Müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler olarak gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir mazereti olmasın. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Rusulen (elçiler) mübeşşirine (müjdeleyici) ve münzirine (uyarıcı) li ella (olmasın diye) yekune (olsun) linnasi (insanlar için) alallahi (Allah’a karşı) huccetun (bir mazeret) ba’dar rusuli (elçilerden sonra) ve kanallahu (ve Allah olmuştur) azizan (güçlü) hakima (hikmet sahibi)
Mukatil Tefsiri
“Müjdeleyici peygamberler” ifadesiyle cenneti müjdeleyen peygamberler kastedilmektedir.
“Uyarıcı peygamberler” ifadesiyle de insanları cehennem azabına karşı uyaran peygamberler kastedilmektedir.
“Peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı ileri sürebilecekleri bir delilleri kalmasın.”
Yani kıyamet günü insanların:
“Bize senden bir elçi gelmedi.” deme imkânları bulunmasın diye peygamberler gönderilmiştir.
“Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Yani insanların arasına peygamberler göndermeyi hikmet ve hükmü gereği takdir etmiş ve buna hükmetmiştir.
Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ bununla şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz biz sana vahyettik; tıpkı Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi” (Nisâ 163) ve burada isimleri zikredilen diğer peygamberlere de vahyettik. “Resuller” kelimesi, daha önce isimleri anılan peygamberlerden ayrılarak mansup olarak gelmiştir. “Müjdeleyiciler” buyruğu ile kastedilen şudur: Ben onları kullarıma ve yaratılmışlarıma elçiler olarak gönderdim; bana itaat eden, emrime uyan ve peygamberlerimi tasdik eden kimseleri sevabımla müjdelemek üzere gönderdim. “Uyarıcılar” buyruğu ile de, bana isyan eden, emrime karşı gelen ve peygamberlerimi yalanlayan kimseleri azabımla korkutmak üzere gönderildikleri kastedilmiştir.
“Peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir mazereti olmasın diye” buyruğunun anlamı şudur: Ben peygamberlerimi kullarıma müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdim ki, bana karşı inkâr eden, benim dışımda ortaklar edinen veya yolumdan sapan kimseler, kendilerini cezalandırmak istediğimde: “Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, zillete düşmeden ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık.” (Tâhâ 134) diyerek delil getirmesinler. Böylece Allah Teâlâ, birliğinde sapıklığa düşen, emrine karşı gelen ve bâtıl üzerinde bulunan herkesin mazeretini ortadan kaldıran kesin delilleri ortaya koymuş, onlara karşı hücceti tamamlamıştır. Bu, Allah’ın onlara karşı mazeret bırakmaması ve kendisinin onlar üzerinde, hatta bütün yaratılmışları üzerinde kesin ve üstün hüccete sahip olması içindir.
Bu konuda bizim söylediğimize benzer şekilde tefsir ehli de görüş bildirmiştir. Bu görüşü nakledenlerden biri olarak Muhammed b. Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti, dedi ki: Esbât, Süddî’den rivayet ederek Allah’ın: “Peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir mazereti olmasın diye” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Onlar kıyamet günü: ‘Bize peygamber göndermedin.’ demesinler diye.”
“Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” buyruğunun anlamı ise şudur: Allah, peygamberlerini ve delillerini göndererek hüccetini kesin biçimde ortaya koyduktan sonra, kendisini inkâr eden ve emrine karşı gelen kullarından intikam alma hususunda daima üstün güç sahibidir. O, kulları hakkında takdir ettiği ve yürürlüğe koyduğu her işte hikmet sahibidir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…