1 – 2 – 3 – 4 – 5 – 6 – 7 – 8 – 9 – 10 – 11 – 12 – 13 – 14 – 15 – 16 – 17 – 18 – 19 – 20 – 21 – 22 – 23 – 24 – 25 – 26 – 27 – 28 – 29 – 30 – 31 – 32 – 33 – 34 – 35 – 36 – 37 – 38 – 39 – 40 – 41 – 42 – 43 – 44 – 45 – 46 – 47 – 48 – 49 – 50 – 51 – 52 – 53 – 54 – 55 – 56 – 57 – 58 – 59 – 60 – 61 – 62 – 63 – 64 – 65 – 66 – 67 – 68 – 69 – 70 – 71 – 72 – 73 – 74 – 75 – 76 – 77 – 78 – 79 – 80 – 81 – 82 – 83 – 84 – 85 – 86 – 87 – 88 – 89 – 90 – 91 – 92 – 93 – 94 – 95 – 96 – 97 – 98 – 99 – 100 – 101 – 102 – 103 – 104 – 105 – 106 – 107 – 108 – 109 – 110 – 111 – 112 – 113 – 114 – 115 – 116 – 117 – 118
Mü’minûn Suresi, Kur’an’ın 23. suresi olup Mekke döneminde indirilmiştir ve 118 ayetten oluşur. Adını, ilk ayette geçen ve “müminler” anlamına gelen “mü’minûn” kelimesinden alır. Surede gerçek müminlerin özellikleri, insanın yaratılışı, peygamberlerin ortak mesajı, ahiret ve Allah’ın kudreti üzerinde durulur.
Surenin başlangıcında kurtuluşa eren müminlerin özellikleri sıralanır. Onların namazlarında huşû sahibi oldukları, boş ve faydasız işlerden uzak durdukları, zekât verdikleri, iffetlerini korudukları, emanetlerine ve sözlerine sadık kaldıkları, namazlarını titizlikle yerine getirdikleri belirtilir. Bu özelliklere sahip olanların Firdevs cennetine mirasçı olacakları ve orada ebedî kalacakları müjdelenir.
Mü’minûn Suresi’nde insanın yaratılışı üzerinde geniş şekilde durulur. İnsanın topraktan yaratıldığı, ardından nutfe, alaka ve mudğa gibi aşamalardan geçirilerek şekillendirildiği anlatılır. Daha sonra ölümün geleceği ve kıyamet gününde yeniden dirilişin gerçekleşeceği bildirilir. Bu yaratılış süreci, Allah’ın kudretinin önemli delillerinden biri olarak sunulur.
Surede göklerin ve yerin yaratılması, yağmurun indirilmesi, bitkilerin yetiştirilmesi, hayvanların insanların hizmetine verilmesi ve gemilerin denizlerde yüzdürülmesi gibi nimetler hatırlatılır. İnsanlar bu nimetler üzerinde düşünmeye ve Allah’a şükretmeye çağrılır.
Mü’minûn Suresi’nde birçok peygamberin kavimleriyle olan mücadelesine de değinilir. Nuh peygamberin kavmini Allah’a çağırması, ancak onların onu yalanlamaları anlatılır. Ardından Âd ve Semûd gibi toplumların inkârları sebebiyle helak edildikleri belirtilir. Musa ve Harun’un Firavun’a gönderilmeleri, İsa ve annesi Meryem’in Allah’ın ayetlerinden birer delil olmaları da zikredilir.
Surede bütün peygamberlerin aynı çağrıyı yaptığı vurgulanır. Onların insanları yalnızca Allah’a kulluğa davet ettikleri, ancak toplumların zamanla parçalanıp çeşitli gruplara ayrıldıkları ifade edilir. Buna rağmen Allah’ın gönderdiği mesajın özü değişmemiştir.
Mü’minûn Suresi’nde ahiret ve hesap günü de önemli yer tutar. Sûra üflendiğinde insanlar arasındaki soy bağlarının fayda vermeyeceği, herkesin kendi hesabıyla meşgul olacağı belirtilir. Amel terazisinde iyilikleri ağır gelenlerin kurtuluşa ereceği, iyilikleri hafif gelenlerin ise hüsrana uğrayacağı bildirilir.
Surede inkârcıların ahiretteki pişmanlıkları da anlatılır. Dünyaya geri dönüp salih amel işlemek isteyecekleri, ancak bunun mümkün olmayacağı belirtilir. Dünya hayatının kısa ve geçici olduğu, insanların Allah’ın huzurunda mutlaka hesaba çekilecekleri vurgulanır.
Mü’minûn Suresi’nin son bölümünde Allah’ın mutlak hâkimiyeti ve birliği tekrar hatırlatılır. Göklerin, yerin ve arşın sahibinin Allah olduğu, O’ndan başka ilah bulunmadığı belirtilir. Allah’ın çocuk edinmediği ve O’nun yanında başka bir ilahın bulunmadığı güçlü ifadelerle açıklanır.
Sure, müminlere bağışlanma ve rahmet dilemeleri öğütlenerek sona erer. Allah’ın merhametlilerin en merhametlisi olduğu vurgulanır.
Genel olarak Mü’minûn Suresi, gerçek müminlerin ahlaki ve ibadi özelliklerini açıklayan, insanın yaratılışını Allah’ın kudretine delil olarak sunan, peygamberlerin ortak tevhid mesajını hatırlatan, ahiret sorumluluğunu güçlü şekilde vurgulayan ve kurtuluşun iman ile salih amelde olduğunu öğreten kapsamlı bir suredir.