ebû Âsım bize rivayet etti; İsa’dan, o da İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den. Mücâhid, “Birbirinizle kaynaşmışken” sözü hakkında: “Kadınlarla cinsel birleşme” demiştir.
Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: Ebû Huzeyfe bize rivayet etti; Şibl’den, o da İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den bunun benzerini rivayet etti.
Muhammed b. Hüseyin bana rivayet etti; dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti; Esbât’tan, o da Süddî’den. Süddî şöyle dedi: “Birbirinizle kaynaşmışken” yani cinsel birleşmede bulunmuşken.
Yüce Allah’ın “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” sözünün anlamı ise şudur: Bu, sizin onlar hakkında kendinizi bağladığınız ahit ve verdiğiniz sözdür. Yani onları ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Bize ulaştığına göre, Müslümanların nikâh akdinde eskiden damada şöyle denirdi: “Allah adına söz veriyor musun; onu ya iyilikle tutacak ya da güzellikle salıvereceksin?”
Bişr b. Muâz bana rivayet etti; dedi ki: Yezîd bize rivayet etti; Saîd’den, o da Katâde’den. Katâde, “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” ayeti hakkında şöyle dedi: Kadınlar için erkeklerden alınan sağlam söz, onları iyilikle tutmak veya güzellikle salıvermektir. Müslümanlar nikâh kıyarken de şu söz alınırdı: “Allah adına söz veriyorsun; onu ya iyilikle tutacak ya da güzellikle salıvereceksin.”
Tefsir ehli, burada kastedilen “sağlam söz” hakkında farklı görüşler ileri sürmüştür.
Bazıları bunun, “iyilikle tutmak veya güzellikle salıvermek” olduğunu söylemiştir.
Yakub b. İbrahim bana rivayet etti; dedi ki: Huşeym bize rivayet etti; Cüveybir’den, o da Dahhâk’tan. Dahhâk, “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” ayeti hakkında şöyle dedi: “İyilikle tutmak veya güzellikle salıvermek.”
Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: Amr b. Avn bize rivayet etti; Huşeym’den, o da Cüveybir’den, o da Dahhâk’tan bunun benzerini rivayet etti.
Hasen b. Yahyâ bana rivayet etti; dedi ki: Abdürrezzâk bize rivayet etti; Ma‘mer’den, o da Katâde’den. Katâde şöyle dedi: Bu, Allah’ın kadınlar lehine erkeklerden aldığı sözdür: “İyilikle tutmak veya güzellikle salıvermek.” Bu söz nikâh akdi sırasında alınırdı.
Muhammed b. Hüseyin bana rivayet etti; dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti; Esbât’tan, o da Süddî’den. Süddî şöyle dedi: “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” ifadesi, velinin nikâh sırasında: “Seni Allah’ın emaneti üzere onunla evlendirdik; onu iyilikle tutacak veya güzellikle salıvereceksin” demesidir.
Amr b. Ali bana rivayet etti; dedi ki: Abdüla‘lâ bize rivayet etti; Saîd’den, o da Katâde’den. Katâde şöyle dedi: Allah’ın kadınlar lehine aldığı sağlam söz, onları iyilikle tutmak veya güzellikle salıvermektir. Müslümanların nikâh akdinde de: “Allah adına söz veriyorsun; onu iyilikle tutacak ve güzellikle salıvereceksin” denirdi.
Amr b. Ali bana rivayet etti; dedi ki: Ebû Kuteybe bize rivayet etti; Ebû Bekir el-Hüzelî’den, o da Hasan ve Muhammed b. Sîrîn’den. Onlar, “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” ayeti hakkında şöyle dediler: “İyilikle tutmak veya güzellikle salıvermek.”
Diğerleri ise bunun, kadının cinsel ilişkisinin helal olduğu nikâh sözü olduğunu söylemişlerdir.
Muhammed b. Amr bana rivayet etti; dedi ki: Ebû Âsım bize rivayet etti; İsa’dan, o da İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den. Mücâhid, “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” ayeti hakkında şöyle dedi: “Kadınların mahrem yerlerini helal kılan nikâh sözüdür.”
Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: Ebû Huzeyfe bize rivayet etti; Şibl’den, o da İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den bunun benzerini rivayet etti.
Muhammed b. Beşşâr bana rivayet etti; dedi ki: Yahyâ b. Saîd bize rivayet etti; Süfyan’dan, o da Ebû Hâşim el-Mekkî’den, o da Mücâhid’den. Mücâhid şöyle dedi: Bu, “Seni nikâhladım” sözüdür.
İbn Humeyd bana rivayet etti; dedi ki: Hakkâm bize rivayet etti; Anbese’den, o da Muhammed b. Ka‘b el-Kurazî’den. O şöyle dedi: “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” ifadesi, “Nikâh hakkını sana verdim” sözüdür.
Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: Ebû Nuaym bize rivayet etti; Süfyan’dan, o da Sâlim el-Eftas’tan, o da Mücâhid’den. Mücâhid şöyle dedi: “Nikâh sözüdür.”
Yunus bana rivayet etti; dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi. İbn Zeyd, “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” ayeti hakkında şöyle dedi: “Bu söz, nikâhtır.”
Amr b. Ali bana rivayet etti; dedi ki: Yahyâ b. Saîd bize rivayet etti; Süfyan’dan, o da Sâlim el-Eftas’tan, o da Mücâhid’den. Mücâhid şöyle dedi: “Nikâh sözü, yani ‘seni nikâhladım’ sözüdür.”
