Allah, sizin için kendi cinsinizden eşler yarattı. Eşlerinizden sizin için oğullar ve torunlar verdi. Sizi temiz şeylerle rızıklandırdı. Şimdi batıla mı inanıyorlar ve Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
Diyanet Vakfı
Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hala batıla inanıp Allahın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Kurtubi Tefsiri
Allah, sizin için kendi nefislerinizden eşler yarattı. Eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattı. Sizi güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetlerini inkâr mı ediyorlar?
“Allah, size kendi nefislerinizden eşler yarattı” âyetindeki, önceden geçtiği gibi
“yarattı” anlamındadır,
“Kendi nefislerinizden eşler” âyeti ile Hazret-i Âdem’i ve ondan Havva’yı yaratmış olduğunu kastetmektedir. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: O, sizlere kendi nefislerinizden, yani, kendi cins ve türünüzden ve sizin hilkatiniz gibi eşler yarattı.
“Yemin olsun ki, size, kendi nefislerinizden (içinizden) öyle bir peygamber gelmiştir ki..,” (et-Tevbe, 9/128) âyeti da bunun gibidir. Yani, sizin gibi Âdemoğullarından bir peygamber… demektir.
Bu âyet ile cinlerle evlenip onlarla birlikte ilişki kurduklarına inanan Arapların kanaatleri reddedilmektedir. Öyle ki, Amr b. Hind’in, cinlerden bir Gul ile evlendiği ve onu görüp de ürkmesin diye şimşeğe karşı gizlediği rivâyet edilmiştir. Gecenin birisinde şimşek parlayıp bu Gul, bunu görünce,
Amr demiş ve kaçıp gitmiş; bir daha da onu görememişti. Bu, bu gibi şeylere İnanan Arapların uydurdukları yalanlardandır. Yüce Allah’ın hüküm ve hikmeti açısından bunlar mümkün görünse bile; böyledir.
Bu âyet, aynı zamanda cinlerin varlığını inkâr eden, onların yemek yemelerini imkânsız kabul eden filozofların kanaatlerini de reddetmektedir.
“Eşler”den kasıt, erkeğin eşidir. Bu da onun gibi olan ikinci tür demektir. Çünkü erkek, tek başına bir tektir. Ona eşi eklenince bu sefer çift olurlar. Eşin, bu âyette kadına değil de erkeğe izafe edilmesi, -önceden de geçtiği gibi- erkeğin varlıkta kadının aslını teşkil etmesinden dolayıdır.
“Eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattı” âyeti ile ilgili açıklamalarımızı beş başlık halinde sunacağım
1. Çocukların Anneye İzafe Edilmelerinin Anlamı:
Yüce Allah’ın:
“Eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattı” âyeti, oğulların nimet olarak sayıldığı hususunda açıktır. Oğullar ise, erkek ve zevcesinden dünyaya gelir. Ancak doğan yavru, annede yaratılıp ondan ayrıldığı için burada eşlere izafe edilmişlerdir. Bundan dolayı kölelikle dev hürriyette de çocuk anneye tabidir ve mal olup olmamak bakımından da annesi gibidir.
İbnü’l-Arabî der ki: Ben, Medinetü’s-Selam’da Hanbelî mezhebi mensuplarının İmâmı olan Ebû’l-Vefa Ali b. Akil’i şöyle derken dinledim: Mat oluş bakımından çocuk annesine tabidir. Kölelik ve hürriyet hususunda da annenin hükmünü alın. Çünkü çocuk, hiçbir kıymeti ve mali hiçbir değeri, hiçbir faydası olmayan bir nutfe olarak babadan ayrılır. O, ne kazanmışsa, annesi ile ve annesinden kazanmıştır. İşte bundan dolayı annesine tabi olur. Tıpkı bir kimse, bir başkasının toprağında bir hurma yiyip, yediği hurmanın bir çekirdeğinin de elinden yere düşmesi, sonra da bu çekirdeğin bir hurma ağacı olması halinde olduğu gibi. Böyle bir ağaç, ümmetin icmaı ile yiyenin değil, arazi sahibinin mülküdür. Çünkü bu çekirdek, yiyenden kıymetsiz bir şey İken ayrılmıştır
2. Torunlar ve Yardımcılar:
” Ve torunlar yarattı” âyeti ile ilgili olarak, İbnü’l-Kasım, Mâlik’ten rivâyetle şöyle demektedir: Ben, Malik’e, yüce Allah’ın:
“Oğullar ve torunlar” âyeti hakkında sordum da o, şöyle dedi: Burada geçen “halede (mealde; torunlar)” görüşüme göre hizmetçiler ve yardımcılar demektir. İbn Abbâs’tan da, yüce Allah’ın bu âyeti ile ilgili olarak, bunlar yardımcılardır, sana yardımcı olan herkes; Senin hafidin olur” dediği rivâyet edilmiştir. Ona: Peki, Araplar böyle bir kullanımı biliyorlar mı diye sorunca, o: Evet bilirler ve kullanırlar da; diye cevap verdikten sonra, şairin şu beyitini hiç duymadınız mı, diye sormuştu:
“Hizmetçiler, çevrelerinde çabucak hizmete koşuştular
Ve develerin yuları da ellerine teslim edildi.”
el-A’şâ da şöyle demiştir:
“Develere şarkı söyleyenler, arkalarından hızlıca koştuklarında, ben onları
Henüz hamile kalmamış develerime karşılık, Yemenli dişi develerle yükümlü tuttum.”