Diğerleri ise burada kastedilenin, Peygamber’in şu sözü olduğunu söylemişlerdir:
“Onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın kelimesiyle onların mahrem yerlerini kendinize helal kıldınız.”
Bu görüşü aktaranlar şunlardır:
İbn Vekî‘ bana rivayet etti; dedi ki: Babam bize rivayet etti; İsrail’den, o da Câbir ve İkrime’den. Onlar, “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” ayeti hakkında şöyle dediler: “Onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın kelimesiyle onların mahrem yerlerini kendinize helal kıldınız.”
Müsennâ bana rivayet etti; dedi ki: İshak bize rivayet etti; İbn Ebî Ca‘fer’den, o da babasından, o da Rebî‘den. Rebî‘ şöyle dedi: “Sağlam söz; onları Allah’ın emaneti olarak almanız ve Allah’ın kelimesiyle onların mahrem yerlerini helal kılmanızdır.”
Ebû Ca‘fer der ki: Bu ayette kastedilen “sağlam söz” hakkında en doğru görüş, bunun nikâh akdi sırasında erkeğin kadın hakkında üstlendiği; onu iyilikle tutma veya güzellikle salıverme taahhüdü olduğudur. Çünkü Allah erkeklere kadınlar konusunda bunu tavsiye etmiştir. “Mîsak”ın anlamını daha önce açıkladığımız için burada tekrar etmeye gerek yoktur.
Bu ayetin hükmünün muhkem mi yoksa mensuh mu olduğu konusunda da ihtilaf edilmiştir. Bazıları bunun muhkem olduğunu ve erkeğin, kadını boşamak istediğinde —boşanmayı isteyen kadın olmadığı sürece— ona verdiği şeylerden hiçbirini alamayacağını söylemiştir.
Bazıları ise bunun muhkem olduğunu ve boşanmayı isteyen kadın da olsa erkek de olsa, erkeğin verdiği şeylerden hiçbirini geri alamayacağını ileri sürmüştür. Bu görüş, Bekr b. Abdullah el-Müzenî’den nakledilmiştir.
Mücâhid b. Musa bana rivayet etti; dedi ki: Abdüssamed bize rivayet etti; Ukbe b. Ebî’l-Mühenna’dan. O şöyle dedi: Bekr’e muhâlaa yapan kadın hakkında sordum: “Kocasının verdiği şeylerden bir şey alabilir mi?” Bekr: “Hayır, çünkü onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” dedi.
Diğerleri ise bu ayetin hükmünün, “Size verdiğiniz şeylerden herhangi birini geri almanız helal değildir; ancak Allah’ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarlarsa başka” (Bakara 229) ayetiyle neshedildiğini söylemişlerdir.
Yunus bana rivayet etti; dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi. İbn Zeyd, “Bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz…” ayetinden “Onlar sizden sağlam bir söz almışlardı” kısmına kadar olan ayetler hakkında şöyle dedi: Sonra Allah ruhsat verdi ve şöyle buyurdu: “Size verdiğiniz şeylerden herhangi birini geri almanız helal değildir; ancak Allah’ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarlarsa başka. Eğer Allah’ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarsanız, kadının fidye olarak verdiği şeyde ikisine de günah yoktur.” (Bakara 229) Böylece bu ayet, öncekini neshetti.
Ebû Ca‘fer der ki: Bu konuda doğru olan görüş, ayetin muhkem olduğu ve neshedilmediği görüşüdür. Erkek, kadını boşamak isteyen taraf kendisi olduğu sürece ve kadından bir nüşûz veya şüpheli bir davranış görülmedikçe, ona verdiği şeylerden hiçbirini alamaz.
Çünkü nesheden hüküm, önceki hükmü tamamen ortadan kaldıran hükümdür. Daha önce eserlerimizde açıkladığımız üzere, “Bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz…” ayeti, “Kadının fidye olarak verdiği şeyde ikisine de günah yoktur.” (Bakara 229) ayetinin hükmünü ortadan kaldırmamaktadır.
Zira Allah’ın “Bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz ve onlardan birine bir kantar vermiş olsanız bile, ondan hiçbir şey almayın.” buyruğunda haram kıldığı şey; boşanmayı isteyen taraf erkek olduğunda, verdiği mehirden bir şey geri almasıdır.
Buna karşılık Allah’ın “Kadının fidye olarak verdiği şeyde ikisine de günah yoktur.” (Bakara 229) buyruğuyla helal kıldığı şey ise; boşanmayı isteyen taraf kadın olduğunda ve erkeğin boşanmaktan hoşlanmadığı durumlarda fidye almasıdır. Daha önce başka yerlerde bu durumların açıklamasını yapmıştık.
Dolayısıyla iki ayetin hükümleri birbirini ortadan kaldırmamaktadır. Böyle olunca birinin diğerini neshettiğine hükmetmek ancak kesin bir delille mümkün olabilir.
Bekr b. Abdullah el-Müzenî’nin, muhâlaa yapan kadından erkeğin hiçbir şey alamayacağı yönündeki görüşü ise doğru değildir. Çünkü sahih rivayetlerde Peygamber’in, Sâbit b. Kays b. Şemmâs’a, ayrılmak isteyen ve kusur kendisinde bulunan eşinden verdiği mehri geri almasını ve onunla ayrılmasını emrettiği sabittir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…