İbn Arefe der ki: Araplara göre “hafede” yardımcılar demektir. Bir kimse, bir İşi itaatle ve çabucak yaparsa, ona “hâfid” denilir. Kunuî duasında geçen Sana doğru koşarız ve çabucak senin hizmetine geliriz” ifadesi de buradan gelmektedir. “Hatedân” da, hızlıca gelmek demektir.
Ebû Ubeyd der ki: “HafcT, çalışmak ve hizmet etmek demektir. el-Halil b. Ahmed de der ki: Araplara göre “hafede”, hizmetçiler demektir. Mücalıld de böyle demiştir. el-Ezherî ise şöyle demiştir: Hafede’nın, oğulların oğulları (torunlar) olduğu da söylenmiştir. Bu açıklama İbn Abbâs’tan rivâyet edilmiştir. İki kızkardeş anlamında olduğu da söylenmiştir. Bunu İbn Mes’ûd, Alkame, Ebû’d-Dulıâv Saîd b. Cübeyr ve İbrahim söylemişlerdir. Şairin şu beyitleri bu kabildendir:
“Nefsim eğer bana itaat etseydi, hiç şüphesiz onun
Çokça sayıda hafedleri olurdu.
Bu beyitin “Nefsim bana İtaat etseydi eğer; Onun hizmetçisi olurdu; hem bu büyük bir iş sayılmaz” şeklinde anlaşılması da mümkündür.
Fakat bu nefis hep bana karşı çıkıyor
kimselerin damat olmasından hoşlanmıyor, tiksiniyor.”
Zır. Abdullah’tan şöyle dediğini rivâyet eder: Hafede, damatlardır. İbrahim böyle demiştir. Manalar birbirine yakındır. el-Asmaî der ki: Kadın tarafının erkek akrabalara “haten” denilir. Babası, kardeşi ve benzerleri gibi. “Sıhr” ise, her iki taraftan akrabalara denilir. Mesela, filan kişi filan oğullarının sihn oldu, onlarla sıhrî akrabalık kurdu denilir. Abdullah’ın: “(Hafede) kadın yoluyla akrabalar demektir” sözünün ise, her iki anlama gelme İhtimali vardır. Onun bu sözleriyle hem kadının babasını (kayınpederi) kastetmiş olma ihtimali vardır, hem de buna benzer diğer akrabalarını kastetmiş olabilir. O, size eşlerinizden oğullar ve başkalarıyla evlendireceğiniz kızlar da yaratmıştır, böylelikle sizin bu kızlarınız sebebiyle damatlarınız olur, anlamını kastetmiş de olabilir. İkrime der ki: Hafede, kişiye çocukları arasından faydası dokunan kimseler demektir,
Bu kelimenin aslı; den gelmektedir ve bu da hızlıca yürümek için kullanılır. Küseyyir’ın, az önce de nakledilen:
“Hizmetçiler aralarında hızlıca gidip geldiler…”
Beyitinde olduğu gibi.
(…….) şekillerinin, hizmet ettim anlamında İki ayrı söyleyiş olduğu da söylenmiştir. Tekil ve çoğulu: Hizmetçi, hizmetçiler” şeklinde gelir. şeklinde de kullanılır.
el-Mehdevî der ki: “Hafede” kelimesini, hizmetçiler anlamında kabul edenler, takdiri kastederek, kendisinden önceki İfadelerden munkatı kabul ederler. Ve şöyle buyurulrnuş gibi değerlendirirler: “O, size hizmetçiler yarattığı gibi, eşlerinizden oğullar da yaratmıştır.” Derim ki: el-Ezherî’nin ifade ettiği şekilde hafedenin çocukların çocukları demek olması, Kurân-ı Kerîmin zahirinden anlaşılandır. Hatta, Kur’ân-i Kerîm’in nassı bile bunu ortaya koymaktadır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattık.” Yüce Allah, bu âyetinde torunlar (hafede) ile oğulları eşlerden yarattığını ifade etmektedir.
İbnu’l-A’râbî der ki: Bence daha zahir (daha kuvvetli) olan, yüce Allah’ın;
“Oğullar ve torunlar” âyetinde kastedilen, oğulların kişinin sulbünden olma oğulları, torunların ise, ogulun oğulları olduğudur. Lâfzın kuvveti bakımından bundan da daha ötesi olmaz. Bu durumda âyet-i kerimenin takdiri şöyle olur: O, size eşlerinizden oğullar, oğullardan da torunlar yaratmıştır. Bu anlamdaki bir açıklamayı el-Hasen de yapmıştır.
3. Ev Hanımının Evinde Hizmet Etmesi;
Mücahid, İbn Abbâs, Mâlik ve dil bilginlerinin, burada geçen
“hafede”nin, hizmetçi ve yardımcılar demek olduğu şeklindeki görüşlerinden hareketle fer’i bir hüküm çıkarma yoluna gidersek, şunu söyleyebiliriz: Bu durumda çocuğun ve hunimin hizmet etmesi, en harikulade bir beyanla Kur’ân-ı Kerîm’den de anlaşılmış olmaktadır. Bunu İbnü’l-Arabî ifade etmektedir. Buhârî ve başkaları Sehl b. Sa’d’dan şöyle dediğini rivâyet ederler; Ebû Useyyid es-Saidi, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı kendi düğününe davet etti. Onlara hizmet eden onun hanımı idi.. Buhâri, Mik:îlı 71. 77. 78. Eşribe 7, Eyman 21: Müslim, Eşribe 86: İbn Mâce, Nikâh 24. Müsned, m, 498 Bu hadis, bundan önce Hud SÛRESİ’nde, (11/69-71. âyetler, 10. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Sahihte de, Hazret-i Âişe’den şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın Kâ’be’ye göndereceği kurbanlık develerin gerdanlıklarını kendim ellerimle büktüm…! Buhâri Hacc 106, 111. Vekâlet 14: Müslim, Hacc 362, 364, 366, 369; Ebû Dâvûd, Menasik 16; Nesâî, Mendsik 66, 68; Müsned, VI. 78, 223, 238
İşte bundan dolayı ilim adamlarımız şöyle demişlerdir: Evin hanımı; yatakları yapmak, yemek pişirmek ve evi süpürmek -kendi durumuna ve kendi durumundakilerin adetlerine uygun olarak- ile mükelleftir. Çünkü yüce Allah:
“Ondan da kendisinde sükûn bulsun dîye eşini yaratan O’dur” (el-A’raf, 7/189) diye buyurmaktadır. Âdeta yüce Allah, eşlerimizde sükun bulmayı, onlardan yararlanmayı ve adete göre bir çeşit hizmetlerinden faydalanmayı bir arada ihsan etmiş gibidir.
4. Kocanın Ev işlerinde Hanımına Yardımcı Olması:
Erkek, hafif hizmet işlerinde hanımına hizmet eder ve ona yardıma olur. Çünkü Hazret-i Âişenin rivâyetine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) de, ev halkının işlerini görür, ezan sesini işitti mi de evden çıkardı. Buhâri, Fiân 44. Nafaka t 3, Edeb 40: Tirmizî, Sıfatu’l-Kiyfune 45: Müsned, VI, 49. 126. 206.
Malik’in görüşü de bu doğrultudadır O, erkek hanımına yardımcı olur, demiştir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın ahlâki arasında, ayakkabısını dikmesi, evi süpürmesi, elbiselerinin söküğünü) dikmesi de vardı. Hazret-i Âişe’ye: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) evinde neler yapardı diye sorulunca, şöyle demişti: O da insanlardan bir İnsandır/Rendi elbisesini temizler, koyununun sütünü sağar ve kendi hizmetini kendisi görürdü Müsned, VI, 256
5. Erkeğin Hizmetçi Tutma Yükümlülüğü:
Erkek, yalnızca bir hizmetçinin masraflarını karşılar. Servet ve evinin durumuna göre daha fazlasının masraflarını karşılar da denilmiştir Çünkü bu, şeriatın aslî kaynaklarından birisi olan örf ile alakalıdır. Bedevi Arap kadınları ile çöllerde yaşamakta olan kadınlar, suyun ta (Ulaştırılması işlerinde, hayvan bakımlarında kocalarına hizmel eder, yardımcı olurlar. Şehirlerde yaşayan dar geçimli erkekler, hafif işlerde hanımına hizmet eder, ona yardımcı olur. Zengin olanlar ise, kocalarından hizmetçi isterler ve eğer böyle bir konumda İseler, kadınlar da kocaları gibi rahat yaşarlar. Şayet anlaşmazlığı gerektiren bir durum olursa ve kadın kocasına (hizmetçiyi) şart koşmuş ise, bu konuda kendisinin hiçbir şekilde kendi işlerini gören bir kimse olduğu bilinmediğine dair şahit tutar ve o takdirde koca da onun işlerini gördürmek üzere hizmetçi tutmayı kabul etmiş ise, buna göre hüküm verilir ve bu husustaki anlaşmazlık da ortadan kalkar.
“Sizi güzel ve temiz şeylerden” meyveler, tahıllar ve hayvanlardan “rızıklandırdı. şimdi onlar batıla” İbn Abbâs’ın açıklamasına göre putlara “inanıyorlar da Allah’ın nimetlerini” yani, İslâm’ı “İnkâr mı ediyorlar?”